-Bu Türkler ussuz kişilerdir. Yaban domuzu gibi dövüşürler amma ustalık yoktur. Ben olsaydım şimdiye dek şu Işbara Alp adındaki şu dangalağı yere sererdim!
Çalık, yılan sokmuş gibi yerden fırladı. Eski Çin subayının beline bir tekme indirerek haykırdı:
- Ulan itoğlu it ne dedin, bir daha söyle!
-"Türk Tanrısı bizden yüz mü çevirdi?” diye düşündü sonra sert, gür sesiyle Işbara Alp bağırdı:
-“Tanrı ya bizden yüz çevirdi, yahut kılıçlarımızı keskinleştirmek istiyor."
– İşbara... ne kadar ilginç bir isim bu! Ne anlama geliyor?
Eski Türk isimlerinden. Babam istemiş ismimin İşbara olmasını. Ünlü düşünür Nihal Atsız’ın roman kahramanlarından birinin adı aslında. Oradan etkilenmiş.
Göktürk kağanlarından Işbara'nın da dikkatinden kaçmamış, Çin İmparatoruna yazdığı mektubunda; "Size bağlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem, uzun saçlarımızı kestiremem, halkıma Çin elbiseleri giydiremem. Âdetlerinizi, kanunlarınızı almama imkân yoktur. Çünkü bu bakımdan bütün milletim hassasiyetle çarpan tek yürektir" diye yazmıştı.
Gök börü’nün yüzü kızarmış, başını göğe doğru kaldırmıştı. Bu büyük yaş arasında, kaskatı bir sesle:
- Işbara Han’ın ölümüne ağlamak için gözlerimin olmasını isterdim,dedi.
Göktürk kağanlarından Işbara'nın da dikkatinden kaçmamış, Çin İmparatoruna yazdığı mektubunda; "Size bağlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem, uzun saçlarımızı kestiremem, halkıma Çin elbiseleri giydiremem. Adetlerinizi, kanunlarınızı almama imkân yoktur. Çünkü bu bakımdan bütün milletim hassasiyetle çarpan tek yürektir" diye yazmıştı.