• 208 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Kendisi müthiş bir insandır. Gülhanedeki müzesine 8-9 defa gittim ve bıkmadım. Kendi eliyle yaptığı usturlablar vs.
    Mükemmel bir müze armağan etmiş türkiye'ye.
    Arap ve islam tarihinde eserleri de yaptıkları da çok kıymetli hatta biliyorsunuz eserlerini ve kütüphanesini Türkiye'ye taşırken Almanya karşı çıkmıştı. Global bir ismin yanında fazlasıyla değerli ve ebnce türkiye gibi bir ülkeye 3 gömlek fazla.
    Kitapta da cok az hayatından ve yunan----müslümanlar--- avrupa gibi kronolojik bilimin gelişiminden bahsediliyor.
    Son olarak herhangi bir parti partizanı veya üyesi değilim, cidden bu hükümet ilginç bir şekilde fuat sezgine biraz da olsa sahip çıktı.
    Kendisini kaybetmemize rağmen hala fuat sezgin yılı ve sergisi gibi çalışmlaara devam ediliyor.
  • "Bilim tarihi çalışmaları bize sadece eskilerin ne yaptığını anlatmaz. Aynı zamanda belki daha da önemlisi yeni bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ortaya çıkmasına basamak ve sıçrama noktası teşkil edebilir, yeni ufuklar açabilir. Bu eserde bir zamanlar İslam medeniyetindeki bilimsel gelişmelerin; hızını, zengin içeriğini ve daha önceki medeniyetlerin bilim tarihine kıyasla çok daha uzun bir geçmişe sahip olduğunu, ayrıca Batı'da bilimin gelişimine kaynaklık ettiğini okuyacaksınız. Şu bir gerçektir ki Müslüman bilim adamlarının ortaya attığı birçok görüş, teorem ve icadı bugün hâlâ geçerliliğini ve doğruluğunu korumaktadır. Bugün gençliğimize vereceğimiz en güzel hedilerden biri benliğimizin ve medeniyetimizin bir parçası olan bilim ve teknoloji sahasında geçmişteki büyüklüğümüzü hatırlatmaktır."
  • Boğaz'ın batısında parfüm yoktu. Zaten modern anlamda parfüm hiçbir yerde yoktu; çünkü çiçeklerin buharının çıkarılarak toplanması ve alkolle damıtılarak saklanması süreci daha yüz yıl sonra keşfedilecekti. Bunu da Arap kimyacı İbni Sina, kutsal gülün ruhunu, İslâm dini için ayrıştırmaya uğraşırken rastlantı sonucu bulacaktı.
    Tom Robbins
    Sayfa 180 - Ayrıntı Yayınları
  • “Müslümanlar Yahudilerden neden geri kaldı?”

    Dünyada yalnızca 14 milyon Yahudi var, Kuzey ve Güney Amerika’da yedi milyon, Asya’da beş milyon, Avrupa’da iki milyon ve Afrika’da 100,000 kişi.

    Tek bir Yahudiye 100 tane Müslüman düşmektedir. Buna rağmen Yahudiler tüm Müslümanların toplamından yüz kez daha güçlüdürler.

    Nedenini hiç merak ettiniz mi?

    Tüm zamanların en etkin bilim adamı ve Time dergisi tarafından ” Yüzyıl’ın Adamı ” seçilen Albert Einstein bir Yahudiydi. Psikanalizin babası Sigmund Freud bir Yahudiydi. Karl Marx, Paul Samuelson ve Milton Friedman da öyle.

    İşte size ürettikleriyle tüm insanlığa zenginlik katmış olan Yahudilerden bazıları:

    Benjamin Rubin insanlığa aşı iğnesini verdi.
    Jonas Salk ilk çocuk felci aşısını geliştirdi.
    Albert Sabin çocuk felci aşısını daha da geliştirdi.
    Gertrude Elion lösemiye karşı ilacı verdi.
    Baruch Blumberg Hepatit B aşısını geliştirdi.
    Paul Ehrlich frengiye karşı bir tedavi buldu. (cinsel temasla bulaşan bir hastalık).
    Elie Metchnikoff bulaşıcı hastalıklarla ilgili çalışmalarıyla Nobel ödülü kazandı.
    Bernard Katz nöromüsküler iletişim ( kas -sinir sistemi arası iletişim ) alanında Nobel ödülü kazandı.
    Andrew Schally endokrinoloji ( metabolik sistem rahatsızlıkları, diabet, hipertiroid ).
    Aaaron Beck Cognitive Terapi (akli bozuklukları depresyon ve fobi tedavilerinde kullanılan psikoterapi yöntemi) geliştirdi.
    Gregory Pincus ilk doğum kontrol hapını geliştirdi.
    Gerald Wald insan gözü hakkındaki bilgilerimizi geliştirerek Nobel ödülü kazandı.
    Stanley Cohen embriyoloji ( embriyon ve gelişimi çalışmaları ) dalında Nobel aldı.
    Willem Kolff böbrek diyaliz makinesini yarattı.

    Müslümanlar da dahil tüm hastalar Yahudilerin bu buluşlarından yararlanıyor, sağlığına kavuşuyor.

    Peter Schultz optik lif kabloyu, Charles Adler trafik ışıklarını, Benno Strauss pazlanmaz çeliği, Isador Kisse sesli filmleri, Emile Berliner telefon mikrofonunu ve Charles Ginsburg videotape kayıt makinesini, Leo Szilard ilk nükleer zincirleme reaktörünü geliştirdi, Stanley Mezor ilk mikro-işlem çipini icad etti.

    Son 105 yılda 14 milyon Yahudi bilim dalında 100’ün üzerinde Nobel ödülü kazanırken, 1.4 milyar Müslüman yalnızca üç Nobel kazandı. Neden Yahudiler bu kadar güçlü ?

    Yahudi inancına bağlı ünlü yatırımcılar:

    Ralph Lauren ( Polo ), Levi Strauss ( Levi’s Jeans ), Howard Schultz ( Starbuck’s ), Sergei Brin ( Google ), Michael Dell ( Dell Bilgisayar), Larry Ellison (Oracle ), Donna Karan ( DKNY), Irv Robbins ( Baskins & Robbins ) ve Bill Rosenberg ( Dunkin Dougnuts ).

    Yale Üniversitesi’nin Başkanı Richard Levin bir Yahudidir.

    Harrison Ford, George Burns, Tony Curtis, Charles Bronson, Sandra Bullock, Billy Crystal, Woody Allen, Paul Newman, Peter Sellers, Dustin Hoffman, Michael Douglas, Goldie Hawn, Cary Grant, William Shatner, Jerry Lewis ve Peter Falk’ın da Yahudi olduklarını biliyor muydunuz ?

    Yönetmenler ve yapımcılar arasındaki Yahudiler: Steven Spielberg, Mel Brooks, Oliver Stone, Aaaron Spelling (Beverly Hills 90210 ), Neil Simon ( The Odd Couple ), Andrew Vaina ( Rambo 1 /2 / 3 ), Michael Mann (Starzky and Hutch ), Milos Forman ( One Flew Over The Cuckoo’s Nest, Amadeus ), Douglas Fairbanks (TheThief of Baghdat ), Ivan Reitman ( Ghostbusters ),
    Kohen Kardeşler, William Wyler.

    William James Sidis, 250-300 lük I.Q derecesiyle dünyanın gördüğü en parlak insandır. Bilin bakalım hangi dine mensuptur?

    Soru: Neden Yahudiler bu kadar güçlüdür?
    Cevap: Eğitim (Sorgulayıcı, Araştırıcı, Yaratıcı)

    Soru: Neden Müslümanlar bu kadar güçsüzdür?
    Cevap: Yanlış Eğitim veya Sıfır Eğitim (Din Eksenli, Sorgusuz, Araştırmasız, Ezberci)

    Gezegenimizde yaklaşık 1 476 233 470 Müslüman yaşamaktadır. Asya’da 1 milyar, 400 milyon Afrika’da, 44 milyon Avrupa’da, ve 6 milyon Amerika kıtasında.

    Toplam dünya nüfusu içinde her beş kişiden biri müslümandır. Her bir Hindu’ya iki müslüman
    düşmektedir, her bir Budist’e karşılık iki müslüman vardır ve her bir Yahudi’ye karşılık 100 adet Müslüman bulunmaktadır.

    Neden Müslümanların bu kadar kalabalığa rağmen neden güçsüz olduklarını hiç merak ettiniz mi ?

    Nedeni şudur :

    İslam Konferansı Örgütü’nün ( OIC ) 57 üyesi ülkelerin tümünde 500 adet üniversite bulunmaktadır ve üniversite başına üç milyon Müslüman düşmektedir.

    Sadece ABD’de 5758 üniversite vardır.

    2004 yılında Shanghai Jiao Tong Üniversitesi ” Dünya Üniversitelerinin Akademik Değer Listesi” hazırlamış ve ilginçtir ki Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerin hiç birinden ilk 500 e giren üniversite yoktur.

    UNDP tarafından toplanan verilere göre Hristiyan dünyasında okuma-yazma bilenlerin oranı neredeyse % 90 ve bunlardan 15 Hristiyan çoğunluğa sahip ülkede okuma-yazma oranı % 100 dür.

    Müslüman dünyasında buna çok zıt bir durum olarak bir ülkenin okuma-yazma oranı oranı yaklaşık % 40 olup, % 100 okur-yazar oranına sahip bir Müslüman ülke yoktur.

    Hristiyan dünyasındaki “okur-yazar” ın % 98 i ilkokulu bitirmişken, Müslüman dünyasında bu oran % 50 dir. Hristiyan dünyadaki okur-yazar ların % 40 ı üniversite mezunudur ve bu oran Müslüman dünyasında % 2 ‘yi geçememektedir.

    Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerdeki toplam bilim adamı sayısı 230 olup her bilim adamına düşen Müslüman sayısı 1 milyon kişidir. ABD her 1 milyon Amerikalıya karşılık yaklaşık 4000 bilim adamına, Japonya 5000 bilim adamına sahiptir.

    Tüm Arap dünyasındaki tam zamanlı çalışan araştırmacı sayısı 35 000 kişidir ve her bir milyon Arap nüfusa 50 teknisyen düşmektedir. ( Bu sayı Hristiyan dünyasında bir milyon kişiye 1000 teknisyendir. ) Ek olarak İslam dünyası gayrı safi milli hasılasının yalnızca % 0.2 sini araştırma- geliştirme bütçesi olarak ayırmaktayken Hristiyan dünyası % 5 oranında araştırma-geliştirme fonu ayırmaktadır.

    Sonuç: İslam dünyası bilgi üretebilecek kapasiteden yoksundur.

    1000 kişiye düşen günlük gazete sayısı ve bir milyon kişiye düşen kitap çeşidi bilginin toplum içine yayılıp yayılmadığının iki önemli göstergesidir.

    Pakistan’da 1000 kişiye 23 günlük gazete düşerken bu sayı Singapur’da 360 dır. İngiltere’de her 1000 stand için 2000 çeşit kitap bulunurken, Mısır’da kitap çeşidi 20 dir.

    Sonuç: İslam dünyası bilgi yayılmasını gerçekleştirmekte başarısızdır.

    Bilgi uygulamasının önemli göstergelerinden biri ileri teknoloji ihracatının toplam ihracat içindeki
    oranıdır.

    Pakistan’ın ileri teknoloji ihracatının toplam ihracatın içindeki oran % 1, Suudi Arabistan’ın % 0.3,
    Kuveyt, Fas, ve Cezayir’in aynı şekilde % 0.3 tür. Singapur’da bu oran % 58 ‘dir.

    Sonuç: İslam Dünyası bilgi uygulamasını gerçekleştirememektedir

    Neden Müslümanlar güçsüzdür ?
    Çünkü bilgi üretmiyoruz.

    Neden Müslümanlar güçsüzdür ?
    Çünkü bilgiyi yayamıyoruz.

    Neden Müslümanlar güçsüzdür ?
    Çünkü bilgiyi uygulamıyoruz.

    Ve gelecek bilgi temelli toplumlara aittir.

    İlginçtir, OIC üyesi 57 ülkenin gayrı safi milli hasılalarının toplamı 2 trilyon doların altındadır.

    ABD, tek başına 12 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üretmekte, Çin 8 trilyon dolar, Japonya 3.8 trilyon dolar ve Almanya 2.4 trilyon dolarlık üretim yapmaktadır. ( Satın alma gücü eşitlenerek hesaplama yapılmıştır. )

    Petrol zengini Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar hep birlikte 500 milyar
    dolarlık mal ve hizmet üretmektedirler ve bunların çoğu petroldür.

    Mal ve hizmet üretimi İspanya’da 1 trilyon doların üzerindedir. Katolik Polonya 489 milyar dolarlık
    mal ve hizmet üretimi gerçekleşmektedir. Budist Tayland 545 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üretimi yapmaktadır.

    İslam Dünyasının gayrı safi milli hasılasının tüm dünya gayrı safi milli hasılası içindeki oranı hızla
    azalmaktadır.

    O halde Müslümanlar neden bu kadar güçsüzdür ?
    Cevap: Eğitim Yoksunluğu

    Tam anlamıyla söylersek kaliteli eğitim yoksunluğu.

    Çok kesin biçimde söylersek akılcı olmayan, din eksenli ve çağdışı eğitim.
  • ... kendi noksanlarının maddî güçsüzlükten ibaret olduğunu sanan müslümanlar kendilerine çeki düzen verme işlemini bu maddî gücü ele geçirme alanlarında başlattılar. Dolayısıyla Batı'nın elinde tuttuğu gücü ele geçirmeye, sonuçta onun gibi olmaya çabaladılar. En az iki yüzyıl süren bu çabaların sonucu nedir? Halkı Müslüman olan bütün ülkelerde dış görünüşü Batılılara benzeyen seçkin bir zümre vardır, bunlar bütün Müslüman toplulukların karar mekanizmalarına hâkimdirler. Müslümanlığını değerli bir güç sayan kimseler de Batılı hayat biçiminin ürünleriyle insan ilişkilerini düzenlemek zorunda bırakılmışlardır. Bunlara karşılık dünya sisteminin tuzaklarına karşı Müslüman yaşama biçimini temin edecek ve İslâmî düşünme yolunun genişlemesine imkân verecek yapılar oluşmamıştır. Açık seçik görülen şudur ki, Batı'nın medenî verimleri halkı Müslüman ülkelerde Batı lehine bütün sonuçlarını ortaya sermiştir. Bunun yanısıra Batılı kültür kurumları Müslüman ülkelerde kökleşememiştir. Ilk dönemlerde heves edilen bilim ve teknoloji donatımı da sağlanamamıştır. Böylesine olumsuz sonuçlardan sonra artık Müslüman bir dünyaya adım atılması konusunda, İslâmî bir hayat düzeninin, bir Islâm çağının açılması hususunda bütün firsatları kaçırdık mı acaba? Acaba hatalardan sanan Müslümanlar dönülebilir mi?