Şuana kadar okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Kitapta Emir adında bir karakterin çocukluktan yetişkinliğe kadar olan hayatı kendi ağzından anlatılıyor. Kitap Emir'in hataları, korkuları, hayalleri, sırları ve vicdanıyla muhasebesi üzerinden ilerliyor. Ve tabii ki savaşın ne kadar iğrenç, derin ve kalıcı hasarlar bıraktığı karakterlerle canlandırılarak anlatılıyor. Savaşla ilgili kısımları okurken aklıma sürekli Gazze geldi, bu kitapta yazılanlar gerçek ya da değil bilmiyorum ama Gazze'de hergün bunların yaşandığından, Gazzenin her sokağında Sohrab'ların olduğundan eminim. Ahhh Sohrab... Canımın içi Sohrab, keşke sana bir defa sarılabilseydim... Ama "Zendagi migzara" Sohrab. "Hayat devam ediyor"
Yazar her karakteri, duyguyu, hissi o kadar güzel bir ustalıkla aktarmış ki her karakteri anlayabiliyor, onu hissedebiliyor ve onun iç dünyasından dünyaya bakabiliyorsunuz. Çok güçlü bir kalem yazarı tebrik etmeden geçemeyeceğim.
Öte yandan yazarın daha önce de bir kitabını okumuştum "Ve Dağlar Yankılandı" o da muazzamdı ama şunu farkettim ki her iki kitabında da beni rahatsız eden bir şeyler vardı. Özellikle de İslam, din ile ilgili kısımlarda bunu hissettim. Yazar bunu bilerek mi yapıyor bilmiyorum ama sıkıntılı kişilerin ismi hep dini isinlerdi. Örneğin Ve Dağlar Yankılandı kitabında asalak sakar askerin ismi Muhammed'di. Muhammed bir defasında yere düşüyordu ve komutanı şöyle bir cümle kuruyordu "Muhammed seni alçak herif kalk yerden..." Bu cümle beni o kadar rahatsız etmişti ki. Buna benzer birkaç şey daha vardı uzun süre geçti kitabı okuyalı hatırlamıyorum ama o hisleri hatırlıyorum.
Bu kitapta da aynı şekilde her şeye boyun eğen, kurbanlık kuzu gibi takılan, hizmetçi ve tecavüze uğrayan çocuğun adı Hasan. Yüzünün yarısı felçli, ayakları çarpık olduğu için topallayan