Kapağını açtım, bitene kadar da kapatmadım. Tek solukta bitti.
Ben ölümü hiç tatmadım. Hiç en yakınlarımdan birini kaybetmedim, hepsi sağ şükür. Hiç canımdan bir parçayı önce toprağa sonra yüreğime gömmek zorunda kalmadım.
Ölüm nasıl bir şey böyle? Bu nasıl bir aksettirmedir.
Seksen sayfa boyunca yas tuttum.
Hatice Hanım'ın zamansız gidişini yüreğimin ta içinde hissettim. Ölümün uğultusunu, yalnızlığın sessiz çığlıklarını, O'nu yaşatma çabasını, hayata serzenişini, yokluğunu kabullenmeyişini... Sessizce yaşadığımıza hak çıkararak, sessizliğimi bozmadan bitirdim.
Alıntılarla pekiştirmek isterim bahsettiklerimi:
~
Ağzım yarım kalmış arzularından bir avaz
Tuttum şiirler yazdım unutma diye beni
21. (syf60)
Misafirler gitti
Biz kaldık yine.
Eşyaların düzeni bozulmasın diye
Çırpınıp durdum sessizce.
Yeri değişen her şeyin
Seni biraz daha uzaklaştırdığını söyledim
Öylece baktılar yüzüme.
İnsan anılarını nasıl korur başka
Bilmiyorum
...