Etkileyici
10/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 03:25
Son bir senedir beni en çok etkileyen kitap oldu. Kitabın anlatım dili beni en büyüleyen tarafıydı. Peyami Safa'nın üslubunu bilirsiniz, eski kelimeler boldu. Neyseki her sayfanın dipnotlarında toplam 300 kadar kelimenin anlamı verilmişti. Olay örgüsüne olabildiğince yakın buldum kendimi. Karakterlerin 1-2 metre uzağında bu dünyaya konuk olmuş gibiydim. Aldatma, ihanet gibi popüler bir konu işlenmiş olsa da karakterlerin duyguları, tavırları hatta nesneler en güzel işlenmiş kısımdı. Yani olay örgüsü alıp götürmez ama yazarın üslubunu severseniz sele kapılmış gibi olacaksınız. İlk sayfada kapıdan girip son sayfada o kapıdan çıkacaksınız. Bu arada kitap kapağını çok kötü buldum. İçeriğini hiç yansıtmıyor ve çirkin bir çizim olmuş. İyi ki buna bakıp geri durmamışım. Daha detaylı incelemek isteyenler kitabın tanıtım pdf'sine bakıp üslup ve dil hakkında daha kesin bir kanıya varabilir. Linki en aşağıya bıraktım. BEN, SEN, O -1- "Ne dehşetli gece! Fırtına ve ay var. Koca taş bina öterek sarsılıyor. Kalın duvarlara sinen derin bir inilti. Çerçeve aralıklarında boğularak uzayan sesler, çığlıklar, ıslıklar… Lamba sönük. Çembere giden, içeri kaçan kırık dökük ışık parçalarıyla odan loş. Yalnız, yatağının beyazlıkları görünüyor ve yastığın çukuruna gömülü başının müphem*(belirsiz) gölgesi. Üstüne eğiliyorum. Gözlerin kapalı ve yüzün bembeyaz. Uyuyor musun? Yoksa meçhul, ağır tasvirlerin baskısı altında beynin mi ezildi? Bu gece kaç defa, bütün vücudunu saatlerce ihtilâca*(titreme) uğratan yaman ve esrarlı beyin… Meşum*(kötü) vaka seni çok yordu, çok ağladın, hıçkırdın, bitti. Nefes alışını duymuyorum. Yalnız havayı içine çekerken yorganla beraber kabaran göğsünün ağır ağır yükselişini, sonra kısa ani
Ben, Sen, OPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202243 okunma
Ölüm Meyyit'i Kahramanlaştırır
Puan vermedi·240 syf.··
2025 4. kitabı
Osman Yüksel ile tanışma vesilesi için bu kitabı temin ettim ve açıkçası tanışma açısından en uygun kitaba denk geldiğimi söylemekte bir sakınca görmüyorum (normalde buna pekte muvaffak olamam). Çok tabi olarak bazı görüşlerine razı iken, bazılarına nötr, bazılarına da karşı idim. Bu da açıkçası çok temel bir noktadan kaynaklanıyordu. Allahu Teala'nın rızasına uygun olarak yazdığı şeyler ile kendi rey'inden yazdığı şeyler'in ayrımıdır bu aslında. İnsan mukaddes olan'ı kendi belirlemeye çalıştığında ne yazık ki; fikri olarak yanılmış ve retorik ile birlikte çıkılmaz bir alana girmiş bulunmaktadır. Kendi görüşünü temellendiremez ya da karşı bir görüşe karşı laf cambazlığı yapmadan slogan atmadan karşı çıkamaz.Yer yer Osman Yüksel'de bu hale gelmiştir. Muhtemelen biraz da kalemin şehvetine kapılmasından bu sonuç ile karşılaşmıştır. Normaldir; böyle şeyler de olur. Hatta bunun en çarpıcı tezahürü aralıklı iki farklı fıkra da oluşan tenakuzlardır. Okuyucuda bazen aynı kalemden çıkmış olmama ihtimalini bile düşündürecek seviye gelebilir bu durum; yazılar hızlıca ve peş peşe okunduğunda daha rahat anlaşılabilecek bir şeyden bahsetmekteyim. Son olarak, Osman Yüksel siyasi ve fikri anlamda yakın tarih açısından oldukça hareketli ve aktif biridir. Dolayısıyla muhatapları da karşı görüşten olsalarda aynı meşhurluktadırlar. Şimdiden bakınca görüyoruz ki; bu kitabın sayfalarında birbiri ile kavga eden herhangi iki insan şu an bir kimsenin gönlünde hoşnutlukla yer edebilirler tarihin verdiği hatıra ile. Bunu ifade ederken ortada olan verili bir durumu paylaşıyorum; yoksa detayları başka bir zamanda gerekli olduğuna inanan kimselerce tartışılır. Aşağıda ayrıca bir denemesini tıpkı basım haliyle paylaşıyorum. Satır aralarındaki bir kaç nokta için gerçekten böyle mi oluyor acaba;
Serdengeçti'den SerdengeçtilereOsman Yüksel Serdengeçti · Kamer Yayınları · 199213 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
bazı insanlar böyle yaşar, bitti.
10/10
·518 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
galiba beni bu kadar sarsan, yıkmayan ama şöyle bi tokadı geçiren kitaba az rastlamışımdır. yada ben daha az okumuşumdur. kitabımızda ki kızımız Lina'cığımız tıp öğrencisidir ancak annesinin kanser tedavisi sırasında hem küçük kardeşi Alin'ciğimize bakar hem de kanser iğnelerinin parasını yetiştirebilmek için ekstra çalışıyordur. babası kadir ise eğlence merkezinde palyaçoluk yapar. Linca'cığımıza bir gün tak etmiştir ve babasına içindeki tüm yıkımı haykırmıştır. ancak babası kadir gecesinde intihar ederek kızını hem kendi içinde suçlu yapmış hem de küçük kızı ile eşini arkasında bırakmıştır. tabi ilk kitap bunların perde arkasını öğreniyoruz. babasının gömen lina'cığımız derin bir hüzün ve suçlulukla annesini hastaneden çıkarmış, babasının çalıştığı eğlence merkezinden gelen milyon dolarlık borçlanmayı yük edinmiş, bebek yaşta olan kız kardeşine annesinin psikolojisinden ötürü annelik ve babalık etmiş, borçlanma yüzünden üç dört farklı işte geceli gündüzlü çalışmaya başlamış, ayriyeten devam eden okuluna yetişmeye çalışarak çıkarttığı notlarını satarak babasının arkasından bıraktığı borcu kapatmaya çalışmış. geçen aylar belini bükerken fiziksel olarak bedeni onu yarı yolda bırakıyor, psikolojik olarak derin bir depresyon, anksiyete, bunalım ve intihar eğilimlidir. bir gün alin'ciğine akşam dokuzda evde olacağına dair söz verirken çalıştığı çiçekçiye bir adam gelir. yirmi dokuz tane ölüm çiçeğini eve teslimatının para için kabul eder ve hikayemiz buradan sonra başlar. vardığı ev aral çakırca'nın evidir. yani babasının otopsisini yapan adli tıp uzmanının doğum gününde teslim ettiği yirmi dokuz ölüm çiçeğiyle gerçekleşir ilk ancak son olmayan buluşma. kitabımız derin kurgusuna böyle başlıyor, ve bizi derin bir kederler her bir satırı kucaklıyor. savcı yiğitle aral
Duygu ve Düşünce
Bazı İnsanlar Böyle YaşarFiliz Puluç · İndigo Kitap · 20231,495 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2024 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2024 07:01
Şöyle bir göz gezdirdim kitap hakkındaki yorumlara da öyle yazmaya karar verdim. E bırak arkadas bazı kitaplarda hafif olsun basit olsun dili, herkes aynı okurluk düzeyinde değil ki senin hakir gördüğün kitap birilerinin ufkuna sızan ilk ıslıklar olacak belki. Valla ben uzun zamandır, resmen tokatlar yiyip afallayarak okuduğum, arasında kaybolduğum cocuk gelişimi, kişisel gelisim, eğitim kitaplarının arasına serpiştirdiğim için mutluyum. Seneler olmus böyle bir akıcı kitap okumamısım resmen. Dili hafif anlatımı basit ama hikaye merak uyandırıcı dolayısıyla bir solukta bitiyor. Sonu daha acık bitseydi ve bir milyon olan kafamda bir de kitap sonuna ilişkin sorular bırakmayaydı iyiydi
Süt LekesiEsra Ezmeci · Destek Yayınları · 20204,293 okunma
Puan vermedi
Bu kitabın filmini ilk defa öğrencilerimle birlikte izledim. Yıllar önce. Kitabı ise daha önce okumuştum. Filmin başlarında Bay Keating ıslıklar Çaykovski'nin 1812 uvertürünü çalınca öğrenciler birden dönüp bana baktı. Çünkü ben her zaman sınıfa aynı ıslıkla girerim. O günden sonra bana " o captain, my captain" diye seslendiler. Hatta onlara çok kızdığım bir gün ders sonunda filmdeki ve kitaptaki o efsane masaların üzerine çıkma sahnesini bile canlandırdılar. Affettim hemen onları. Kitap Amerika'da bazı pedagoglar tarafından eleştirilmiştir. Bay Keating'in öğrencilerin seçim yapma hakkını ellerinden aldığını söylerler. Kim ne derse desin sözcükler dünyayı değiştirebilir.
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Nokta Yayınları · 200633,2bin okunma
Puan vermedi·399 syf.··
2023 1. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2023 19:32
Herkesin okuması gereken bir yol haritası Cemil Meriç Jurnal 1 - 2 Öncelikle jurnale kelime manası ile baktığımızda birini ispiyonlamak, ele vermek manasında belki de yazarın kendi hakkında yaptığı açık seçik itiraflarıdır. Cemil Meriç e göre eseri ‘İçine kafasındaki bütün ışığı doldurup dalgalara fırlatacağı bir şişeye benzetir.’ Bana göre ise Cemil Meriç’in gönül tezgahının yansıması bir nevi bir gergefe hayatını, acılarını, aşklarını, dünyaya bakış açısını kelimeler ve cümleleri ile nazlı nazlı işlemesidir. Türk edebiyatından Hint edebiyatına kadar pek çok konunun akıcı ama derin, çarpıcı noktaları olan bir eserdir. Jurnaller Cemil Meriç için bir tesellidir. Cemil Meriç okuma sevdalısı bir insan olduğu için Okumak onun için yemek yemeden, su içmeden ve havayı solumadan daha öte bir tutkudur. Öyle ki bu tutkusu nedeniyle zayıflayan gözlerini otuz sekiz yaşında kaybediyor. Göz ameliyatı için 1955 yılında Paris’e giden Meriç, oradan da olumlu bir sonuç alamıyor ve yeniden görme umudunu tamamen yitiriyor. Kendisini çaresiz, kimsesiz ve yalnız hissediyor. İşte o dönemde içine düştüğü buhranı ve bunalımı aşmak için “kitap/jurnal--1067”i yazmaya başlıyor. Aralıklarla da olsa bu çabasını yirmi dokuz yıl sürdürüyor. Jurnal 1 ‘in 9.sayfasındaki izah aslında kitabın genel olarak özeti hükmünde . Şöyle diyor Cemil Meriç : ‘Ne garip bir oyuncak şu insan! Yürür, konuşur ve acı çeker. 70 kilodur. Kendisine ve çevresine ait hiçbir şey bilmez. Bir nevi ıstırap makinesi. İplerini başkaları çeker. Hantal ve şapşal bir robot. Neye sevinir bilinmez. Sınırsız olan hayalleri ve acı kabiliyeti. Etten bir kafes ve aciz içinde kıvranan bir ruh. Vücut araba, akıl arabacı. Ama gözleri bağlı arabacının, arabaya hükmeden, atlar… Buda haklı: Var olmak için yok olmak lazım, parça bütüne kavuşacak
Felsefe-Düşünce
Jurnal - Cilt 1Cemil Meriç · İletişim Yayınları · 20183,683 okunma