Wtf
5/10
·162 syf.··
2026 26. kitabı
Neyle başlasam bilemiyorum... Öncelikle höst ulan! Ehem... evet, neyse... Seri katil ve FBI ajanı aşkı dediler geldik ama bence inanılmaz ergence ve ZAVADANAK önümüze fırlatılmış bir çiftle karşılaştık. Logan denilen sözde FBI ajanı etrafına karşı sıfır görüş ve farkındalıkta. Lana isimli sözde seri katil sıfatı taşıyan hatun ise geçmişindeki kötüleri avlıyor. Bu ikilinin arasında romantik bir şey olmasa ve etik çatışma olsa inanın daha harika olurdu. Çünkü o romantik çekim resmen insanın suratına vurulan ıslak mop gibi bir etki yaratıyor. Ben anlamadım abi, ne alaka birden birbirlerinin "sözde profillerini" çıkarmaları. Birinin direkt suratına bakınca ne kadar yakınlık aradığını ama bunu uzun süredir tatmadığını uzattığı 20 dolardan anlayabiliyor musunuz? Lan mal mısınız? Gelelim Lana'nın çok zeki bir seri katil oluşuna... Hasbinallah... Sevgili kızçeler, siz hiç ayağınıza haddinden fazla büyük bir ayakkabı giyip onunla yürümeyi denediniz mi? Diyelim ayaklarınız 36-37 numara, bu Lana hanımefendi 46 numara ayakkabı giyiyormuş. Ayakkabılarında oluşan boşluğu doldursa bile ağırlığın eşit dağılması için ve o ağırlığı bacaklarının hareketiyle kontrol etmesi gerektiğinde sizce nasıl bir hareket akışı olur? Rica ediyorum bir deneyin. Sonra "Vay canına Lana çok zeki," yorumunu yapın. Ve sakın sırtına koyduğu ağırlıktan bahsetmeyin çünkü dağılan ağırlıkla sırta alınan ağırlık aynı şey değil. Her şey fazla tesadüfi bir şekilde meydana geliyor ve nedense Lana bir nedenle işi kotarıyor. O KADAR KAMERALAR FALAN VARKEN VESSELAM. Arkadaşının sisteme sızması da ilginç, o kadar kuvvetine laf edilmeyen bir beyefendi ki arkasında siber ayak izi falan da bırakmıyor. FBI siber konuda ya benimle aynı seviyede ya da bu Jake denen herif ilah seviyesinde siber bilgiye sahip. Normal bir
Mindf*ck 1: RiskS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026534 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2026 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 13:43
Mustafa Kutlu’nun Beyhude Ömrüm adlı eseri, kurak ve kıraç topraklarda herkesin imkânsız gördüğü bir idealin peşinden koşarak Islak Kaya’dan su çıkaran ve orada yeşillikler içinde bir cennet bahçesi kuran adsız bir Anadolu köylüsünün dokunaklı hikâyesini anlatır. Ancak modernleşmenin, değişen çağın ve köyden kente göçün acımasızlığıyla ana karakterin çocukları toprağı bırakıp İstanbul’a gider; onun hayatını adadığı bu kutsal sığınak, yeni nesil için sadece bir yük haline gelir. Kitabın adındaki beyhude kelimesi, dışarıdan bakanlar için ömrün nihayetinde kuruyup gidecek bir bahçeye harcanmasını simgelese de, yazar bize asıl değerin varılacak sonuçta değil, bir ideal uğruna verilen emek ve sadakatte saklı olduğunu fısıldar. Şehrin betonlaşmış hızı karşısında toprağın ve sabrın kutsallığını hatırlatan bu sıcak taşra hikâyesi, insanın doğayla ve kendi özüyle kurduğu derin, hüzünlü ve anlamlı bağı tek bir solukta yüzümüze çarpar. Beyhude ÖmrümBeyhude Ömrüm Mustafa KutluMustafa Kutlu
Alıntı
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201910,1bin okunma
Reklam
5/10
·344 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 11:34
Bu kitabın neden bu kadar beğenildiğini bir türlü kavrayamadım. Şimdiki zamanla yapılan anlatımda karakterleri, olayları kabullenmek ne kadar zordu. Her şey uzaktan izletiyor, hiçbir karakterin duygusuna giremiyorsun. Buna hem şimdiki zamanlı anlatım engel oluyor hem de yazar herhangi bir sahne kurmadığı için karakterin duygu dünyasına giriş yapamıyorsun. Büyük Defter bölümü tümden fiyaskoydu. Çocukların yapabileceği şiddetin boyutunu arttırdıkça inandırıcılıktan ne kadar uzaklaştığını görememiş yazar. Herhangi bir karakterin bir amacını göremediğin için ne tarafa gideceğini bilemiyorsun. Sürekli kabus görmüş, debelenip durmuş, yenice uyanmışım gibi hissediyorum. Dil mevzuna hiç girmeyelim. "Düşen kar tanelerinin ıslak sesi" gibi bir cümleyle karşılaşmak da tüy dikti. Okumamak bir eksiklik oluşturmayacak.
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Aslında... sonunda kavuşma ümidi varsa özlemek güzeldir. Kıyı Güneşi, savaşın ortasında aşkı, fedakarlığı ve dostluğu anlatan bir roman. Elisa, işgale uğramış Vetnika kıyısında dayısı ve ailesiyle yaşayan, evin tüm işlerini üstlendiği gibi yengesinin de baskılarına maruz kalan genç bir kızdır. Antoni ise hayatını denizlere adamış Beyaz İnci isimli geminin kaptanıdır. Antoni, gemisinin vetnika kıyısına yakın bir yerde arızalanması sonucu kıyıya yanaşmak zorunda kalır ve çifttimizin tanışması ise su kaynağı yakınlarında olur. Tanışma hikayeleri biraz fazla ıslak olsa da hayat onları bir şekilde bir araya getirmiştir. O günden sonra aralarındaki bağ gittikçe daha da güçlenecektir. Kitabın ilk yarısı Vetnika kıyısındaki halkın yemek fişleriyle sıraya girmeleri, kadınların renklerle ayrıştırılmalarıyla ilerlerken ikinci kısımda ise Elisa ve Antoni için yaptığı fedakarlığı okuyoruz. Sevdiği adamı kurtarmak için neler yapabileceğini okumak beni en çok heyecanlandıran kısım oldu kitapta. Kitabın başındaki Elisa' yı hem sabırlı hem gözü kara görmek harikaydı. Yazarın kalemi bu kitabında da oldukça sade ve akıcı. Duygular yeterince işlenmişti benim için. Gereksiz ya da abartı bulduğum bir kısım da olmadı. Onlara dair okumayı istediğim her anı zihnimde bir şekilde canlanmayı başarıyor. Kitabın kısa oluşuna başta biraz üzülsem de son sayfayı okuyup kitabı kapattığım an tadında bittiğini düşünüyorum. Aşk, hüzün, bekleyiş, umut duygularını bir arada okumayı seven herkesin Elisa ve Antoni'nin hikayesini de seveceğini düşünüyorum. #k:463646. DuruMaviiDuruMavii
Kıyı GüneşiDuruMavii · Pukka Yayınları · 2024241 okunma
7/10
·347 syf.··
2017 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2017 00:00
Sarah Jio’nun kendisine karşı olan ön yargımı yumuşattığı, gerçek aşk konulu romanı... Kitap; edebi içeriği olmayan, akıcı bir dile sahip. Bitirince onca geçen zamanın burukluğu çöküyor yüreğinize. Yıllar sonra Ayla’sına kavuştuktan kısa bir süre sonra bu dünyaya veda eden Süleyman Amca ile tanıştığımda da hissetmiştim aynı şeyi. Neyse... Kitap şu cümleyle sona eriyor: “Bir ağaç dalından düşen şarap rengi iki yaprak, sonbahar rüzgârıyla bir süre farklı yollarda dans etti ve sonra yavaşça yere süzülerek ıslak zeminde yan yana yerlerini aldı.” Allah hepimizi Kitty ve gibilerinin şerrinden korusun. Bir de umarım savrulduğunuz sonbahar rüzgârınız kısa sürer. Sarah JioSarah Jio
Edebiyat & Roman
Yağmur SonrasıSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201320,6bin okunma
9/10
·136 syf.··
2026 194. kitabı
Roman iki bölümden oluşur: ### Yeraltı Bu bölümde isimsiz anlatıcı, 40 yaşlarında, emekli bir devlet memurudur. Kendisine "yeraltı adamı" der. Toplumdan izole bir şekilde, Petersburg'daki küçük bir bodrum katında yaşamaktadır. İç dünyasında derin bir çatışma, öfke, küçümseme ve kendine yönelik bir nefret vardır. İnsan doğasına, akla, özgür iradeye ve toplumun ilerleme fikrine karşı çıkar. Aydınlanma düşüncesine ve rasyonaliteye karşı çıkarak insanın irrasyonel yönlerini savunur. Anlatıcı, insanın sadece mantıkla hareket etmediğini, bazen acı çekmeyi, hata yapmayı ve kendi kendini sabote etmeyi bilinçli olarak seçtiğini savunur. Bu, onun özgürlük anlayışının bir parçasıdır. ### Islak Kar Altında Bu bölümde anlatıcı, geçmişte yaşadığı bazı olayları anlatır. Üniversite yıllarında arkadaşlarıyla olan ilişkileri, bir subayla yaşadığı küçük düşürücü bir olay ve bir genelevde tanıştığı Liza adlı genç bir kadınla olan karmaşık ilişkisi üzerinden anlatıcının içsel çelişkileri ve topluma yabancılaşması derinleştirilir. Liza, anlatıcının hayatına kısa süreliğine umut getirir. Ancak anlatıcının kendi içindeki nefret ve aşağılık kompleksi, bu ilişkiyi de sabote eder. Liza'yı hem küçümser hem de ona ihtiyaç duyar. Sonunda onu da kırar ve yalnızlığına geri döner. --- ## İnceleme ### Temalar: - İrade ve Özgürlük: Dostoyevski, insanın sadece mantıkla değil, iradesiyle hareket ettiğini savunur. İnsan bazen mantıksız olanı seçer çünkü bu onun özgürlüğüdür. - Yabancılaşma: Yeraltı adamı, hem topluma hem de kendine yabancılaşmıştır. Bu yabancılaşma, modern bireyin yalnızlığını simgeler. - İçsel Çatışma: Anlatıcının iç sesi, sürekli bir çelişki ve kendini sorgulama halindedir. Bu, Dostoyevski’nin karakter derinliğini nasıl ustalıkla işlediğini
1000Kitap
Yer Altından NotlarFyodor Dostoyevski · Turkuvaz Kitap · 2019159,3bin okunma
Reklam
Reklam