Şu anda İslam toplumlarının bazı kısımlarında gördüğüm en büyük tehlike dini Dertlerin insanları ruh hali gelişiminden uzağa savunmuş olması ve kişileri tamamen dünyaya ayar verme belli bir etkili Hakkı çıkarma politik tartışmalar zenginleşme çabaları ile Ömür tüketimi yoluna sokmuş gibi görünüyor.
Sayfa 88·Kitabı okuyor
"İslami terör" diyememek
Usame'nin ve yandaşlarının derdini anlamak için iki deyişten söz açmak gerekiyor... Darülharp.. Darülislam.. 'Dar' sözcüğü 'yer' ya da 'yurt' anlamına gelir; sözgelimi 'Darülislam' İslam ülkesi demek... Şeriat hukukunun egemen olduğu bir devlet İslamdan sayılabilir; yoksa 'kafirler'in egemenliği geçerli olduğundan çekiver kuyruğunu... Daha açık deyişle 'Darülislam'ın açık ve kesin anlamı, şeriat hukukunun geçerli olduğu yer... 'Darüssulh' yani barış yeri olmak için ille de şeriat hukuku gerekli... Peki, Türkiye'nin yeri nerede?.. * El Kaide veya herhangi bir ortağının amacı, şeriatçı düzeni kurmak olduğuna göre, Türkiye'de düzenlediği saldırılar bal gibi 'İslami, İslamcı, şeriatçı, dinci' terördür. İstanbul'daki İslamcı eylemlerin önemi, verilen bir kararı vurguladığı içindir... Yerli 'Hizbullah'ın bu eylemlere ortak oluşu da rastlantı değil... Ortadoğu'yu saran kıyametin ortasında Amerika'ya karşı çıkan İslamcı güç, RTE ve AKP'ye ilişkin kararını veriyor: - Bunlar tam Müslüman değil, Türkiye de İslamın egemenliği altında değil...
Sayfa 48 - Cumhuriyet Kitapları·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"«Asıl hür, nefsinin (esîri değil) emîri olan kimsedir!» hükmünce Cenâb-ı Hak bizleri, nefs-i emmâreye âmir, nefs-i mutmainneye de nail eyleyerek; «Gerçek kullarım arasına katıl ve cennetime gir!» (el-Fecr, 29-30) güzel hitabına lâyık buyursun! Amin!"
Sayfa 500 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okuyor
Dua
Aşk, kalbin işidir ve kalp, Rahmân’ın iki parmağı arasındadır. Ama aşkın da edebi, İslam’ın da hakkı vardır. Zeynep (ra) bunu çok iyi biliyordu: Neyi yapabileceğini, nerede durması gerektiğini… Sevgisini, dininin izin verdiği ölçüde koruyordu. Çünkü aşk ve iman aynı kalpte birlikte yaşıyordu. Birbirine zıt değil, birbirini tamamlayan iki hakikatti bunlar.
Sayfa 287 - Nida yayınları
1000Kitap
Nisa:59
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de... Herhangi bir şey hakkında çekişir (anlaşamaz)sanız, eğer gerçekten Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu, Allah'a ve Resûlü'ne arz edin (Kur'an ve Sünnet'le halledin). Bu âyet-i kerîmede önce, "Allah'a itaat ediniz, Resûlü'ne itaat ediniz." denildiği halde, "ulü'l-emre de" denilmekte, "itaat" kelimesi üçüncü defa tekrar edilmemektedir. Çünkü Allah (cc.) ve Resûlü'ne itaat mutlaktır, kayıtsız şartsızdır. Ulü'l-emre itaat ise mutlak değildir. İslâm'a göre seçilmiş ulü'l-emr, meseleleri kendi arzularına göre değil, Allah ve Resûlü'nün emirleri doğrultusunda çözecektir. Ulü'l-emre itaat ise onun Allah ve Resûlü'ne itaati olduğu müddetçedir. Resûlullah (sas.), "Allah'ın emirlerine aykırı işlerde kimseye itaat yoktur." buyurmuştur. Ulü'l-emr için "sizden olacaktır" kaydı vardır. Çünkü Allah'ın hükümlerini beğenmeyerek ve kabul etmeyerek kâfir olanlar, "sizden" ifadesi içine girmez. Buna göre ulü'l-emr, İslâm imanını taşıyacak ve Kur'an'a uygun yaşayacak kimse olmalıdır. Ayette insanlar arasında geçen anlaşmazlık konularının Allah'ın Kitabı ve Resûlü'nün sünneti ile halledilmesi emredilmektedir. İmam Şâfiî, er-Risâle'sinde, "Sadece Kitab'la yetinmek, sünneti terk etmiş nasipsizlerin görüşüdür." demektedir. Çünkü Sünnet'i kabul etmemek İslâm'ı yıkmaktır. Resûlullah (sas.); "Yalnız Kur'an'a sarılın, bize Allah'ın Kitabı yeter, biz onda gördüklerimize uyarız." diyenlerin çıkacağını haber vermiş ve onlardan sakındırmıştır. Böyle diyenlerin dinden çıkacağı hakkında icmâ vardır. Bu, (sizin için) daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.
Nisâ:58
Şu bir gerçek ki Allah, size emanet (ve iş)leri mutlaka ehline (İslâm'a göre ahlâkı sağlam, yeteneklilere)² vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Gerçekten Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz Allah, (her şeyi) işiten ve görendir.