10/10
·320 syf.·
2026 14. kitabı
Johann Hari'nin Çalınan Dikkat adlı kitabı, günümüz insanının giderek azalan odaklanma becerisini ele alan, düşündürücü ve sarsıcı bir kitap. Kitabı okumaya başlamadan önce dikkat dağınıklığını daha çok bireysel bir sorun olarak görüyordum. Ancak kitap, meselenin sadece irade, disiplin veya kişisel tercihlerle açıklanamayacağını gösteriyor. Eserde dikkatimizin neden azaldığına dair birçok farklı sebep ele alınıyor. Sosyal medya platformlarının sürekli dikkatimizi çekmek için tasarlanmış olması, ekranlara maruz kalma süresinin artması, sürekli meşgul olma kültürü, sınav ve başarı baskısı, kaygı düzeyinin yükselmesi, uyku eksikliği ve hatta çevre kirliliğinin beyin üzerindeki etkileri dikkat çekici bir şekilde anlatılıyor. Özellikle çevresel faktörlerin dikkat üzerindeki etkisi benim için yeni ve şaşırtıcı bir bakış açısı oldu. Kitapta en çok etkilendiğim noktalardan biri, dikkat sorunlarının yalnızca bireyin eksikliği olarak görülmemesi gerektiği düşüncesiydi. Günümüzde odaklanmakta zorlanan insanlara sıklıkla "Daha disiplinli ol", "Kendini toparla" gibi tavsiyeler veriliyor. Oysa yazar, içinde yaşadığımız sistemin dikkatimizi sürekli parçaladığını ve bu durumun yalnızca kişisel irade ile çözülemeyeceğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, insanın kendisine karşı daha anlayışlı olmasını sağlıyor. Bir eğitimci olarak kitapta çocuklar ve eğitim sistemi üzerine yapılan değerlendirmeler de beni oldukça düşündürdü. Özellikle dikkat eksikliği yaşayan çocukların hemen tembel, isteksiz veya başarısız olarak etiketlenmemesi gerektiği vurgusu çok değerliydi. Günümüzde DEHB tanısı alan ve ilaç kullanan çocuk sayısındaki artışa değinilirken, öncelikle çocuğun yaşam koşullarının, kaygılarının, yaşadığı olayların ve çevresel etkenlerin değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
Zaman Makinesi’nden Notlar
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 20:43
Merhaba 1K okuyucuları LULU , Fatma Çiçek ve ben bu kitabı birlikte okuduk, birlikte düşündük ve farklı hislerle aynı yolculuğun içinde buluştuk. Bu yüzden bu inceleme biraz hepimizin ortak sesi oldu “Ne demek zaman yolculuğu? İnsan bir paradoksun içinde yuvarlanmakla üstünü başını toza bulayamaz, öyle değil mi?” İşte tam da bu hisle başladık Zaman Makinesi’ne. İlk sayfalardan itibaren hem merak uyandıran hem de insanın zihnini huzursuz eden bir tarafı vardı. Klasik okumak bazen tedirgin edebiliyor; dili ağır mı olacak, uzak mı hissettirecek diye düşünüyorsunuz ama H.G. Wells’in dili şaşırtıcı şekilde akıcıydı. Kitap hiç yormadan, aksine merak duygusunu giderek artırarak ilerledi. Üstelik insan durup düşünmeden edemiyor: Adam bu kitabı yaklaşık yüz otuz yıl önce yazmış ama resmen bugünün insanına, hatta geleceğin insanına dair şeyler söylemiş. Asıl etkileyici olan ise Wells’in yalnızca teknolojiyi değil, insanlığın dönüşümünü de öngörebilmiş olmasıydı. Bu yüzden kitap bugün bile şaşırtıcı şekilde güncel hissettiriyor. Eloi ve Morlock ayrımı ise kitabın en çarpıcı taraflarından biriydi bizim için. Yer üstündekiler konforun içinde gittikçe güçsüzleşmiş, tek tipleşmiş ve neredeyse çocuklaşmış bir topluluğa dönüşürken; yer altındakiler karanlığın içinde çalışa çalışa sertleşmiş ve vahşileşmişti. Wells burada yalnızca bir gelecek tasviri sunmuyor; sınıfları, sistemi, insan doğasını ve medeniyet fikrini de sorguluyor gibi hissettirdi bize. Özellikle Eloi’lerde dikkat çeken şeylerden biri de şuydu: ne mülkiyet hissi vardı, ne çalışma düzeni, ne tarım, ne hastalık, hatta salgın korkusu bile… Tekmil yeryüzü adeta dev bir bahçeye dönüşmüştü. İlk bakışta huzurlu görünen bu düzenin altında ise tuhaf bir edilgenlik hissi yatıyordu. Çünkü Wells sanki şunu
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kamuya Ders Kitabı
Puan vermedi·512 syf.··
2026 16. kitabı
Muhtemelen uzun ve oldukça kişisel bir inceleme yazısı olacak. Siddhartha Mukherjee gerçekten çok iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Bu hikayelerini de iki ana örgü (bazen üç ana örgü) ile bize sunuyor. Bir hiyerarşi barındırmadan dilin imkanları çerçevesinde birinci ve ikinci demek durumunda kalacağım lakin; bu durum bir beğeni ya da önem farkına benim açımdan işaret etmeyecektir. Birinci olarak bilimsel bilginin günümüze nasıl geldiğinin anlatıcılığında çok kıymetli bir iş yapıyor Siddhartha. Kitabın içindeki her başlığın akademik yazındaki ilk noktasından günümüzdeki bilgi birikimine ulaşana kadar emek sarf eden her bir bilim insanına işaret ediyor ve okuyucuyu da bu kümülatif bilgi artışında aktif bir izleyici olarak ağırlıyor. Diğer kısım ise okuyucu çektiği duygusal sayfalardır. Bir ders kitabı okurken okuyucu kendisini adı-sanı bilinen bir hastanın yanında Siddhartha'nın odasında şikayet dinlerken buluyor ya da hekim ile birlikte çare ararken... Aslında bu durum da duygusuz akademik bilginin omuzlarında yükselen romantize edilmiş güçlü beyaz önlüklülerin yükselmesine yol açıyor. Hastayı kurtarabilecek olan bilim insanları ya da hekimler... Örgüdeki bir üçüncü kısım ise çok daha nadir de olsa önemli yerlerde Siddhartha'nın kendisidir. Onun duyguları, boş yollarda yürüyüşleri ya da kişisel aile işlerine dair satırlar. Yani, bu kitabın yazarı da bir insan olarak ve okuyucusuyla insani ilişki kurmaya devam ediyor. Buraya kadar olan kısım kitabın nasıl kurgulandığı ile alakalı olsun. Devamı içinde Siddhartha taktiği kullanalım, durup durup farklı konulara sekelim. *** Siddhartha bilimsel olarak anlaşılması zor konuları berraklaştırmada gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Tabii ki, bu yorum taraflıdır. Ben bu kitabın muhtevasındaki her bilgiyi en azından bir kaç kere ders
Hücrenin Şarkısı: Dönüşen Tıp ve Yeni İnsanSiddhartha Mukherjee · Domingo Yayınevi · 202437 okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2026 27. kitabı
Dönem kitaplarının o ağır hissiyatı vardır ya hani işte tam tersi olan bir kitapla tanıştım. Anlatımı şiirsel ve akıcı üstelik sizi yormadan olayları direkt anlatarak ilerleyen bir hikayesi vardı. Kitap bölüm bölüm ve zaman aşımıyla ilerliyor. Birinci Dünya savaşı dönemiyle ilerleyen hikaye günümüze kadar uzandığını okuyoruz. Kitap cephede asker olan Johnun yaralı halde karların içinde Helena’yı düşünerek onunla geçirdiği anlarla başlıyor. Sonrasında zaman aşımıyla geçmiş ve gelecekte bir yolculuk biz bekliyor. Fotoğrafçıda çalışırkenki anılarıyla Helena ile yaşadıkları ve geçmişi. Fotoğrafçıda çalışırken ölü insanların silüetlerini fotoğraflarda görmeye başlar. Acı bir gerçeği paraya dönüştürmeye çalışa patronu ise onu yarı yolda bırakır. Artık işide iyi gitmezken evliliği ve büyük aşkı Helenadan da soğur.Ama Helena kızı ile ayakta durmayı başarır. Kızından torununa uzanan bu bağlantı dönemin hem savaş hemde günümüz acı gerçeğini ortaya koyuyor. Okurken öncelikle zaman aşımlarında nerdeyim diye sorgulatsada ben hikayesini ve dilini okurken keyif aldım.
TutsakAnne Michaels · Timaş Yayınları · 202625 okunma
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
4/10
·400 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 00:32
Öncelikle beklentimi karşılamadığı için o kadar üzüldüm ki. Çünkü yazarı epeydir biliyorum ve eskiden okuduğumda gerçekten bir kitabını gerçekten beğenmiştim ve malum kitap fiyatları artışa geçti ve o arada anca göz koleksiyoncusu kitabını alabildim. Yani nasıl desem en baştan yazım dilinden hiç hoşlanmadım. Cümleler birbirinden o kadar uzak ve o kadar bağlamsızdılar ki kitaba dalmak yerine sürekli okuduğum yeri baştan aldım. Sürekli ani geçişler olması sinirimi bozdu. Kurgusunu o kadar kötü bulmadım belki ama gerçekten o kadar iyi de değildi hatta hiç beğenmedim yerler oldu. Son sayfaları merakla okudum sadece-daha çok tiksintiyle- Açıkçası aktarmak istediği mesajı aktaramamıştı bence. Ana karakterin abisi bir ped#fili ve kitaba bir şekilde dahil oluyor. Yazar kitabın sonunda kendisine bu karakter hakkında "bizim bir ped#filiye acımamızı sağladın" tarzında yorumlar aldığını, Almanya'da aslında pedo olan yaklaşık 250 bin küsur kişi kadar insan olduğunu söylemiş ve tedavisinin olmadığından bahsetmiş. Her ped#filin eyleme geçmediğini,çoğunun suçluluk duyguları ile boğuştuğunu ve bu evrede tedavi alabilmelerinin gerekliliğini savunmuş ve buraya kadar tamam dedim ama bu yazdığı Cosmo adındaki karakter neyin nesi oluyor ki bu kadar acınmış? Travmatik bir çocukluk geçirmiş,kitabın büyük bir bölümü boyunca havalı ve yardımsever karakter rolünde ama daha kitabın belki daha ilk yüz sayfasında iken kardeşi onu komşunun küçük çocuğunu kaçırdığını ve bu yüzden tımarhaneye kapatıldığını söylüyor ve ayrıca çocuğun tesadüfen bulunduğunu ve hâlâ başına ne geldiğini kimseye anlatamayacak durumda olduğunu ekliyor. Ayrıca bu adam küçük yeğeni için onun hakkında kurduğu fantezilerin bir dolu mektubunu GÖNDERMİŞ. Ama ne zırvalıyor "normal bir hayatım olup hukuk okuyup benim gibi
Joshua ProjesiSebastian Fitzek · Pegasus Yayınları · 202367 okunma