Irmak

Irmak
@irmakaktas
umudu, yakama çiçek gibi iliştirdim ❀
Sabahattin Ali’nin kaleminden dökülür de okunmaz mı?
8/10
·128 syf.·
2025 26. kitabı
Her Sabahattin Ali okuduğumda içimi anlam veremediğim tesirde bir hüzün kaplar. Bu kadar kıymetli bir yazara ve kalemine böylesine erken ve trajedik bir şekilde veda etmekten, eğer daha fazla yaşasaydı bize ve bizden sonraki nesillere bırakabileceği nice paha biçilemez eserleri düşündükçe tasalanır dururum. Sabahattin Ali’nin de eserlerinin de yeri farklıdır bende dolayısıyla. Benim pek öykü okuru olduğum söylenemez lakin Sabahattin Ali öykü okumayı sevmeyene bile okutur, öyküyü sevdirir. Değirmen ‘i de okumuştum. Bu kadar hayatın içinden “senin benim gibi kendi halinde insanlar” diye bahsettiğimiz o insanların bam telinden, Anadolu’nun kalbinden toplum benliğimize tutulan bir aynadır o sözler. Varlıktan, yokluktan, ekmek kavgasından, tutunma gayesinden, memleket telaşından içinde bulunduğumuz bu koca hayatın hangi karışından izler taşımaz ki bu satırlar?.. Sizi bilmem ama ben kısa ve yüklü eserler okumayı oldum olası daha çok sevmişimdir. Bu ufak ama duygu yükü sağanak olan, yüreğe dokunan öyküler hayat telaşı içerisinde bir es vermek açısından bana o kadar iyi geldi ki. Sabahattin Ali kitaplarının bendeki yeri “birkaç kere daha okunmalı” gözüyle baktıklarımdır. Zira bu öyküleri de öyle. Isıtmak İçin isimli öyküsü o kadar gerçekçiydi ki anbean gözümde canlandırarak okudum. O sızıyı, ikilemleri ve pişmanlığı kalbimde hissettim. Sadece bu öyküsü böyle değil, her öyküde verilmek isteneni ve kendi alacaklarınızı alırsınız… Kürk Mantolu Madonna benim vazgeçilmezlerimden biridir. Kuyucaklı Yusuf hepimizce ortak fikirdir ki nadide bir çiçek gibidir adeta. Bir kez okuduysanız alır bir kenara ayırırsınız hepsinden. İçimizdeki Şeytan hepimize kendi içimizden bir şeyler buldurtmuştu, kapılıp kaybolup gitmiştik… Yeni Dünya ‘da ise bir o kadar hayatın içinde hissettim kendimi işte. Hepsi ama hepsi Sabahattin
1000Kitap
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Şiddet şiddetin sonucudur.”
8/10
·56 syf.·
2025 25. kitabı
Yazar Édouard Louis ile tanıştığım kitap oldu Babamı Kim Öldürdü Öncelikle yazarın kalemini ele alacak olursam; çok cesur ve açık cümleler seçerek okuyucuya vermek istediği mesajı doğrudan hissettirdiğinden ve bu hissin içinde tutabildiğinden bahsedebiliriz. Babamı Kim Öldürdü homofobik ve toplum baskısıyla dayatılmış değer yargıları olan bir babanın eşcinsel oğlunun tercihlerini, zevklerini, hissettiklerini ve fikir yapısını; herkesten farklı imajını reddedip herkes gibi olması yönünde çatışmalar yaratmasını duygusal bir perspektifle ele alıyor. Yer yer sinirleniyor, acıyor ve bana sorarsanız en çarpıcı olan kısmı şudur ki yer yer babanın neden böyle davrandığını anlayabiliyorsunuz. Çünkü Édouard Louis yalnızca babasıyla kendisinin trajedik ilişkisini ele almıyor. Hayatla terciherimiz arasında varolma kavgamıza, siyaset sisteminin dayattıklarıyla harmanlanan fikirlerin doğurduğu anlaşmazlıklara da bir ayna tutuyor. Yazar bu ideolojinin onlardan “bir ömür” çaldığına işaret ediyor kitabın sonunda. Fakat bu yargıda bulunabilmek adına öyle çarpıcı gerçeklikler sunuyor ki son sayfaya kadar. Aydınlanma, öfkelenme, sevginin getirdiği kırgınlık, fark edilme arzusu, beklentiler.. ve daha niceler… bir ömrü devirmeye yüz tutmuş babanın sistem algısı içinde öteledikleridir. Bu kitap bize unuttuğumuz değerleri hatırlatırken süregelen hayatımızda unutmamamız gereken noktalara da parmak basıyor. Görmeyi reddettiğiniz, farklı diye nitelendirdiğiniz (halbuki herkesin sevgi dili farklıdır) insanlar (bu kitapta evlat olarak ele alınıyor ama herhangi bir tanıdığınız da olabilir.) duygularını örselediğiniz halde sizin kendiniz için aramadığınız hakkı arayabilir ve tüm kırgınlığını “insanlık” adına halı altına süpürebilir. Çok çok etkileyiciydi. Kısacık bir kitap. Ufak bir zamanınızı ayırıp
1000Kitap
Babamı Kim ÖldürdüÉdouard Louis · Can Yayınları · 20202,988 okunma
Tam kendini seveceksin / Ölüyorsun.
Puan vermedi·84 syf.·
2025 6. kitabı
Kapağını açtım, bitene kadar da kapatmadım. Tek solukta bitti. Ben ölümü hiç tatmadım. Hiç en yakınlarımdan birini kaybetmedim, hepsi sağ şükür. Hiç canımdan bir parçayı önce toprağa sonra yüreğime gömmek zorunda kalmadım. Ölüm nasıl bir şey böyle? Bu nasıl bir aksettirmedir. Seksen sayfa boyunca yas tuttum. Hatice Hanım'ın zamansız gidişini yüreğimin ta içinde hissettim. Ölümün uğultusunu, yalnızlığın sessiz çığlıklarını, O'nu yaşatma çabasını, hayata serzenişini, yokluğunu kabullenmeyişini... Sessizce yaşadığımıza hak çıkararak, sessizliğimi bozmadan bitirdim. Alıntılarla pekiştirmek isterim bahsettiklerimi: ~ Ağzım yarım kalmış arzularından bir avaz Tuttum şiirler yazdım unutma diye beni 21. (syf60) Misafirler gitti Biz kaldık yine. Eşyaların düzeni bozulmasın diye Çırpınıp durdum sessizce. Yeri değişen her şeyin Seni biraz daha uzaklaştırdığını söyledim Öylece baktılar yüzüme. İnsan anılarını nasıl korur başka Bilmiyorum ...
Alıntı
Yaşıyoruz SessizceŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201616,1bin okunma
Şükrü Erbaş bu dünyaya ait değil gibi...
9/10
·80 syf.·
2025 5. kitabı
"Sussam yara, söylesem yara Geçmiş kimi iyileştirmiş ki?" O kadar başka ki.. O kadar nahif, dokunaklı, gönül içre ve anlamlı ki. Nasıl anlatsam sizlere. Sindirerek okudukları vardır her sıkı okurun. Sindirerek okuduklarımdan işte Şükrü Erbaş'ın kalemi. Ne yazsa gözü kapalı okuyacağım bir yazar. Yarasaların Avlusunda da öyleydi tabii ki. Gıdım gıdım, bir elimde kalem altını çize çize okudum. Hem hayata dair özgün hatlar çizip hem de ölüme bu kadar meyledebiliyor olmak.. Yaşamı ölümle daha da anlamlandırmak. Hatice Hanım'ı harflerin arasına usulca iliştirmek. Ömür Hanım hepimizle beraber artık. Şöyle oluyor bir yerden sonra: İmgelemin, içeriğin ardını gözetmeden anlamlarca dolup taşmak. Söyleyebilecek çok çok şey varken bence söz konusu Şükrü Erbaş olduğunda dil lâl oluyor, kelimeler bir destur öğreniyor. Çünkü bilen bilir Şükrü Erbaş'ın kalemi anlatılmaktan öte hissedilmelidir. Bende farklı bir tele dokunur, seni farklı bir yere götürür. Muhakkak bir teli titretir, muhakkak bir yoldur varılır lakin ne kadarı yüreği delip de dökülür bilmiyorum. Şükrü Erbaş dizelerinin bende uyandırdıkları saklamak istediğim bir hazine gibi. Çocukluğumdaki o en çok sevdiğim oyuncağım gibi. Gizli gizli tuttuğum günlükler gibi. Gözümden sakındığım yâr da var dizelerinde. Yüreğime kırgınlık adı altında düşen ince sızılar da var hissinde. Dünyanın sahteliği, ahiretin gerçekliği var dizelerinde. Ölümü tanımak var.. Ah! Ve nice dilime vuramadıklarım. Bundan mahrum kalmayın. Şükrü Erbaş 'ı muhakkak tanıyın. Yarasaların Avlusunda her kitabı gibi, eşsiz. Bol bol okuyun. Ben inanıyorum ki şiir okuru olmak bir bakıma kurtarmaktır insanlığımızı, günden güne kötüleyen dünyada yüreğimizin taşlaşmaması adına bir kettir. Şiir okuyun ki yitirmesin yürek anlamını Şiir okuyun ki çok olalım Şiir okuyun ki umudun bir
1000Kitap
Yarasaların AvlusundaŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2024446 okunma
Bence okunmalı…
Puan vermedi·70 syf.·
2025 4. kitabı
Daha önce Stefan Zweig 'in başka kitaplarını da okudum. En beğendiklerimden biri Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor oldu. Kitap üç menkıbeden oluşuyor. İlki kitaba adını veren "Rahel Tanrı'yla Hesaplaşıyor" bu öyküde Rahel'in içler acısı halini okumaktayken bir yandan da Tanrı'ya duyduğu saygı ve sevgi giderek beklentiye dönüşüyor. Beklentilerinin ise zaman ilerledikçe boşa gittiğine şahitlik ediyoruz. Tanrı'ya layık bir kul olduğunu düşündüğü için her şeyin gönlüne göre olacağına inanıyor ve zaman düşündüğünün tam aksine işlerken Tanrı'ya duyduğu saygıyı ve sadakati, yaşadıklarını sorgular oluyor. Kısacık bir öykü olmasına rağmen hissel anlamda çok şey aksettiriyor. İkinci öykü Üçüncü Güvercinin Hikayesi Üçüncü güvercinin hikayesi Nuh Tufanından esinlenerek kaleme alınmış. Karalar sular altındayken neler olup bittiğini gözlemlemek ve suların çekilip çekilmediğini anlamak için Nuh peygamberin gönderdiği üç güvercinin hikayesini okuyoruz. İlk güvercin hiçbir şey getirmeden geri döner. İkinci güvercin ise bir zeytin dalı getirir. Bu sayede suların çekildiği anlaşılır.. Üçüncü güvercin dünyanın ihtişamına kapılır ve görevini unutur. Üçüncü güvercin barışı bulma arayışındadır. Fakat insanların yaptığı yıkımlara tanıklık eder. Üçüncü güvercin sığınabilecek bir yer bulamadı. İnsanlık da barışı bulamadı... Üçüncü ve beni en çok etkileyen menkıbe ise "Ölümsüz Kardeşin Gözleri" kılıç güç demektir, güç de adaletin düşmanıdır. Hikaye kılıcını ve kendi hayatını kralın uğruna adamış Virata'nın yanlışlıkla kardeşini öldürmesi ile başlıyor. Bu elzem kazadan sonra Virata askerliği bırakarak yargıç oluyor fakat verdiği kararlardan vicdanen rahatsızlık duymaya başlıyor. Ve yargıçlığı da bırakıyor. Kralın önüne sunduğu her nimeti elinin tersiyle iten Virata'nın öyküsüne şahitlik ediyoruz. Kendini her şeyden;
1000Kitap
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma