Puan vermedi·224 syf.··
2026 43. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:22
Yine bir tesadüf yine bir Paul Auster kitabı. Bakalım bu tesadüfler bizi hangi yolculuğa çıkaracak? Jim Nash sorumlu bir baba, insanların hayatını kurtaran bir itfaiyecidir ta ki tanımadığı babasından yüklü bir miras kalana kadar. Nash bu miras ile herkesin yapacağı şeyleri yapmak yerine yollara düşmeye karar verir. Yaşadığını sadece yol yaparken hissediyordur kahramanımız. Ve bu yollarda tamamen tesadüf sonucu gezgin kumarbaz Pozzi ile tanışır. Pozzi Nash'in hayatında farklı bir sayfa açacak ve kaderlerini bir iskambil oyununa baglayacaktir. Sonrası mi ? Önce güzel bir yol hikayesi ardından hayatın gerçeklerini, şans ve tesadüflerin yaşamımızı nasıl şekillendirdiğini okuyoruz tam konu nereye gidiyor derken mükemmel bir psikolojik gerilim ile kendimize geliyoruz. Kahramanlarımızin yaşadığı bütün gerilimi bizde iliklerimize kadar hissediyoruz. Bu hissi kolay kolay her yazar veremez bence. Kitabı okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız eminim. Sonuç olarak ; klasik bir Paul Auster romanı. Başarılı bir olay örgüsü, dolu dolu cümleler, akıcı bir anlatım ve tesadüfler ile secimlerimizin yaşamımızdaki önemi üzerine güzel bir hikaye. Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biriymiş Şans Müziği
Şans MüziğiPaul Auster · Can Yayınları · 2017574 okunma
7/10
·375 syf.··
2020 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2020 00:00
Kitabı çok uzun zaman önce okumuştum. Siteye ekleyince inceleme yazma gereği duydum. Kitap insanın en temel, en evrensel ve savunmasız duygusunu hedef alıyor. Kayıp karşısında duyulan çaresizlik ve yas. "Ya geri getirebilirsem?" fikrinden yola çıkıyor. Eğer elinizde bir şans olsaydı, sevdiğiniz kişinin geri dönen şeyin ne olduğunu umursamadan mezarını kazar mıydınız? Ben belki de böyle bir kayıp yaşamadığımdan kesin olarak hayır ben yapmazdım dedim. Ama düşündükçe ürperiyorum. Belki de sevdiğim birini geri getirmek isteyebilirdim bu kaybı yaşadıktan sonra. Çünkü ruh halimi kestiremiyorum. Kitapta çok fazla gotik unsur var mesela Micmac Kızılderili Mezarlığı veya Wendigo efsanesi gibi. Çıkarımım da şu oldu. Bazen ölüm daha hayırlıdır ve doğal döngüyü bozmaya çalışmak, ölümün kendisinden çok daha büyük bir laneti beraberinde getirir. Kitabın özeti ise şu şekilde. Dr. Louis Creed, eşi Rachel, çocukları Eileen (Ellie), Gage ve kedileri Church ile birlikte Chicago’dan Maine’in sakin Ludlow kasabasına taşınır. Ev harikadır ancak daha ilk gün doğanın ve kaderin küçük uyarıları başlar: Gage'i arı sokar, Ellie düşüp dizini kanatır, evin anahtarları kaybolur. Aile, karşı komşuları olan 83 yaşındaki bilge ihtiyar Jud Crandall ile tanışır. Jud, evin tam önünden geçen 15 numaralı karayolunun tehlikesinden bahseder. Bu yol, Orinco gibi dev şirketlerin yüksek süratli kimyasal tankerlerinin geçtiği ve kasabadaki evcil hayvanları yutan bir ölüm tuzağıdır. Jud, Creed ailesini evin arkasındaki ormanlık patikadan geçirerek kasaba çocuklarının yıllardır ölen hayvanlarını gömdüğü, tabelasında yamuk yumuk harflerle "Hayvan Mezarlıgı" (Pet Sematary) yazan mistik yere götürür. Burası Ellie’de ilk kez "ölüm" kavramına dair bir sorgulama ve korku başlatır. Eşi Rachel ise çocukluk travmaları
Hayvan MezarlığıStephen King · Altın Kitaplar · 201914,6bin okunma
Reklam
10/10
·525 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 22:19
Stephen King’in "Maça Kızı" adlı eseri, kurgusal bir öyküden ziyade 1960’ların Amerika’sında çocukluğunu ve gençliğini geçiren bir neslin, kolektif travmalarını ve masumiyetini yitirişini merkezine alan, melankolik bir dönem analizidir. Olay örgüsü, Bobby Garfield’ın gizemli yaşlı adam Ted Brautigan ile tanışmasıyla başlayan ve Vietnam Savaşı’nın gölgesinde şekillenen bir büyüme hikâyesi gibi görünse de King’in anlatım tarzı, gerçeküstü öğeleri (Kara Kule evreniyle bağlantılı düşük adamlar) gündelik hayatın sıradan dehşetini ustalıkla harmanlayarak nostaljiyi bir korku öğesine dönüştürüyor. Alt metninde savaşın parçaladığı idealler, yitirilen dostluklar ve geçmişin telafi edilemez ağırlığı işlenirken; iskambil oyunları ve "Maça Kızı" metaforu, üniversite yıllarının boşa harcanan potansiyelini ve hayatın acımasız tesadüflerini simgeliyor. King, karakterlerinin iç dünyasındaki suçluluk duygusunu ve toplumsal çürümeyi, kendine has samimi ama karanlıkla dokuyarak kitabı, okura sadece bir hikaye değil, bir devrin kapanışına dair hüzünlü ve etkileyici bir sonla bitiriyor.
1000Kitap
Maça KızıStephen King · Altın Kitaplar · 2000747 okunma
Dünyada iyilik ölmedi ağabey!
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 12:44
Hani herkesin, " Ne yazsa okurum be! " dediği yazarları vardır ya... İşte Haldun Taner benim için öyle bir yazar. Kalemini çok seviyorum, yazdıklarından muhakkak bilmediğim yeni şeyler öğreniyorum. Bilgi birikimi, olaylara bakışı ve okuyucuya aktarımı beni hep etkiliyor. Gelelim kitaba... İçerisinde dokuz farklı öykünün bulunduğu kısa ama güzel bir kitap. Kısa kitaplarda çok beklenti olmuyor bazen. Ama bu öyle değil. Güldürücü, düşündürücü, eleştirel bir çok nokta var. Anlatımı her zamanki gibi akıcı ve çekici. Sıkmadan bunalmadan okuyorsunuz. İnsanı okuduğuna pişman etmeyen dilini de seviyorum. Mesela kitaptaki, "Koçinalar" adlı öykü oldukça değişik ve ilgi çekici geldi bana. Kitabın genelinde gözlem gücünün nasıl etkili olduğu kendini gösteriyor. Bir çok öyküsünde ironi ve komedi unsurunu bolca kullanmış. Öyküler durum ve olay hikayelerinin karışımı gibi... Kitaba adını veren "Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu" öyküsü, yağmurlu bir günde Şişhane yokuşunda yaşanan bir kaza ve akabinde gelişen olayları anlatıyor. Biraz kelebek etkisi esintisi sezeceksiniz. Olaylar görünmez iplerle birbirine bağlı... Güldürücü, tatlı, komik bir öykü. İnsaniyeti karaborsaya sürmüşler.(s.18) Vakti saati gelince elbet bu çile de bitecekti, bitmeliydi.(s.22) "Kantar Kâtibi Ali Rıza Efendi" adlı diğer öyküde, eski bir kantar memurunun hayatına uzanıyoruz. Ali Efendi oldukça ilginç bir adam. Nazar haktır beyim. Biz bunu böyle bellemişiz.(s.25) Bu karakteri okurken sinirlerinize hakim olunuz efendim. Zira her mahallede vardır böyle tipler. Yahu ne şom ağızlı baykuşsun sen be!(s.31) "Koçinalar" adlı öyküsü iskambil destesindeki kartlar üzerine yazılmış harika bir öykü. Karakterler kartlar üzerinden veriliyor ve oldukça ilgi çekici. Benim en beğendiğim bu öykü oldu. **Onunla
Şişhane'ye Yağmur YağıyorduHaldun Taner · Yapı Kredi Yayınları · 20151,926 okunma
Hiç kimseler, kimsecikler sıradan değildir...
Puan vermedi·464 syf.··
Beğendi
·
2026 216. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 23:09
Markus Zusak ile tanışmama vesile olan kitap Hiç Kimse Sıradan Değildir oldu. Yazarın kalemi akıcı, anlaşılır, nüktedan. Kitabı bir solukta okutacak kadar samimi, eğlenceli bir dil kullanmış. Yazar bu romanıyla herkesin yapabileceklerinin ötesine geçebileceğini kendini sıradan olarak tanımlayan bir insanın üzerinden anlatmış. Sanırım diğer kitaplarını da okuyacağım. Kitabımıza gelirsek. Kahramanımız Ed Kennedy 19 yaşında bir taksi şoförü. Kendisini sadece taksi şoförü ve arkadaşlarıyla bir araya geldiğinde kağıt oynamaya yarayan bir kişilik olarak görüyor. Eee tabi bu duruma Ed'in annesinin de katkısı büyük... Bir banka soygunu esnasında orada bulunan Ed'in soyguncuyu yakalamaya yardım etmesi sonucunda hayatında belirgin değişiklikler olmaya başlıyor. Posta kutusuna gelen ve her biri farklı mesajlar içeren iskambil kağıtları, Ed'in sıradan düzenini değiştirmeye başlıyor. Her bir mesaj ile birlikte kendini de sorgulayan Ed, bizlere de küçücük de olsa bir dokunuşun hem bizim hem başkalarının hayatında kocaman mutluluklara yol açtığını gösteriyor. Kitapta geçen şu alıntı: "Senin gibi biri bütün o insanlar için o kadar şeyi yapabildiyse, belki de herkes yapabilir. Belki de herkes yapabileceklerinin ötesine geçebilir." insana öğretilen sınır kavramını aşmayı, bir hayata dokunulduğunda aslında kendi hayatına da dokunduğunu çok güzel anlatıyor.... Okuduğum kitapların bana bir şeyler katmasını, farkındalık kazandırmasını seviyorum. Hiç Kimse Sıradan Değildir Kitabı da bu şekilde yüreğe dokunan farkındalıklar yaşattı bana. Okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim.
Hiç Kimse Sıradan DeğildirMarkus Zusak · Martı Yayınları · 20206,3bin okunma
Hayatın anlamını tavuk döner yerken sorguladım kafam pırıl pırıl
5/10
·128 syf.··
2026 18. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 15:18
Kişisel gelişim soslu kurgu romanların kötüsü çok kötü ( Gece Yarısı Kütüphanesi, Ferrarisini Satan Bilge ), iyisi de çok iyi oluyor ( Siddharta, İskambil Kağıtlarının Sırrı). Bu kitap malesef ilk kategoride bulunuyor benim için. Okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz.
Roman
Dünyanın Kıyısındaki KafeJohn Strelecky · Pegasus Yayınları · 20211,204 okunma
Reklam
Reklam