Puan vermedi·152 syf.··
2026 100. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:18
Gülten Akın İlkyaz şiirinde “Bir gün birileri öte geçelerden / Islık çalar yanıt veririz” dediydi ya, ondan oldu işte… Okuduk, duyduk, seslendik, anlamaya çalıştık. “Biz” yaptık bunu : “ben ve ben”… Bu öykülerin yamacında soluklanarak … Uzun uzun mayalanmış bu kitabın içinde insan ruhunun kırılgan ve incinmiş ,sinmiş,korkmuş , susmuş ve susturulmuş koridorlarında acele etmeden dolaştık… “beni bana bırakmayan, köşeleri keskin bir yalnızlık”tan başladık… “Bize düşen yaşamak ta ki düşene kadar” diyen sesi , dünyayı değiştirmek isteyen ama dünyanın ağırlığını da hissedip altında kalan o sesi duyduk. Ayrılığı mukavva kutulara sığdırmaya çalıştık …Yenilmişler cumhuriyetine uğradık…Kendi zihninin içinde misafire dönüşmenin korkusunu yaşadık , insanın bir gün kendi adını bile hatırlayamayacak olmasının yarattığı derin ürperti ile … Tüm öykülerden bahsetmeyeceğim ama belki de dünyadaki bütün yalnız insanların toplamından oluşmuş hayali bir muhatap olarak Ercüment’in karşısında oturduk , “güzel kardeşim” dediği yerde bize seslenmişçesine dinledik onu -bize seslenmiştin değil mi ?- Yazarak kendine tanık arayan bir insanın ağıdı gibi geldi bana , yanılmadım umarım… (Ki yanılmanın ustasıyım.)İşini kaybeden, terk edilen, yas tutan, tökezleyen, dağılan, kaybolan ama yine de yaşamaya devam eden, yönünü kaybeden herkes… Herkes var bu kitapta , kimse olmanın sıkışmışlığında… Vicdanlı bir hırsız bile var… “Bir tereddüdün ağırlığının kaç mikrogram mürekkebe denk geldiğini görebilmek için” yazılanı okuduk. İyi ki yazıldı da okuduk … Bitti kitap , nasılsın diye sorana #MutedilDalgalı diyesin gelir belki … Ben gittim Edip Cansever’in sesini astım duvara , hep yankılanıp dursun içimizdeki uğultuda : “Ne gelir elimizden insan olmaktan başka?” “Ne gelir elimizden insan olmaktan
Mutedil DalgalıÖmür İklim Demir · Yapı Kredi Yayınları · 2022976 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 5. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:42
YEŞİL BAMBU Yurong adında kendini ilme adayan fakir bir öğrenci vardı. Yurong çok bahtsızdı, genç yaşta anne ve babasını kaybetmişti. Onu büyüten ebeveynlerinden biri olan amcası Yurong'u evin hizmetçisiyle evlendirdi. Karısı sürekli Yurong'u küçümserdi. Yurong otuzuna merdiven dayamışken böyle devam edemeyeceğini düşünüp karısına patlatıp bölge sınavlarına başvurdu lakin kötü bir şekilde başarısız olunca hiç eve dönesi gelmedi. Dongting Gölü'nün kıyısındaki Wu Wang mabedine uzanan geçidi sürünerek tırmandı ve sırtüstü uzandı. Gökyüzüne baktı ve orada kutsal olan karnı tok olan kargaların yerinde olmak isterken bir adam geldi ve ona siyah giysi verdi. Yurong kargaya dönüştü üstelik Kral Wu ona Yeşil Bambu adında hizmet edecek dişi bir karga da göndermişti. Bir gün bir teknenin üzerinde uçarken bir yaramaz çocuk asker Yurong'a ok fırlattı. Yeşil Bambu onu taşıdı ve arkadaşlarını çağırıp tekneyi alabora ettiler lakin Yurong Yeşil Bambu diye gözlerini açtığında insandı. Sonra çiftçi dün akşam geçerken ölü gibi uyuduğunu uyandıramadığını ve merak ettiği için kontrole geldiğini söyledi. Yurong çiftçiyi uğurladı ve evine döndü. Çok da hoş karşılanmadı,karısı yine emirler verip duruyordu. Ne kadar iyi biri olmaya çalışsa da dayanamadı karısına tekrar patlatıp sınavlara girdi ve yine başarısız oldu. Kendini Dongting gölüne atmaya karar vermişti ki yanına bir kadın geldi Yeşil Bambu idi. Birlikte Hanyang'a Yeşil Bambu'nun evine gittiler ama Yurong karısını özlediğini fark etti. Yeşil Bambu Tanrı'nın sınavından geçtiğini söyledi meğer Kral Wu Tapınağı Tanrısı için kuşlara ve hayvanlara dönüşmenin mutluluk olduğunu düşünenler bir usanç kaynağı imiş bu yüzden de okla vurularak cezalandırılmış ama şimdi sınavı geçmişti. Yurong eve döndüğünde ona güler bir yüz karşıladı. Yurong
Yeşil Bambu ve Diğer Fantastik ÖykülerOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20214,044 okunma
Reklam
Kuyucaklı Yusuf / Bir Ruh Çöküşü İncelemesi
9/10
·248 syf.·
2026 157. kitabı
Sabahattin Ali Kuyucaklı Yusuf incelemesini yapmak için daha uygun bir yer olabilir miydi bilmiyorum. Çünkü bazı kitaplar masa başında konuşulmaz. Bazı kitapların içinden toprak kokusu gelir, rutubet akar, kurşun sesi yankılanır insanın içinde. O yüzden biz de burayı seçtik. Kuyucak’ın yukarı taraflarında, sarp kayalıkların arasına sıkışmış eski bir eşkıya mağarasının girişini. Akşam çökmek üzereydi. Güneş dağın arkasına çekilirken taşların üstüne paslı bir bakır rengi bırakıyordu. Mağaranın ağzı karanlığa gömülmüş gibiydi ama içeriden gelen soğuk hava hala yaşıyordu. İnsan içeriye baktığında yalnızca karanlık görmüyordu, yıllardır konuşulmamış suçları da görüyordu. Sanki birileri biraz önce mağaradan çıkıp dağın öbür tarafına geçmişti. Rüzgar kuru otların arasından geçerken ince bir ıslık çıkarıyordu. Aşağılarda zeytinlikler uzanıyordu. Daha da ileride ise kasabanın belli belirsiz ışıkları yanıyordu. Ravi mağaranın girişindeki düz kayaya yaslanmıştı. Münzevi biraz daha içerideydi, sırtını taş duvara vermiş sessizce sigara içiyordu. Hiç ise mağaranın tam ağzında oturuyordu. Ayakkabısının ucuyla toprağı eşeliyor, ara sıra karanlığın içine bakıyordu. Ben ise önümde duran deftere baktım. Sabahattin Ali’nin kitabını konuşacaktık ama aslında biraz da memleketi konuşacaktık. Çünkü Kuyucaklı Yusuf sadece bir roman değil. İnsanların birbirini boğduğu düzenin anatomisi. Defteri kapatıp konuşmaya başladım. Kuyucaklı Yusuf’u ilk kez okuyan biri genellikle Yusuf’un sessizliğine takılır. Çünkü Yusuf konuşmayan bir karakterdir. Ama sustukça büyür. Sustukça ağırlaşır. Roman boyunca insan şunu hisseder, bu adamın içinde yıllardır tutulmuş bir öfke var. Ve o öfke sadece bireysel değil. Çocuk yaşta ailesi öldürülmüş bir çocuğun öfkesiyle birlikte memleketin çürümüş düzenine karşı biriken büyük
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Kapra Yayıncılık · 0210,7bin okunma
7/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 10:07
KADIN KONUŞUYOR    “Binbir yanlış anlamın içinde kıvranıyorum. Gün gelecek, kayalar dalgalardan yenik düşecek, Ve yalnızlığım, güneşe dokunan bir pencere olacak. Bu da, bitmeyen hasretimin anlamındaki bir bitiş olacak, Ki pençesinde nefes kesilmişti.”         *** Cellatlarım bana ıslık çalıyor Ve hep bir ağızdan diyorlar: “Savaş!”   Milet!? Yorgunum, paramparçayım--- Sırtlanların dişleri arasındaki kemik gibiyim., Hala ayaktayım Ağzım nerde? Nerede, Ki bağrayım “özgürlük"     Yazarımızın birbirinden farklı şiirlerini okudum. Aşk, savaş, sürgün, memleket hasreti vb. duyguları anlatan şiirler. Bazı kısımlarında kelimeleri tamamen özgürce sokmuş mısraların aralarına, kadının sesini mısralarına nakış nakış işlemiş. Hem Türkçe, hem de Farsça yayınlanmış şiirleri eserin içerisinde biz okurlara sunulmuş. Yazarımızın emeğine yüreğine sağlık.   #simaatabaki #ikinciperdekadınkonuşuyor #okudumbitti  #yorum
Kadın KonuşuyorSima Atabaki · Amore Yayınevi · 20263 okunma
Yüzbaşı Nemecsek'e Saygıyla
9/10
·240 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 19:46
Kitaba daldığım bu günlerde okuyabileceğim en güzel kitaplardan birini okudum sanırım. 2 gündür Pal Sokağı'nın çocuklarından biri olarak yaşıyorum. Hatta dünkü 5 saatlik uzun ve sıkıcı Mikrobiyoloji dersinde de ara ara orda olsaydım hangi rütbeye sahip olacağımı düşündüğüm de doğrudur :D Yazdığım 4 adet incelemeden edindiğim minik tecrübeme dayanarak önce yazar ve kitap hakkında fikirlerimi yazıp sonrasında ise spoiler içerebilecek olan, kitabın içeriğine değinecek birkaç cümle ile noktalayacağım inşallah. İşin aslı Ferenc Molnàr hakkında neredeyse hiçbir fikrim yoktu. İsmi söylense yazar olduğunu dâhi tahmin edemeyebilirdim. Fakat bu kitaptan sonra rahatlıkla söylüyorum ki kalan diğer tüm kitapları konusunda tetikte olacağım. Okuma fırsatı bulduğumda kesinlikle değerlendireceğim. Zira anlatış tarzı çok hoşuma gitti. Hikayenin hiçbir yerinde takıldığımı hissetmedim. Ara ara anlatıcının yaptığı açıklama ve hatırlatmalar sayesinde konudan kopmak gibi bir sorun da yaşamadım. Ayrıca çevirmenin de hakkını vermek istiyorum. Kitap bitince çevirinin kalitesi dolayısıyla onun da ismine bakma ihtiyacı duydum. İstanbul Tıp Fakültesi mezunu bir hekim olan Yonca Aşçı Dalar hanımefendi hakikaten güzel bir işçiliğe imza atmış. Gelelim kitaba... Dediğim gibi,yazar hakikaten kitabın hakkını vermiş. Hikayeyi öyle güzel işlemiş ki kitabı okurken acaba kendi çocukluğunu mu yazdı diye düşündüm. Bu konuda internette biraz bakınsam da hiçbir bilgi bulamadım. Birkaç yerde anlatıda ufak hatalar olsa da (Göle düşen Nemecsek'in sırılsıklam olduğu halde seranın içinde cebindeki kibriti çıkarıp yakabilmesi ve bu yüzden Kırmızı Gömlekliler tarafından fark edilmeleri gibi .d) kesinlikle okuduğum en güzel hikayelerden biriydi. Bir gün Budapeşte'ye gidersem Pal Sokağı Çocukları heykellerini
1000Kitap
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma
Puan vermedi
Türk sinemasında duygu yüklü anlatımı ve hafızalara kazınan filmleriyle tanınan @caganirmak1 bu kez kalemini edebiyata çevirerek okur karşısına çıkıyor. (3.kitabı) Yönetmen kimliğiyle insan ruhunu, aile bağlarını, geçmişin izlerini ve toplumsal hafızayı güçlü şekilde anlatan Irmak, aynı derinliği romanlarında da hissettiren isimlerden. Sinemada #babamveoğlum , #ıssızadam , #ulak, #dedemininsanları gibi unutulmaz yapımlara imza atan yazarın anlatılarında; yalnızlık, aidiyet, yüzleşme ve insan ruhunun kırılgan yanları sıkça görüyoruz. #artuçkulenintepegözü , Dede Korkut anlatılarındaki Tepegöz motifini çağdaş roman formunda yeniden yorumlayan dikkat çekici bir eser. Altamış adlı uğursuz bir köyde başlayan hikâye; iktidar hırsı, taht kavgaları, gizli oyunlar ve insanın içindeki karanlıkla yüzleşmesini merkezine alıyor. Roman, yalnızca bir canavarın hikâyesini anlatmakla kalmıyor; kötülüğün nasıl doğduğunu, gücün insanı nasıl dönüştürdüğünü ve toplumun yarattığı karanlığı da sorguluyor. Destansı dili, güçlü atmosferi ve masalsı anlatımıyla okuru gerçek ile efsane arasında gezdiren bir yapıya sahip. Mitoloji ile modern anlatımı buluşturan, alt metni güçlü, düşündüren ve merak uyandıran bir eser. Özellikle alegorik anlatımları seven okurların ilgisini çekebilir. Karanlık bir masalı umut veren şiirsel bir finalle kapatmış. Sessizliğin içinden yükselen ince bir melodi gibi; kaybolmuşlukların arasına sızan, yeniden tutunmayı hatırlatan bir çağrı; Islık Âgacı Anlatımın bıraktığı iz ve okuru yormadan içine çekişine hayran kaldım. Detaylara girmeden söyleyeyim; kahramanları ve hikâyeyi fazla anlatmıyorum, okuyun ve siz keşfedin. Sade ama güçlü diliyle merak duygusunu sürekli canlı tutuyor,pişman olmayacağınız bir eser @everestyayinlari yine şahane bir eseri biz okurları ile
Artuçkule'nin Tepegöz'üÇağan Irmak · Everest Yayınları · 202632 okunma
Reklam
Reklam