Eser, 1930'lu yıllarda rastlantı eseri aynı mekanda bulunan farklı kesimden insanların bir panoromasıdır. Ayaşlı İbrahim, evinin dokuz odasını kiraya verir ve biz bu mekanda yaşanan farklı tipten insanların yaşayışlarını bir banka memurunun anlatımından dinleriz. Eserle ilgili birçok görüş mevcut, yazarın geçici yerleşimler ve aile olamamış evli çiftler üzerinden aile kurumunu yücelttiğini söyleyen edebiyatçılar kadar, eserin herhangi bir tezinin bulunmadığını ve yazarın sadece belli bir dönemin yaşamını yansıttığını anlatan edebiyatçılar da mevcut. Ben beğendiğim bir görüşü değiştirmeden ekliyorum. ''Romanda bir yandan yeni bir yönetime geçişin toplumda yarattığı sarsıntı, yerlerinden, işlerinden ve geçimlerini sağlayan uğraşlardan kopmuş insanlar verilirken, bir yandan da Ankara’da yeni başlayan kadınlı-erkekli, içkili, pokerli toplantıları görüyoruz.'' (Olcay Önertoy, “Memduh Şevket Esendal” başlıklı yazı) Mübadele mağduru bir adam, kumar oynatıcısı kadın ve onun bürokrat eşi, eski bir diplomat, kısa yoldan zenginlik peşinde koşan iş adamı, ahlaksız kadınlar, birbirini hatta çocuklarını dahi sevmediği halde evli kalan bir çift... Birbirinden bu denli uzak insanlar Rusya'dan gelen İskender karakterinin romana girmesiyle tıpkı bir aile içinde gibi birlikte hareket etmeye başlar. Bu bağlılık okura bir yandan sıcak gelse de içinde esrar, kumar, dedikodu ve ahlaksızlık da vardır. Burada Esendal'ın tekniği öne çıkar. Çoğu edebiyatçı eserin teknik açıdan yeni olduğunu vurgular, bu yenilik hem tek bir kişinin ağzından birçok kişinin öyküsünün verilmesi hem de anlatıcının önce tarafsız şekilde anlatıp sonra yorum ekleyerek hem gözlemci hem de kahraman konumuna gelmesidir. Çalıkuşu romanında Feride farklı şehirlerde gezerken beni romana en çok bağlayan onun karşılaştığı insan