Sekizinci yüzyılın sonunda İslam orduları, dinlerini Hindistan' dan İspanya'ya taşıdılar. Bu, tarihin en şaşırtıcı ve uzun süreli askeri harekatlarından biri olabilir. Kuzey Afrika'yı fethederek, Avrupa'yı geleneksel tarımsal kaynaklardan kestiler ve tarihçi Henri Pirenne'in deyimiyle, kıtanın "abluka"sını kurdular. Bu fetihler, araştırmacıların İslam'ın "Altın Çağı" dedikleri ve aşağı yukarı on üçüncü yüzyıla kadar süren şeyi başlattı.
Sayfa 82 - Ketebe·Kitabı okudu
Alıntı
Batı Hint Adaları'na ilk taşıyan Kristof Kolomb'du,
"Oradan da sonunda hem Kuzey hem de Güney Amerika'ya yayıldı. Kolomb, İs­panya için dünyayı fethedemediyse de soğan dünyayı fethetti."
Sayfa 314·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
«Hitler ile Mussolini, laboratuar olarak İspanya'yı kullanmışlardı. Amerikan 'çaylaklar'ı de­ney hayvanı olarak Vietnamlıları kullanmaktadırlar; bugüne kadar bir milyonun üstünde insan öldürülmüştür.»
Sayfa 114
Edebiyat
Cem adrian- nereye gidiyorsun
İspanya'nın ünlü şövalyesi, kahramanlar kahramanı Don Kişot; atın seni nereye götürüyordu acaba? Hangi karanlık kader seni daima ufkun öteki yanına çağırıyordu! Hiçbir şey yıldızının çok yakında büsbütün söneceğini sana haber vermiyor muydu?
İspanya kralı Ferdinand 1500'lü yıllarda, yeni dünyayı keşfe giden fatihlerine (yağmacılara da diyebilirsiniz) önceliklerini şöyle anlatıyordu "Altın getirin! Mümkünse insani yollardan. Fakat ne pahasına olursa olsun altın getirin!"
Ba barnın Balkanlarla ilgili fikirlerini paylaştığı yakın dostla­ rı arasında bilim adamı Kliment Kamilski de vardı. Birinin yönü Doğu, birinin yönü Batı olan ikisinin de hayallerinin peşinden aşırı hızlı uçuşları esnasında birer kanadı kırılınıştı adeta. Bir zamanların Sorbonne Üniversitesi doktora öğrencisi olan, İspanya iç savaşına katılan, birçok Balkan ve Avrupa di­lini bilen Kliment Kamilski yeni sosyalist devletin en güçlüleri arasında yer alabilmesine yetecek bütün niteliklere, hatta ge­ rekenden fazlasına bile sahipti. Fakat onu da, uslanmak nedir bilmeyen ruhunun derinliklerinde yer eden, fazlasıyla güçlü bir şey yıkmıştı; bu, büyük bir ihtimalle, özellikle Stalinizm döne­minde, Avrupa fikirlerinin lehine olan tavırlarını sesli sesli dile getirmesi yüzündendi. Manastır kadı sicillerini keşfetmiş olmasaydı, Babamın da, kendi doğu, mülteci ve içinde parti üyeliği bulunmayan geçmi­şiyle, yeni kurulan devlette tutunabilmesi çok zor olurdu.
Sayfa 199 - YKY yayınları 2008
Edebiyat - Roman - Tarih