İrem

9/10
·268 syf.··
2025 40. kitabı
Eser, 1930'lu yıllarda rastlantı eseri aynı mekanda bulunan farklı kesimden insanların bir panoromasıdır. Ayaşlı İbrahim, evinin dokuz odasını kiraya verir ve biz bu mekanda yaşanan farklı tipten insanların yaşayışlarını bir banka memurunun anlatımından dinleriz. Eserle ilgili birçok görüş mevcut, yazarın geçici yerleşimler ve aile olamamış evli çiftler üzerinden aile kurumunu yücelttiğini söyleyen edebiyatçılar kadar, eserin herhangi bir tezinin bulunmadığını ve yazarın sadece belli bir dönemin yaşamını yansıttığını anlatan edebiyatçılar da mevcut. Ben beğendiğim bir görüşü değiştirmeden ekliyorum. ''Romanda bir yandan yeni bir yönetime geçişin toplumda yarattığı sarsıntı, yerlerinden, işlerinden ve geçimlerini sağlayan uğraşlardan kopmuş insanlar verilirken, bir yandan da Ankara’da yeni başlayan kadınlı-erkekli, içkili, pokerli toplantıları görüyoruz.'' (Olcay Önertoy, “Memduh Şevket Esendal” başlıklı yazı) Mübadele mağduru bir adam, kumar oynatıcısı kadın ve onun bürokrat eşi, eski bir diplomat, kısa yoldan zenginlik peşinde koşan iş adamı, ahlaksız kadınlar, birbirini hatta çocuklarını dahi sevmediği halde evli kalan bir çift... Birbirinden bu denli uzak insanlar Rusya'dan gelen İskender karakterinin romana girmesiyle tıpkı bir aile içinde gibi birlikte hareket etmeye başlar. Bu bağlılık okura bir yandan sıcak gelse de içinde esrar, kumar, dedikodu ve ahlaksızlık da vardır. Burada Esendal'ın tekniği öne çıkar. Çoğu edebiyatçı eserin teknik açıdan yeni olduğunu vurgular, bu yenilik hem tek bir kişinin ağzından birçok kişinin öyküsünün verilmesi hem de anlatıcının önce tarafsız şekilde anlatıp sonra yorum ekleyerek hem gözlemci hem de kahraman konumuna gelmesidir. Çalıkuşu romanında Feride farklı şehirlerde gezerken beni romana en çok bağlayan onun karşılaştığı insan
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınları · 20219,4bin okunma
Reklam
10/10
Buraya bir inceleme yazmadan önce çok düşündüm. Acaba hissettiğim şeyler sadece bana mı özeldi yoksa ben gerçekten bir öykü başyapıtı mı okumuştum? Kitapta en sevdiğim şey öykülerin kısalığı oldu çünkü yazar yetkindi. Kısacık bir öyküye anlatmak istediklerini sığdırıyor, sonra okuru alıp yeni bir öyküde yeni bir dünyaya taşıyordu. Açıkçası çoğu zaman kendimi bir kuşun üstünde bir güzellikten başka bir güzelliğe uçuyor gibi hissettim. Özellikle Değirmen hikayesine bayıldım hatta sonlara doğru anlatımdan o kadar etkilendim ki gözlerim doldu. Onun dışında eleştiri içeren öykülerini de çok sevdim. Mesela Kazlar öyküsü, içinde eleştiri cümlesi geçmiyor, yazar bize durumu betimliyor kendi eleştirmiyor. Öykünün sonunda değerlendirmeyi okura bırakmasını çok sevdim. Son olarak, bir öyküsünde her şey sıradan şekilde gelişirken böyle sıradan şekilde bitecek sanıyordum. Yazar sadece son cümleyle öyküyü alıp götürdü. İşte orada sadece bu üç sayfalık öykü için bile okunmaya değer dedim. Kitaplığımın ve kalbimin en güzel yerine yerleşen bu kitabı tüm okurlara tavsiye ederim. İyi okumalar)) daha az
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,9bin okunma
7/10
Uysal Kız, Dostoyevski’nin bir gazete haberinden etkilenerek yazdığı uzun öykü türündeki eseri. Rehinecilik yaparak geçinen bir adam, elindeki birkaç parça eşyayı satarak yaşamaya çalışan yoksul bir kıza aşık oluyor ve onunla evleniyor. Ona iyilik yaptığını hatta onu kurtardığını düşünüyor fakat işler beklediği şekilde ilerlemiyor. Eserin konusu kısaca böyle. Dostoyevski çoğu eserinde olduğu gibi burada da içini dökmek isteyen bir karakter ile karşımıza çıkıyor. Yazarın bu yönüne bayılıyorum. Esere günümüzden bakmak ile 19. yüzyıl Rus toplumu içinden bakmanın çok farklı olduğunu düşünüyorum. Günümüzden baktığımız zaman karşımıza kendince sebepleri olduğu için kötü olan cimri, bencil bir ana karakter çıkıyor. Karşısında ise ondan 25 yaş küçük, hayatı boyunca aşağılanmış, gazeteye ilan vererek iş bulmak için elindeki değersiz eşyaları bile rehinciye satan bir genç kız. Kahramanımız kızla evlenerek ona büyük bir lütufta bulunduğunu hatta onun duygularında bile mutlak hakimiyet kazandığını düşünüyor. Bu düşünce ki onun yönetemediği duygulara şaşırmasına bile neden oluyor. Yardım etmenin insana kazandırdığı efendilik duyduğu, bir nevi sahiplik, bu ego… Eserde karakterin bu yönü ve psikolojisi o denli iyi işlenmiş ki Dostoyevski’nin neden büyük olduğunu bir kez daha anlıyorum. Gelelim 19.yüzyıl Rus toplumuna, evet buradan bakınca işler biraz değişiyor. O dönem Rusya’da serfliğin yani köleliğin hüküm sürdüğü bir dönemdi. Yani bir insan başka bir insana sahip olduğu için utanmaz hatta bundan gurur duyardı. Dönemin Rus kadını soylu bir sınıftan gelmiyorsa önünde iki seçenek olurdu: İlerde alkolik olacağını bildiği bir orta sınıf memurla evlenmek ve her türlü aşağılanmaya rağmen sinir buhranı geçirmeden hayatta kalmaya çalışmak ya da yine aynı koşullarda taşrada üstüne fiziksel
Duygu ve Düşünce
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202310,8bin okunma
9/10
·159 syf.··
2025 2. kitabı
Reşat Nuri'nin kadın ruhunu anlamasına ve kadın karakter yazıcılığına bayılıyorum. Çalıkuşu Feride'nin mektupları, hisleri, anlatımı o kadar etkileyiciydi ki bu eserde de kadın öğretmen kahramanı görünce Feride'nin duygusallığını yakalama heyecanını yaşadım ama eser onu değil, karakterin babası olan Mürşit Efendi'nin anılarını anlatıyor. Zehra öğretmen, çocukluğundan beri kötü bir adam olarak bildiği babasının hatıra defterini okumaya başlıyor ve idealist bir memurun yaşamına, iyi ile kötünün görünenden öte kavramlar olduğuna ve en önemlisi acıma ve merhamet hissine dair çok şey öğreniyor. Okuduğum en sürükleyici kitaplardan biriydi öyle ki eser okumayı sevdirme eserlerinin başında yer alabilir. Yalnız Mürşit Efendi'yi değil, dönemin idealist aydınlarını, onların ideallerini ve bu idealizmi çöküşe sürükleyen halkı görmek çok keyifliydi. Dönemin sosyal bakışına uygun kurgu esere güzel bir realist tat veriyor. Öte yandan Mürşit Efendi'nin eşi ve kayınvalidesi gerçek olamayacak kadar abartılı derecede kötüydü. Kötü olduğu için kötü davranan karakterleri sevmiyorum ya onları bu bakışa getiren yaşantılar da eserde anlatılmalı ya da karakterin kötü yönü baskın olsa da iyi olduğu durumlar da verilmeliydi. Eserin sosyal arka planı bu kadar realistken karakterlerin bu denli romantik kalması esere dair en büyük eleştirim oldu. daha az
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma

İrem

, bir kitap okudu
7/10
·120 syf.··
2025 183. kitabı
Reşad Ekrem Koçu
7.9/10 · 1.458 okunma
Reklam