“Elimde bir ayna. Kendime bakıyorum. ‘Baktığım ve gördüğüm bir yana bana anladığım lazım’ diyorum. Yaşadığım yeri cehennem yapan, hep yanlış anladıklarım ya da hiç anlamadıklarım.
Küfrüm kendime değil... Anlamamama. Ne işim var anlamadığım bir dünyada?”
“Şimdi ben söylüyorum. Yakışıklı adamlarla bakışmayın kadınlar. O adamların uzun, kalın parmaklı kürek gibi ellerinde keskin makaslar, balta girmemiş ormanlar, gün yüzü görmemiş niyetler, içi ceset dolu bavullar, arabalardan kadınları aşağı atmalar, uykuda yastıklarla boğmalar, boyunlara ipler geçirip asmalar, yüzlere kezzap atmalar, saçlardan sürüye sürüye duvarlara çarpmalar falan var.
O adamlar... Keserler. Saçlarınızı keserler. Yüzerler. Derilerinizi yüzerler. Severler. Sizi bir severler, ölürsünüz.”
“Bu çok, çok kötü bir dünya. Sana kendini savunma fırsatı bile tanımadan iyi niyetini sorguluyorlar. Dostluk arayışın, sapık planlara yoruluyor. Böyle olmamalı. Ama böyle işte”