İshak Üzgün

Türümüzün tarihi ve geleceği, beynin mikroskobik ölçekteki devrelerine kazınmıştır. [syf.1] .... Yenç bağlantıların oluşum süreci,yerini nöral "budama" olarak bilşnen bir başka stratejiye bırakacak,yaş ilerledikçe sinapsların yüzde 50 kadarı yavaş yavaş budanıp ortadan kalkacaktır. ... Sizi siz yapan ,beyninizde gelişen değil, beyninizde yok edilen şeylerdir aslında. [syf.11] .... İnsan beyni,duygusal ilgi ve bilişsel uyaranlardan yoksun bir ortamda normal biçimde gelişemez. ... İnsan beyninin benimsediği doğaçlama stratejisine bağlı olarak,kim olduğumuz, büyük ölçüde nerelerden geçtiğimize bağlıdır. [syf. 16] .... İçinde doğduğunu aile, içinde yaşadığınız kültür, arkadaşlarınız, işiniz, izlemiş olduğunuz her bir film,yaomış oldupunuz her bir sohpet sinir sisteminiz üzerinde iz bırakmıştır. [syf.23] .... Geçmişte kurulan o ilk ağ,tıpkı bütün ışıkları yanan bir kent gibi etkinleşir.Ve bir de bakarsınız ki,o anıya yeniden dönmüşsünüzdür. [syf.28] .... Bir sonraki gün deni kenarında yaşanacak şeylerin düşünü kurarken en önemli rolü hipokampus üstlenir ve geleceğin kurgusunu,geçmişe ilişkin bilgileri yeniden bir araya getirerek oluşturur. [syf.31] .... Bir şeyin sizin için anlamı bütünüyle, yaşam deneyimlerinizin tarihi üzerine kurulmuş olan beyinsel ilişkiler ağıyla ilgilidir. [syf.39]
Reklam

İshak Üzgün

, bir kitap okudu
9/10
·272 syf.·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2020 19:00
·
2020 28. kitabı
David Eagleman
8.5/10 · 7,1bin okunma
"...Ah neler hissediyorum da tahlil edemiyorum; bir şey yazmak,o tahassüsâtın içinden bir şey çıkarmal istiyorum ama bir kere ne yazmak istediğimi tayin edebilsem, şurada -beynini gösteriyordu- bir şey var, bir şey duyuyorum ama rüyalarda tutulamayan eşkâl gibi parmaklarımın arasından kaçıyor.Bilir misin, nasıl bir şey? Bak şu semâya, ne görüyorsun, bir deryâ-yı minâ...Gözlerinle onun içine girmeğe çalış; o mâilikleri yırtmak için uğraş, ne görüyorsun? Mâi...Dâima mâi...değil mi? Sonra, bak ayağımızın altındaki toprağa, ne buluyorsun? Câmid bir reng-i esfed! Of... O tabakat-ı muzlimeyi parçalayarak içeri bak; in, in, in, ne ksdar inebilmek mümkün ise o kadar in; ne buluyorsun?O siyahlıklar içinde ne buluyorsun?Siyah...Dâima siyah...değil mi?İşte böyle bir şey yazmak istiyorum ki fevkine bakılsa mâi,dâima mâi,zirine bakılsa siyah,dâima siyah...Bir şey ki mâi ve siyah olsun.Hasta mıyım,bilemiyorum; fakat ah! O ne yazmak istediğimi bilsem; onu şöyle karşımda mürtesem, musavver görmek mümkün olsa; işte o vakit, zannediyorum ki artık ölebilirim; nisâb-ı hayatını tamamen almış bir adam hükmünde gözlerimi kapayabilirim."

İshak Üzgün

, bir kitap okudu
7/10
·264 syf.·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2020 23:00
·
2020 27. kitabı
Halid Ziya Uşaklıgil
8.3/10 · 34,8bin okunma
Öyle bir yaşta ,gençliğin öyle hassas bir devresindeki fikir, aydınlık bir semanın elmas yağmuru altında parlak hülya âlemlerinde kanarları kırılmış bir kuş gibi henüz topraklara düşmemiş,gözler ışık saçan bir hayal ufkunun ışıklarıyla soluyken bir perde siyah bir köşenin açılmak üzere olduğunu henüz görmemiş, yalnız aydınlık, sevinçli bir sabahın rüyasına dalmış, ümit gğneşinin üzerine ta uzaklarda bir ufkun içinde hazırlanan bulutların dökülmeye hazur olduğunu anlamamıştı. [syf.17] .... Bir nükteyi anlatmak,ince anlamlı, sanatlı bir sözü yorumlamak için saatlerce yorulur, bu genç zihni bir gonca gibi nazik parmaklarla açmaya çalışır... [syf.21] .... Tercüme san bestesi kaybolmuş bir güfte gibi soğuk... [syf.30] .... Ahmet Cemil -bir gazetede sefaletten intihara mecbur olmuş bir aile babasına, sokakta kolu kırık bir çocuğa, mezarlıkta on beş yaşında verem bir kızın kabrine tesadüf etse dünyaya küsmek hassasiyetinde yaratılmış olan bu yufka yürekli şair- şu feryat eden şiirin hüznü karşısında şaşmış sanki donmuş kalmıştı. [syf.65] .... Sonra bir sürü alkış!Sebep?Türlü hastalıklarla boğuk sesiyle,türlü eğlencelerde yıpranmış boyalı suratıyla şu duman dolu kahvenin pis havasına karşı söylediği,daha doğrusu bağırdığı iğrenç bir Alman şarkısının anlamadıkları hoşluğuna mı? "Senin için ölüyorum" derken polka oynayan,şurada bir biftekle bir tabak makarna dilenmek için kim bilir nerede işitip ne yolda kendine göre değşikliklere uğrattığı bir parçayı her gece şurada satmak için pazara çıkaran bu karının gülünç vaziyetlerine mi? [syf.99] .... Aman yarabbi!Sevmek bu muydu?İnsanı sanki mengene içinde sıkıp sıkıp da birisinin ayakları altına ezik,bitik,can çekişerek atmak isteyen bu öldürücü şey, sevmek bu muydu? [syf.137] .... İnsan emellerini yalanlayan şeyleri
Reklam