İslam öncesi geleneklerimiz; Şamanlık, Kamlık hakkında giriş bilgiler içeren akıcı, dili ile okuru yormayan güzel yarı macera ve merak uyandırıcı roman. Olay örgüsü, konuların birbirine bağlanmaları iyi tasarlanmış fakat bu bağlantıları kurmak biraz okura bırakılsa bence daha aydınlatıcı olabilirdi tabii o bağlantıyı kurabilecek olan okular için. Karakterlerin içsel kırgınlıklarını illaki telefon zil seslerinden anlamamız gerekli miydi? Ve bu zil sesi şarkıların her defasında uzun uzun yazılması şart mıydı? Tek seferde anlamıştır bir çok okuyucu diye düşündüm. Savaş gibi sevgiye ve bilgiye cahil bir karakterin Defne ile yunus bağlantısını çözmesi garip geldi. Sosyal becerisi sınırlı bir karakter bunu nasıl yapabildi? Defne Kaman'ın nasıl saklandığı konusu doğaüstü konulardan biriydi, Umay Nineye rüyada gösterilenler gibi ama Şamanlıkda doğaüstü durumlar var mı bilmiyorum. Yoksa bile tabii ki romanda merak uyandırıcı unsurlara gerek var. Bir araştırma konusuna sahip oldum ve bence çok güzel. Teşekkürler
İskender Pala’nın Mihmandar romanı, tarihî gerçeklerle kurguyu ustalıkla bir araya getiren, sürükleyici bir eser. Roman, Çanakkale Savaşı’nı farklı bir bakış açısıyla ele alırken, dönemin ruhunu, insanların inançlarını, fedakârlıklarını ve yaşadıkları zorlukları etkileyici bir şekilde yansıtıyor.
Tarihî romanları okumayı sevdiğim için kitaba büyük bir ilgiyle başladım ve beklentimin karşılığını fazlasıyla aldım. Çanakkale gibi hepimizin bildiği bir konunun, alışılmış anlatımın dışına çıkılarak işlenmesi romanı benim için daha da etkileyici hâle getirdi. Özellikle savaşın sadece askerî yönüne değil, manevî boyutuna da yer verilmesi dikkatimi çekti.
İskender Pala’nın akıcı dili ve güçlü tasvirleri sayesinde kendimi zaman zaman cephede, zaman zaman karakterlerin duygu dünyasında hissettim. Roman boyunca kahramanlık, vatan sevgisi, sadakat ve inanç gibi değerler ön plana çıkarken, savaşın insanlar üzerindeki etkisi de başarılı bir şekilde aktarılıyor.
Kitapta en beğendiğim noktalardan biri, tarihî olayların kuru bilgiler şeklinde değil, yaşayan karakterler ve etkileyici bir hikâye aracılığıyla anlatılması oldu. Bu sayede hem merakla okudum hem de Çanakkale’nin anlamını farklı bir pencereden düşünme fırsatı buldum.
Mihmandar, tarihî romanlardan hoşlanan ve özellikle Çanakkale ruhunu edebî bir anlatımla hissetmek isteyen okurların mutlaka okuması gereken eserlerden biri. Benim için hem öğretici hem de duygusal yönü güçlü, unutulmayacak bir okuma deneyimi oldu.
İslam dünyasının modernleşme sürecinde Batı karşısında neden geri kaldığı sorusunu tarihsel bir çerçevede ele alan bir çalışma. Konu ilgi çekici olsa da anlatım yer yer dağınık; yazar sık sık konudan konuya atlıyor ve bu durum bütünlüklü bir akış kurmayı zorlaştırıyor.
Buna rağmen Lewis’in tarihsel örnekleri ve yorumları bazı açılardan düşündürücü. Ancak daha sistemli ve dengeli bir analiz bekleyenler için tatmin edici olmayabilir.
Genel olarak fikir veren ama anlatım bütünlüğü zayıf kalan bir çalışma.
Hata Neredeydi?Bernard Lewis · Kronik Kitap · 20202,214 okunma
Ahmet Necip’in yazdığı, Elif Uğur’un ise illüstrasyonlarını hazırladığı bu biyografik roman, 2020 yılında basılmış.
Farabi’nin dünyasını okumayı çok istediğim için büyük bir heyecanla elime aldım ama dürüst olmak gerekirse tam bir hayal kırıklığı oldu.
İslam felsefesinin en büyük isimlerinden biri olan Farabi gibi derin bir karakter, kitapta o kadar yüzeysel geçilmiş ki... Ne hayatının hakkı verilmiş ne de o güzelim eserlerinin. Üstüne bir de sürekli göz tırmalayan yazım hataları eklenince, okuma keyfi iyice kaçıyor.
İnsan ister istemez çok daha özenli, felsefi derinliği olan ve titizlikle hazırlanmış bir rehber bekliyor. Bendeki hissi maalesef büyük bir potansiyelin aceleye getirilerek harcanması oldu; aradığımı hiç bulamadım.
Kitap “İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları", İngilizlerin İslâm Düşmanlığı, İslam dünyasının geçmişte maruz kaldığı siyasi, kültürel ve fikrî müdahalelere dikkat çekmeyi amaçlayan tartışmalı bir metindir. Eser, Batılı güçlerin İslam coğrafyasındaki etkilerini bir casusun ağzından aktarmaya çalışırken, okuyucuyu tarih, siyaset ve inanç ekseninde düşünmeye sevk ediyor. Sömürgecilik, istihbarat faaliyetleri ve toplumsal dönüşümler arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Bununla birlikte eser, akademik bir tarih çalışmasından ziyade belirli bir bakış açısını yansıtan, ideolojik bir metin niteliği taşıyor. Anlatılanları farklı kaynaklarla karşılaştırmak, tarihsel gerçeklik ile yorumları birbirinden ayırmak önemlidir. Kitap, İslam dünyasının yaşadığı kırılmaları, dış müdahalelerin etkisini ve Müslüman toplumların birlik meselesini gündeme getirirken, okuyucuda hem merak hem de eleştirel düşünme ihtiyacı uyandırmaktadır. Tarihsel olayların arka planını sorgulamak isteyenler için dikkat çekici, ancak tek başına nihai bir kaynak olarak değil, farklı görüşlerle birlikte değerlendirilmesi gereken bir eserdir.