Puan vermedi·328 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 22:20
Kalbinizle konuşun, kalbinizi açın, kalbinizle görün, kalbinizle işitin, kalbinizle… kalbinizle… Çünkü bir söz kalpten geliyorsa kalbe girer, bir kalp kendini açıyorsa açık kalpler bulur, kalp gözüyle bakan elbette görür, kalbiyle işiten söylenmemiş heceleri bile duyar, kalbiyle…
Alıntı
Kalpİskender Pala · Turkuvaz Kitap · 20195,5bin okunma
9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 18:29
Sevdiklerimize anlatamadığımız onca şeyi anlatmak için doğru zamanı beklemek diye bir şey yok. Şu an en doğru zamandır. Geç kalmadan, fırsatımız varken sevdiğimizi haykırmamız lazım… Çok çok güzel kurgulanmış ve insanın içini ısıtın süper bir kitap.. Okuyun derim
Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca ŞeyMarc Levy · Artemis Yayınları · 20241,212 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kürk Mantolu Madonna
10/10
·176 syf.··
2026 13. kitabı
“İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar." Kürk Mantolu Madonna Genel olarak bir aşk romanı olarak izlenim bırakılıyor gibi gözüksede aslında bir insanın içinde yaşadığı topluma karşı yabancılaşması ve yalnızlaşarak kendi kabuğuna çekilmesini vurgulayan bir roman. Bir devlet dairesinde memur olarak çalışan, yaşama arzusunu yitirmiş, herkese durağan tepkiler veren Raif Efendi’nin bu duruma nasıl geldiğini, bir gün hastalandığında yıllardır tuttuğu günlüğünü mesai arkadaşının okumaya başlamasıyla beraber hayatına okuyoruz..Hikayemiz de burada itibaren başlar. Raif, yirmili yaşlarında, Havranlı bir sabuncu olan babası tarafından Berlin'e sabun işinde uzmanlaşması için gönderilir..Fakat kendisi sanata olan tutkusundan dolayı kendini işine veremez. Berlin'de gittiği sanat galerisinde bir sanatçının otoportresini görür ve tablodaki kadına adeta vurulur. Tablodaki kürk mantolu kadın onu öylesine etkiler ki her fırsatta tabloyu görmeye gider.. Öyleki her fırsatta tabloyu görmeye gittiği portredeki kadının bir gün gelipte yanında aynı anda tabloyu onunla beraber seyrettiğinin bile farkında olmaz hatta, portredeki kadın onunla sohbet bile eder ama Raif Efendi tabloya öyle ilgiyle seyrederki onunla sohbet edenin tablodaki kadın olduğunun farkına varamaz.. Günler geçmiş ve bir gece tesadüf eseri bir sokakta Kürk Mantolu Madonna’sınıyla karşılaşır.. Ve olaylar akar gider.. Ah Maria Püder ah.. Seni çok sevdim be kadın… "şimdi ben gidiyorum.. fakat ne zaman çağırırsan gelirim." dedi. evvela ne demek istediğini anlamadım. o da bir an durdu ve ilave etti: "nereye çağırırsan gelirim." “elleriniz ne kadar
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 2023376,5bin okunma
7/10
·544 syf.··
2025 50. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2025 20:32
1950 yılında Nobel Edebiyat Ödülü adaylarından olup ,Robert Musil,Rilke,Elias Canetti,James Joyce gibi pek çok yazarla arkadaşlığı bulunan Hermann Broch,Amerika’da sürgündeyken kitlelerin davranışları üzerine çalışmaya başlamış,demokrasi ve insan haklarını savunan pek çok büyük projenin parçası olmuştur. Vegilius’un Ölümü adlı bu başyapıtı 1935 yılında başlayıp 1945 te ilk basımını hem Almanca olarak orijinal dilinde hem de İngilizce çevirisiyle birlikte yayımlanmıştır. Ahmet Cemal’in ön sözü kitap için bizleri bir hayli heyecanlandırmakta neredeyse 40 yılını verdiği bu eseri çevirirken ki hislerini anlamak,eserin mutlak değerini de gözler önüne sermekte. Vergilius’un Ölümü,tarihi roman olarak edebi anlamda evet kıymetli ama üstesinden gelmek ve yorularak okumamak mümkün değil. Okurken sık sık Robert Musil Niteliksiz Adam adlı eserini andım durdum.Bilmem Musil,Broch’un arkadaşlarından olduğundan mı yoksa Ahmet Cemal’in ön sözünde bahsini etmesinden midir bu şiirsel anlatımlı,olay örgüsü neredeyse olmayan kitabı okurken hep aklıma geldi.Kayıp Zamanın İzinde’yi de andım ama Nitelikli Adam kadar değil… Ne demiştik Vergilius’un Ölümü okuması zor bir eser felsefi bir anlatımı var ve olay örgüsü az. Edebiyat ile siyaset arasındaki ilişki incelenir ve bu eleştirisel bakış açısı sunulur bizlere. Vergilius milattan önce yaşamış ve Roma İmparatorluğu'nun destanı sayılan Aeneis’in yazarıdır.Broch burada Vergilius’un ölmeden önce geçen 18 saatinden ve bu süre içerisinde Vergilius,Aeneis adlı şiirini tamamlayamayarak yaşadıklarını ve düşündüklerini Aeneis yoluna değil,başka bir şey yapma uğruna olduğunu anlar.Şiirini sanat diye adlandırmaya hakkı olmadığını,şiirini her türlü yenileştirmeden yoksun,iffetsiz bir güzellik üretimi olarak görür.Gerçeklikten uzak bulduğu bu destanda
Edebiyat & Roman
Vergilius’un ÖlümüHermann Broch · İthaki Yayınları · 2022474 okunma
8/10
·232 syf.··
2025 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2025 23:02
Louise Hay kitabında Düşündüğümüz her şeyin, yaşayacağımız her şeyin belirleyicisi olduğunu hiç düşündünüz mü ? Diye soru cevap tekniğini kullanarak açık, anlaşılır , sade bir dille kaleme aldığı kişisel gelişim kitabında yazarın “Trajedi ve komedi aynı şeydir. Bakış açınıza bağlı!” Dediği noktaları bizim için açıklamıştır .Kitap genel olarak herşeye bizim düşünce gücümüzün karar verdiğini başımıza gelen herşeyden bizim düşüncelerimizin sorumlu olduğunu ve olumlu düşünerek hastalıklara son verdiğimizi , geleceğimize , hayallerimize ulaşabileceğimizden bahsetmektedir . Kitap okuyucuyu olumlu düşünmeye ve düşüncelere eyleme dönüştürerek hayatımızın değişebileceğini göstermeye çalışmaktadır. “Amacınız doğrultusunda sahip olmak, yapmak veya olmak istediğiniz şeyi gerçekleşmiş gibi imgeleyin ya da düşleyin. Ayrıntıları da gözünüzde canlandırın . Hissedin, görün, dokunun , tadın, işitin…” diyerek gerçekleşeceğinden bahsetmiştir. Düşünce Gücüyle Tedavi Louise L. Hay
Düşünce Gücüyle TedaviLouise L. Hay · Altın Kitaplar · 20204,870 okunma
Orhun Yazıtları
Puan vermedi·144 syf.··
2025 50. kitabı
Kitap arkası yazısında "Denilebilir ki Türkçe bu metinle başlar..." diyen bir cümle geçiyor. Lise bilgilerimizden aklımızda kalan da bu bilgidir sanırım. Türkçe'nin ilk yazılı metinleri... Sadece bu bilgi bile bozkırın ortasına dikilmiş olan kitabelerimizin önemini belirtir, fakat yeterli gelir mi? Sanmıyorum! Bilge Kağan'ın nutku, bozkır rüzgarlarının sesine karışarak günümüze kadar gelir ve der ki: "Türk beyleri, milleti bunu işitin! Türk milletinin bir araya gelip devlet kuracağını burada yazdım. Yanılıp öleceğini de burada yazdım. Her ne sözüm varsa ebedi taşa yazdım. Ona bakarak idrak edin." Kitabelerimizi irdeleyerek, idrak etmeye çalışarak okuduğumuzda; taşlara kazınmış bu cümlelerin tarihimizin ilk siyasetnamesi olarak değerlendirilebileceğini açıkça görürüz. Bilge Kağan milletimizin kendinden önceki tarihi ile başlar nutkuna ve sonra kendi dönemine gelir, yapılan doğruları ve yanlışları sıralar. Ardından da geleceğe gönderir öğütlerini. Onun öğütleri; mazinin tekrarlanmaması tarihin tekerrür etmemesi içindir. Birçok yerde "Türk milleti işitin! Yanılacak mısınız? Ölecek misiniz?" diye sorar. "Üstte gök basmadıkça, altta yer delinmedikçe, Türk milleti, devletini, yasalarını kim bozabilecekti? Türk milleti, vazgeç, pişman ol!" diye öğütler. Evet, biliyorsunuz ki; kurduğumuz devletleri düşmanlarımızdan ziyade özümüzden uzaklaşmak suretiyle hep biz kendimiz yıktık. Bilge Kağan da bunu söyler ve söylerken de Türk'ün tabiatını, unutkanlığını, belki de artık DNA'sına işlenmiş olan hatalarını sayar durur... Aynı hataları yapmamamız için nasihatlerde bulunur. Bu yönüyle; Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nin köklerini de bünyesinde barındırır kanaatimce. İkisi de yapacağımız hataları, karşımıza çıkacak engelleri ve aklımızı çelecek tuzakları sayarak
Orhun YazıtlarıKolektif · Kapı Yayınları · 2020100 okunma