En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen ahmaklar tanıdım.İnandığımı sandılar ; bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım. -Küçük İskender
Alıntı
Aynı satırlarda kaybolduğumuz insanlara
Hayat, aynı satırlarda kaybolduğumuz insanlara rastlayınca güzelleşiyor. Bazen aynı cümlenin içinde dolaşan birini görünce içime bir umut doğuyor, günüm kendiliğinden güzelleşiyor. Bazıları sokaklarda yürümez yalnızca; içlerinde taşıdıkları görünmez bir atlasla dolaşırlar. O atlasın sayfalarında yarım kalmış düşler, tutunamamış insanlar ve kimsenin yüksek sesle söyleyemediği kırgınlıklar vardır. Ne zaman birinin elinde Tutunamayanlar görsem ya da bir bankta küçük İskender'in o yara kabuğu söken dizelerine sığınmış birine rastlasam, zamanın akışı biraz yavaşlar. Kalabalığın içinden sessiz bir işaret geçmiş gibi olur. Dünyanın görünen yüzünden çok, görünmeyen tarafıyla ilgilendiğini hissederim. Onların okudukları satırlarda, defterlerine gizledikleri cümlelerde ve yürürken yanlarında taşıdıkları o tarifsiz sızıda bana tanıdık gelen bir şey vardır. Sanki aynı yaraların çevresinde dolaşmış, aynı soruların karanlığında biraz oyalanmışız ve karşılaşınca eski bir dost gibi gülümsetecekmişiz gibi.. Belki bu yüzden, kalbini kelimelerin uçurumuna bırakmış insanlara karşı içimde daima tarif edemediğim bir yakınlık hissediyorum. Her karşılaşma, yarım kalmış bir sohbetin devamı gibi geliyor bana. Ve ben, her defasında, kendini edebiyatın ince kederine emanet etmiş o sessiz yolcuların peşinden gitmek istiyorum. Öyle işte Bazen bir insanı tanımak için yüzüne değil, hangi satırların altında durup nefeslendiğine bakmak yeterlidir. TutunamayanlarTutunamayanlar Küçük İskenderKüçük İskender Bir Nedeni Yok Yalnızca ÖptümBir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm Oğuz AtayOğuz Atay
1000Kitap
Reklam
Bir şey lazım! Şöyle herkesin umudunu tazeleyecek bir şey... İskender Pala
Alıntı
"Din-perver ve dünya fatihi sensin. Sen dünyanın vaat edilmiş İskender'isin." İdrisi Bitlisi #k:144721fer Feridun M. EmecenFeridun M. Emecen
Dinar Bandosu
Küçük İskender, Metin Altıok gibi genç ve özgün bir tarzı giyinen şairleri aldığı bir grupta sayıyordu Nilgün Marmarayı: Yeni Marjinaller. Hatta bu grubun içine dahil etmekten çok, onu bu grubun şefi ilan ediyordu: "Şöyle bir şaka kurmuştuk: Sanki bir şenlik var. Sağdan soldan eğri büğrü çalgılar ve sökük bayrak kırmızısı üniformalar. Yani 'Dinar Bandosu! Nilgün Marmara zaman zaman havalara attığı asasıyla önde yürüyen şef genç kız, Cihat Burak 'helikon'u sol yerine sağ omzuna takmaya çalışıyor. Sen izci kılığında 'trampet', ben İngiliz kornosu, Sezai Karakoç kös', Komet 'zil', Enis Batur 'trompet', gerçek 'mahzun marjinal' Metin Altıok 'yatay flüt', Turgay Özen 'okarina', Sami Baydar 'obua', Küçük İskender ağzıbozuk bir klarnet' - yeni bir İstanbul ezgisi çalıyoruz. Yalnız bir Memet Fuat 'sousaphone'la alttan alta kanto ritminde bir marş havası tutturmuş. 'Şiir adamları da belki var ama onlar iyi seçilmiyor." Nilgün Marmara'nın içinde bulunduğu bu Dinar Bandosu, Ece Ayhan'ın taktığı bir isimdi. Dinar, Ege'de çatma bandolara takılan isimdi. Kadrosu yoktu bu bandonun. Çatlak sesler çıkaran çalgıların olduğu, sökükler içinde bayrak kırmızısı üniformaların bulunduğu bu bando, sadece törenlerde öylesine, birdenbire, hızlıca bir araya gelirdi. Ece Ayhan, bu bandonun çalgıcılarını daha da detaylandırmış ve herkese tek tek bir görev vermişti. Zaman zaman içindeki çalgıları zaman zaman da kişileri değiştiriyor ama bandonun hissettirdiklerini hiç değiştirmiyordu. Bandonun en büyük özelliği herhangi bir kuralı ol-maması ve her an değişmeye hazır olmasıydı. Verdiği görevlerde **Nilgün Marmara'ya “tambur majör" görevini yüklemişti. Tambur majör, elindeki asa ile bando takımının çaldığı parçayı, yürüyüşü ve ritmi yönlendirirdi. Bu düzensiz bandonun en başında bu görevle Nilgün
"Keşke tanımasaydım seni demiyorum. Ama keşke tanıdığım gibi kalsaydın." -Küçük İskender
1000Kitap
Reklam
Reklam