İlk defa 1942'de yayımlanan 1957 Nobel Edebiyat Ödüllü yazarın böyle kült bir eserini herkes kendi zihin olgunluğu ve yapısıyla değerlendirecektir,döneminin ortamını göz önünde bulundurmak şartıyla.
Sevgili okurlar, şimdi de benim süzgecimin ürünleri sunar...
Sisifos Söyleni'nin uyumsuzunu tam olarak kavrayamayıp,değerlemdiremesem de Yabancı romanı absürd insanı anlamamı,hislerinin bende yansımasını sağladı.
Kitapta Camus yola şurdan çıkar: doğduğumuzdan itibaren oluşturulmuş yaşam çerçevemize(somut,soyut toplum kurallarının tamamına denebilir) her anlamda yabancı bir kimliğin liberal toplum yapısının(?) sınırlarını ve bu yapının bu kimliğe bakışını belirlemek.
Yorumuma altyapı oluşturmak(okumayan arkadaşlar) için zannımca kitabın havasına en uygun ve en sevdiğim alıntıları buraya yerleştirememde sakınca yok gibi. :)
• "Bugün anne öldü.Belki de dün,bilmiyorum."
• "Ona,aslında kendisinin de bakımevi sakinlerinin biri olduğunu söyledim.Hayır,diye karşılık verdi.Bakımevi sakinlerinden söz ederken, "onlar" , "ötekiler" ve nadiren de olsa "ihtiyarlar" deyişine şaşırmıştım, oysa bazıları ondan daha yaşlı değildi.O hademeydi ve ötekiler üzerinde bir ölçüde yetki sahibiydi."
• "Öğlen vakti,günün bu zamanını çok severim.Akşamlardansa pek hazzetmem, tuvaletteki döner havlu bütün gün kullanıldığından tamamen ıslanmış olur çünkü."
Gereksiz sorularımla devam etmek istiyorum incelememe:
-Bir insan nasıl bu kadar kayıtsız olma aşamasına varmış olabilir?
-Kayıtsız, kuraldışı(!) bir insan böyle bir dünyada bu kadar varolabilir mi?
-Duygusal hislerden tamamen yoksun,sadece fiziksel hislerin hakim olduğu bir insan;bilinç haricinde hayvan yaşantısını ifade etmez mi?(tehlikeli sorumda, amacım merak ve iyi niyet ortak kümesinden uzaklaşmadan yanıt bulmak)
Annesinin ölümüne,