Puan vermedi·256 syf.·
2026 45. kitabı
Çok tatlı, çıtır çerezlik bir romcom okumak isteyen herkese önereceğim bir kitap. Ama yetişkin okurlar içindir uyarısına dikkat etmek lazım tabii ki. Ana karakterler: CeCe- butik sahibi kadın ve Gabriel- itfaiyeci erkek karakter. Ben okurken baya eğlendim, baya güldüm, ana karakterlerin ilk tanışma anlarından(çok komikdi bu arada) kitabın sonuna kadar enerjilerine bayıldım. Tek oturuşta bitirdim kitabı. Ve kitabı okurken acil ispanyolca öğrenmem lazım olduğunu düşündüm, baya havalı bir dil. Zaten çocukluğumdan beri en çok gitmek istediğim ülke İspanya olduğu için aşırı ilgimi çekti kitapta geçen ispanyolca konuşmalar. O yüzden bence bu kitaba kesinlikle bayılacaksınız, tabii henüz okumadıysanız. İncelemem bu kadar. Hoşçakalın.
1000Kitap
Aşkın İlk KıvılcımıK.C. Lynn · Pukka Yayınları · 2024490 okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:52
Öyle bir kitap okudum ki, bunun üzerine (aynı tarzda) daha güzel bir eser okuyabileceğimi ne yazık ki sanmıyorum. Düşünce dünyamın temelini Baruch Spinoza ve onun felsefesi oluşturur. Bunda detaylarını Irvin D. Yalom a ait Spinoza Problemi isimli eseriyle sekillendirdim. Çok severek okuduğum bir yazar olan Jose Rodrigues dos Santos un bu eseri ne yazık ki Türkçe ye bir türlü çevrilmedi. Bunun için yayınevlerine mailler attım yazarın bizzat kendisine ve menejerlerine hem mail hem sosyal medyalardan DM ler attım fakat bir sonuç alamadım. Bunu aslında anlıyorum muhtemelen bu kitabı Türkçe'ye çevirmeyi tehlikeli görüyor olabilirler. 2026 Türkiye'sinde her şey olabilir çünkü. Spinoza ve yazara olan ilgim beni durdurmaya yetmedi. Kitabı PDF halinde İspanyolca halinde buldum ve indirdim sonra sayfa sayfa yapay zekaya cevirterek büyük emek vererek geceli gündüzlü okudum. - bu arada yapay zekanın geldiği nokta karşısında dehşete düştüğümü de belirteyim harika bir çeviri yaptı bana- kitabı işte bu zorluk ve imkansızlıklar içinde yine de büyük keyif alarak okudum ve tek kelime ile 2026 yılında okuduğum en ama en iyi kitap oldu. Dünya ve hayat görüşümün spinoza ile şekillendiğini söylemiştim, eğer sizde içinden baktığınız pencerenizden memnun değilseniz ya da hala cevapsız büyük sorularınız varsa, spinoza ve onun felsefesine mutlaka bir şans vermelisiniz diye düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar.
Alıntı
Тайната на Спиноза (Spinoza'nın Sırrı)Jose Rodrigues dos Santos · Хермес · 20241 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 127. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Júlia Peró kaleminden Karınca Kokusu kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 177 sayfalık bir kitap🩷 Eğer hazırsanız, sizi bir apartman dairesinin dört duvarı arasına, o tekinsiz dünyaya götürmek istiyorum. •Romanın merkezinde demans hastası, yaşlı bir kadın olan Olvido var. İspanyolca’da Olvido ne anlama geliyor biliyor musunuz? Unutuş ya da unutulma. •​Olvido için yaşlılık süslü bir emeklilik dönemi değil; bedenin taşımakta zorlandığı ağır bir hastalık. Annesinin ölümünden sonra dış dünyaya kapılarını tamamen kapatmış. Tüm dünyası; çocuk gibi boyama kitaplarıyla uğraşmak, huysuz kedisiyle didişmek ve temizliğe gelen genç kızın yolunu gözlemekten ibaret... •​Eskiden her şeyi bilen o entelektüel kadının, şimdi bir çiçeği boyarken çizgileri taşırmamak için debelenişini izlemek içimi sızlattı. Üstelik zihninde sürekli dönüp duran, geçmişten bir kızın hayali var. Belleği döküldükçe gerçekle sanrı birbirine karışıyor. ​"Annesinin bedeninde yaşayan görünmez karıncaları avuçlayıp yüzüme, göğsüme, kollarıma yaymıştım." •​Evi basan, komşuların fısıldaşmalarına sebep olan o çürük ve rutubet kokusu aslında fiziksel değil. O koku; yalnızlığın, terk edilmişliğin ve annesinden devrolan o kaçınılmaz yaşlılık mirasının kokusu... Karıncalar evi ve hafızasını kemirirken, Olvido aslında annesinin kaderini sırtlanıyor. ​"Doğdun ve artık yaşamak için çok geç." •​Zamanın, derisini sürte sürte onu nasıl bitap düşürdüğünü anlattığı o bölümden bu sarsıcı cümle hafızama kazındı. •​İspanyol şair Júlia Peró’nun bu ilk romanına, duru anlatımına ve muhteşem çevirisine tek kelimeyle bayıldım. Kitap akıp gidiyor ama bıraktığı tortu çok ağır. Yazarımızın kalemine sağlık🩷 Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Karınca KokusuJúlia Peró · Ayabakan Yayınları · 202615 okunma
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 05:39
OKUDUM - BİTTİ! Kitap Adı: ANGOSTA Yazar Adı: HÉCTOR ABAD FACIOLINCE Türkçe'ye Çeviren: BANU KARAKAŞ Sayfa Sayısı: 402 Kitap Puanım: 10 / 10 Kitap İncelemem: Bazı kitaplar vardır, biterler ama bitmezler. Angosta öyle bir kitap. Son sayfayı kapadım, kapağa baktım — o küçük siluetlere, binaların üzerinde duran o yalnız insanlara. Kitabı açmadan önce onlara bakmıştım. Şimdi farklı görünüyorlar. Çünkü artık onların kim olduğunu biliyorum. Nereye baktıklarını biliyorum. Ve neden bir yere gidemediklerini biliyorum. Faciolince adı olmayan bir şehir kurmuş. Angosta. "Dar" demek İspanyolca'da. Ve bu şehirde yaşamak için ya doğru tarafta doğmuş olman gerekiyor ya da hiç doğmaman. Üç bölge var: Tierra Fría, Tierra Templada, Tierra Caliente. Soğuk topraklar zenginlerin, ılık topraklar orta sınıfın, sıcak topraklar ise… ölümlerin. Bu bir distopya mı? Evet. Ama öyle bir distopya ki gerçekten daha gerçek hissettiriyor. Kafkaesk mi? Biraz. Politik mi? Derinden. Ama hepsinin ötesinde — insani. Acı verici derecede insani. Kitabın ortasında bir yerde durdum ve "bu Türkiye'yi mi anlatıyor?" diye düşündüm. Sonra "hayır, Kolombiya'yı" dedim. Sonra "hayır, hepsini" dedim. İşte o an anladım bu romanın neden yazıldığını. Faciolince burada sadece bir şehir eleştirisi yapmıyor. Sınıf, ırk, şiddet, aşk, sürgün, vicdan — hepsini tek bir bedende topluyor. Ve o beden bir şehir. Nefes alan, öldüren, seven, dışlayan bir şehir. Banu Karakaş'ın çevirisi de ayrı bir emek. Türkçe'ye o ağırlık ve ritim korunarak geçmiş — nadir bir şey bu.
1000Kitap
AngostaHéctor Abad Faciolince · Livera Yayınevi · 202129 okunma
Puan vermedi
Miguel de Cervantes Saavedra- Don Quijote (asıl adı, La Miguel de Cervantes Saavedra- Don Quijote (asıl adı, La Mancha’lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote) ilk modern roman türü olarak kabul edilir. 17. yy.’da yazılmış İspanya’da geçen ve olay örgüsü epeyce zengin bir kurgu. Cervantes bu romanı, İspanya’da o dönem popüler olan ancak giderek klişeleşmiş şövalye romanlarını hicvetmek için yazmış. Bu yüzden hem eğlenceli hem de absürt bir kurgusu var. İspanyol Barok edebiyatının Batı edebiyatına kazandırdığı önemli türlerden biri olan pikaresk roman türüyle de ilişkilendiriliyor. İspanyolcada “serseri, haylaz” anlamına gelen “picaro” kelimesinden türetilen bu tür romandaki -Sancho Panza karakteri gibi- toplumun alt kesimlerinden gelen ve hayatta kalma becerisi yüksek kurnaz karakterlerin maceralarını konu alıyor. Vladimir Bartol “Edebiyat Dersleri” adlı kitabında Cervantes’i yerden yere vurmuş. İspanyol yazarı “İspanya’yı yeterince tanımamakla suçlamış ve Cervantes’i Shakespeare ile bir tutanlara da ironik bir gönderme yaparak “Don Quijote, Kral Lear’ın seyisi olabilir ancak, hem de başarılı bir seyis.” yorumunu yapmış. Eser yalnızca bir macera romanı değil; delilik ile bilgelik, idealizm ile gerçeklik algılarını sorgulayan felsefi bir eser. Birçok romana konu edilen “yel değirmenlerine saldıran adam” imgesi, günümüzde hala sembolik olarak kullanılmaya devam ediyor. Romanın merkezinde yer alan ve kendine Don Quijote adını veren taşralı soylu Señor Alonso Quijano, okuduğu şövalye romanları ile gerçeklik algısını yitirir ve dünyayı bir şövalyenin kurtarabileceğine inanarak maceralar yaşamaya başlar. Yaveri köylü Sancho Panza ve atı Rocinante bu romanda unutulmaması gereken isimler. (Bilgi yarışmasında filan çıkarsa diye burada dursun da unutmayayım ) #donkişot
Don Quijote (2 Cilt Takım)Miguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202527,5bin okunma
Puan vermedi·114 syf.··
Beğendi
·
2019 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2019 00:00
Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı #felaketzedelerevi . Kırk yıllık Küba sürgün edebiyatının eşsiz bir örneği demiş #martinez , az bile demiş.. Dâhi yazar #guillermorosales, kırk yedi yaşında intihar etmeden önce( tabii ki şaşırmadınız tercihime ) o güne dek tüm yazdıklarını yakmış. Bu yüzden, sadece iki kitap kalmış ondan geriye: Onun büyük bir yazar olarak tanımlanması için yeterli olan ilk romanı Felaketzedeler Evi ve bir öyküler toplamı. #hakkında Rosales'in, ağır bir şizofreniden muzdarip olduğu günlerde kaldığına benzeyen bir yeri anlattığı Felaketzedeler Evi, Gökhan Aksay'ın İspanyolca aslından çevirisiyle, Türkçede #ilk kez yayımlanıyor.Teşekkürler @jaguarkitap #meltemce Her yere sinen ter ve lağım kokusu, taşan tuvaletler, nemli duvarlar, kötü yemekler, böcekler çepeçevre sarıyor sizi. Anlatımın gerçekliğini duyumsamamak imkansız. Rosales bizi karakterlerin çileli yaşamlarının bıraktığı ağır keder dolu mekâna sokuyor ve orada yaşamaya başlıyoruz kitap boyunca. Ortak yaşam sürdüğünüz “bakımevi”nin diğer sakinlerinin çaresizliği,yalnızlığı,fiilen ve bedenen yaşadığı tacizlere suskunluğu, acı bir çığlıkla avaz avaz haykırış olmak istiyor ses tellerinizde... Ama boğuluyorsunuz,ciğerlerinizin ihtiyacı olan nefesten yoksunsunuz. İnsanlığın esamesinin okunmadığı,kokuşmuş dünyanın başka bir coğrafyası burası. Onun sürgünlük hali, bir yere, bir kişiye, bir olaya bağlı değil. Topyekun “Sürgün”, hiçbir yerli ve hiç kimse olan onun için #sürgün yeri Dünya. Ve paslanmış menteşeleriyle,umuda dair açtığı dünya penceresinden şöyle sesleniyor bize:,“Yaşamı sorgulayın,çünkü nereye giderseniz gidin dünyanın türlü felaketleriyle yaşamak zorunda kalacaksınız. Bunun coğrafi sınırlarla veya yönetildiğiniz ideolojiyle bir ilgisi yok.” Fe Rosales’in gerçekçi
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,418 okunma