Bana çılgın diyorsun, seni sevdiğim için. Yanılıyorsun, sevmek çılgınlık değil. Sevmek insan tarafımızı bulmamızda bence. Biraz da yaklaşmamızdır Tanrı'ya zaman zaman.
Dünyada sevmeyenlere, sevemeyenlere acımalı. Ot gelip ot gidenlere acımalı. Sevebilen insan kendini keşfetmiş insandır.
Talihli insandır. Çektiği bütün acılara rağmen, mutlu, kıvançlı insandır o. Aşktır yücelten bizi ve derinliğimiz aşktandır.
Gerisi boş, yalan.
Aşksa; sevmektir. Durmadan, nefes alırcasına sevmektir.
Sevmekle sevilmek ayrı şeyler... Sevilmeyi çoğaltmak, ona bir başka şekil vermek, daha da yoğunlaştırmak onu elimizde değil. Oysaki sevgimizi dilediğimiz gibi yoğurabilir, dilediğimiz şekli verebiliriz ona.
bazen gitmek daha da yakınlaştırır.
tıpkı gelmenin uzaklaştırabileceği gibi.
:)
insan anlar. yine de kondur(a)maz.
fakat çoğunlukla hisler zamana ayna tutar.
yine de bildiğine er ya da geç teslim olmalıdır yürek. istemese dahi. o çark hep böyle mi dönmeli?
kendi inanmak istediklerimizi doğru’dan saymak çocukluğumuzun tozlu raflarına kaldırdığımız bir hissiyat olmamalıydı.
ayrım şu; çocuksu masumluğunuzla gözettiğiniz insanlar o saf sevgiye karşı üç maymunu oynuyorlarsa onlar mazinin tozlu raflarına karışmalı. çünkü hâlâ ve her şeye rağmen (tabirce) çocuksu bir berraklıkta sevilebilecek kalpler elbette atıyor bu kocaman dünyada. ve o kalplerle rastlaşabilmek, kabullenme kapısının eşiğini geçtikten sonra başlayabilir ancak.
göz arkası bir yerde mi saklarsınız, hatır gönül falan nadide sayar baş köşede mi saklarsınız takdir sizin. fakat iyisiyle kötüsüyle onlar rafa kaldırılmalı.
şahsen öyle yaptım, öyle olması gerektiği için
bu isteyip istememekten öte bir histir..
eğer biri sizi kapının önüne kadar itiyorsa yakışan kapıdan çıkıp gitmektir.
hayaller, arzular, bastırılmış duygular o kapının eşiğine gidene kadar yolda dökülür birer birer.
geriye, alınmaya bile yeltenilmemiş bir gönlün çabasızlığa kırgın haklılığı kalır elde. anlamsızca.
bu alıntı öyle bir nitelikte benim için. unutmamak adına tekrar alıntılamak istedim sayfamda bir ilktir, hayatımda değil. ⚘️
"Seni kaybetmek istemiyorum. Sensiz bir tek gün bile dayanılmaz, katlanılmaz geliyor bana. Öylesine girdin ki yaşamıma. Aslında sensizliğe yavaş yavaş alıştırmalıyım kendimi diyorum."
--- ve işte kendi içimde yürümeyi öğrendim şimdi. ✨️
sokaklar bir yara gibi, yüründükçe kanardı
donup kalırdı sesim, o buzdan yüreklere vurdukça
her âna ağıt yakmak için dudaklarını aralık tutardı aklım,
en güzel duyguların kıyılarında durdukça.
ve işte kendi içimde yürümeyi öğrendim şimdi
bitmek bilmeyen sokağa çıkma yasaklarında
anladım ki artık herkes bayraksız bir ülkeydi
beyinler tel örgüleriyle çevriliydi, yürekler mayınlarla..
Ahmet Erhan 🕊
ne güzel demiş şair.. yolculuğun en yolcu merakını dinç tutan yanı kendi içine yürümeyi öğrendiğinde başlıyormuş. ve ben yer yer donup kalmış sesime, yaramı deşen sokaklara rağmen hep en güzel duygularımın kıyılarına kaçarken kendi içime yürümeyi öğrendim. ne o bitmek bilmez kanunsuz yasakları var ettim, ne bayraksız ülkelere vatan dedim.
tel örgüleriyle çevrili beyinlere ve mayından beter dağıtan yüreklere çok sevsem de bir yerde elveda demeliydim. bu ay benim için "yeni sayfalar açma" ayı oldu. 🌅
sevgili kasım,
seni bu çok sevdiğim şiirle uğurluyorum, buna değdin... 🥂