Fransızca, italyanca , Ispanyolca, Portekizce gibi Latinceden türeyen dillere, lngilizcede "romance languages" denilir. Bu dillerde şiirle ya da düzyazıyla yazılan öykülere de, Ortaçağ edebiyatında "romance" denilirdi. Gerçeklere daha bağlı kalan romanlardan farklı olarak, romance'larda sıradan yaşamla hiçbir ilişkisi olmayan olağanüstü durumlar, heyecan verici romantik serüvenler, yeryüzünde görülmeyen gizemli kişiler, doğaüstü olaylar ele alınırdı.
Zarif İspanyolcası ile anlattığı onca şeyden sonra, "Peki yoksullar için bütün bu yaptıklarınız suç oranını düşürdü mü?" diye soruyorum. Yüzbaşı Rangel, sert mizacında alaycı bir parantez gibi duran ince dudaklarının bir ucunu yukarı doğru kıvırıyor: "Bakın Sinyorita, biz bu ülkede sizin bu soruyu sormanıza neden olan düşünce sistemini değiştirmeye çalışıyoruz. Biz, dünyanın geri kalanı gibi insanları masumlar ve suçlular diye ikiye ayırmıyoruz. Washington'dan, IMF'den söz ediyorsunuz.. Bizim bunlara öfkelenmeye vaktimiz yok. Biz burada devrim yapıyoruz Sinyorita!"
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Peki, haftanın günlerinin isimleri nereden geliyor? Haftanın günlerini Güneş, Ay, Satürn ve cennetteki en yakın beş varlıkla isimlendirme geleneği antik Babilon zamanına kadar gider. İngilizce’deki gün isimlerine bakarsak Güneş, Ay ve Satürn’ü hemen görebiliriz, Sunday (Pazar veya Güneş günü), Monday (Pazartesi veya Ay günü), Saturday (Cumartesi veya Satürn günü). Diğer isimleriyse Fransızca veya İspanyolca’da görmek daha kolaydır. Örneğin, Mars, Mardi veya Martes olur, Jüpiter Jeudi veya Jeuves, Venus Vendredi veya Miercoles olur. Ayrıca Mars, Jüpiter, Mercury ve Venüs’ün Roma tanrı ve tanrıçaları olduğunu da unutmayalım. İngilizce dilinin Germen kökenleri vardır ve eski Germenler bu günlerin bazılarını İskandinav tanrılarının isimleriyle değiştir-miştir. Böylece Mars Tiw, Mercury Woden, Jüpiter Thor ve Venüs Freya olur. Böylece biz de İngilizce’de haftanın bugün kullandığımız isimlerini elde ederiz, Tuesday (Salı veya Tiw günü), Wednesday (Çarşamba veya Woden günü), Thursday (Perşembe veya Thor günü) ve Friday (Cuma veya Freya günü).
Efsaneye göre, papaz yerlinin yanına gelip ona cenneti vaadetmiş. Yerli reisin İspanyolcası pek iyi değilmiş, ama 'İspanyollar da mı cennete gidiyor?" diye soracak kadar sökmüş papazın dediklerini. Aziz peder, yakıcı sıcak ve dumanların arasından 'Evet oğlum,' demiş. Babacan ve sevecen bir sesle, 'İyi İspanyollar da cennete gider,' diye eklemiş.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Bir kere teşebbüsünüz temelden yanlıştır. Çünkü Türk kültürünün kaynak eserlerini isterken bunun "yeni kuşakların kolayca anlayabileceği bir dilde" olmasını şart koşuyorsunuz. Yeni kuşakların seçkin bir küçük bölümü dışında kalanları 1000 kelimeyle konuşan gençler olduğu için bunların anlayacağı şekilde eser yazmak veya hazır-lamak fikir ve duygu bakımından düşmek, alçalmak mânâsına gelir. Halbuki gaye onların seviyesine inmek değil, onları yukarıya çekip çıkarmak olacaktır ki, bu da eserleri alabildiğine sadeleştirmek, yani basitleştirmekle asla sağlanamaz. Bu "Bin Kelimeli Millet", İngilizce yahut İspanyolcayı bilmediği halde İngiliz, Amerikan ve Arjantin şarkılarını mükemmelen ırlıyor. Demek ki kendisine ait olanı da öğrenecek kabiliyeti var demektir. Öğrensin!.. Kültür dizisi dip notları ve açıklamalarla onlara kılavuzluk edebilir ve "malak", "buzağı", "tay", "sıpa", "küşek", "palaz" kelimelerini bilmeyerek ayı yav-rusu, inek yavrusu, at yavrusu, eşek yavrusu, deve yav-rusu, kaz yavrusu diye işin içinden sıyrılan kültürsüz kuşaklar kendi dillerinin zenginliğini kendi kendilerini öğrenmek mecburiyetinde tutulur. Sınavlarda bunlara tümleç, özne uydurmaları yerine "kısrak neye derler?", "boz ve kumral hangi renklerdir?", "hangi hayvanların yavrusuna enik denir?", "bıkmak, usanmak ve bezmek arasındaki farklar nelerdir?" gibi sorular sorulur ve "dövüş-türülmek", "koşturulabilmek" gibi Türkçe kelimelerin Batı dillerinde, Arapça ve Acemcede kaç kelimeyle ifade edildiği öğretilir, bir cümlede "fiil"i sona getirerek konuşmanın büyük bir zihin ve muhakeme üstünlüğü olduğu anlatılır, sözün kısası, dilin kutsal nesne olduğu beyinlerine işlenir.
Sayfa 261 - Ötüken, 1 Kasım 1971, Sayı: 112·Kitabı okudu