10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Herkese merhaba, bugün Zekeriya Çetin’in Kimsesizler Coğrafyası kitabı ile geldim. Kitabımız 6 Şubat depremi üzerine. Hikayemiz 6 Şubat depreminde enkaz altında kalan kuzenini bulmak için gelen
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 202683 okunma
EBÛBEKİR SİFİL İLE MÜLÂKAT
(Herkesin okuması gereken, ilim ve hikmet dolu bir mülâkat, Ebûbekir Sifil farkı ile) “Muhafaza edilmesi gereken şey öncelikle Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat itikadıdır” __Hocam, umumi mânâda
Ehli Sünnet Akaidi
Oğuz Atay
Oğuz Atay'ın hayatı, tıpkı eserleri gibi hem çok derin bir entelektüel sancının hem de "tutunamayan" bir ruhun ironik ve hüzünlü hikayesidir. O, Türk edebiyatında bir deprem yaratan,
Mısır'la nasıl alay ettiğimi, aralarında gösterdiğim belirtileri sen de çocuklarına, torunlarına anlat ki, benim RAB olduğumu bilesiniz.” Kitabı Mukaddes İnsanlar hiç mi akıllanmayacaktı; Yaşanan onca deprem, tufan, çekirge seli, insanın hiç aklını başına getirememişti ne yazık! Ne acınacak bir durum gece saat 3'tü istanbulda artçı sarsıntılar başlamıştı umulurki bu göz yaşları son olur. Gece yarısı en son uyarıda gelmişti insanların tüm birikimlerini yatırdığı o evler kaçak bina yapanlar, malzemeden kaçıranlar sayesinde tüm umutlar bir günde yok oldu. Asiye Hanım kalk bey kalk bütün İstanbul bir günde yok oldu Harun bey bir anda o sarsıcı deprem ile bir köşeye yıkıldı çocuklar enkaz altında imdat çığlıkları atıyor,Allah Teala sizi uyardım ancak beni dinlemediniz çalmayacaksınız diyen ve sizi uyaran bendim siz iman etmediniz,inkâr ettiniz.Mısırda yaşananlar size ibret olmadı mı ? Bu yaşananları anlatın ve hatırlayın sizler benim Rab olduğumu bilip iman etmedikçe her musibet yeniden başlar,tekrar yaşanır diyordu Harunun elinde bir değnek vardı Ey Harun işaretimle birlikte yürü yeni bir düzen kuracaksın ve imanın hakim olduğu bir dünya kuracaksın yerler cesetler ile doluydu ben ölmem diyen nice kişi can vermişti tek bir ol emri ile çoğu bebek ise melek olup gökyüzüne uçmağa varmıştı hele istanbulda bir amca vardıki enkaz altında kızının elini tutmuş hiç bırakmamıştı ve birlikte Allah kapısına varmışlardı tinleri kut bulsun ölümleri şebi arus ve bayram olsun inşAllah
Din
3. Ahmet döneminde İstanbul’da Paris’teki yaşamdan esinlenerek lüks, sefahat ve eğlence salgını başladı. Oradaki sarayların benzerleri yapılmaya başladı. 3. Ahmet’in en yakın arkadaşı, yeni yapılan kütüphanenin müdürü Şair Nedim idi. Birlikte, “ gülelim, eğlenelim, kam alalım dünyadan” diye şiirler şarkılar yazıldı. 3. Ahmet’e “ Lale sultanı”, devrine de “ lale devri” denen 1718-1730 yılları arasındaki dönemde, İstanbul’da çılgın eğlence ve lüks içinde yaşama hakimi olmuştu. Lale devri’nde devleti yönetenlerin çoğu birbiriyle akrabaydı. Lale devri yaşamındaki müzik, içki ve ziyafetler İslam dinini ile bağdaşmıyordu. 1729 yılında İstanbul’da bir deprem ve ardından da büyük bir yangın oldu. Toplum bunu bir uğursuzluk alameti olarak algıladı. İstanbul sokaklarında eski elbise satan ve yeniçerilikten atılma Patrona Halil beklenen ayaklanmanın başı oldu. isyancılar padişahtan, Şeriat kanununun uygulanmasını, sadrazam damat İbrahim Paşa ve onun damadı olan kaptana deryanın kendilerine teslim edilmesini istediler.3. Ahmet 1 Ekim 1730 tarihinde tahtan indirilerek yerine yegeni birinci mahmut getirildi.
Sayfa 169·Kitabı okudu
Zaman değişiyor ve değiştiriyor
Yıllarca birbirini görmeyen insanlar her şey bıraktıkları gibi duruyor zannediyorlar. Mekanları, insanları aynı şekilde bulacaklarını sanıyorlar. Bugün bize 25 yıl önce beraber altlı üstlü oturduğumuz komşumuz geldi. Gelme sebebi de bir üst katta oturan ev sahibinin vefatı için annemle birlikte eşine taziyeye gitmek. Annemle Ayşe teyze birbirlerine çok yakınlarmış o zaman. Annem yeni gelinmiş, yaşı genç, İstanbul’da tek, ben varım küçük bir çocuk, kardeşime hamile. Hep işlerini, aşlarını Ayşe teyzeyle yapmışlar birbirlerine destek olmuşlar. 99 da deprem olduğunda hep beraber çadırlarda kalmışız. Tehlike geçip evlere yeniden girilince birkaç ay sonra başka yerlere taşınmışız. İlk başta birbirlerine gidip gelmişler ama zamanla mesafe uzaklaşınca herkes kendi hayat telaşına düşünce kopmuşlar. Mesafe artmış ama sevgi de vefa da değişiklik olmamış. 25 yıl öncesi gibi aynı yakınlıkla sohbet ediyorlar şu anda. Geçmişi konuşuyorlar. Bizi aynısı gibi bulacağını sanıyormuş. Bana sen şu kadarcıktın diyor. 1.70 boyunda ve 30 yaşında olmam dışında bir sorun yok😅 Kardeşime yeni doğduğunda seni annenle beraber yıkardık diyor. Öyle bir fotoğrafta var. Sobalı ev, yanında bir leğen. Belli ki az önce yıkamışlar. Sema, Ayşe teyzenin kucağında yatıyor. Sema şu an 25 yaşında, kucağa alınma yaşını geçeli çok oldu 😁 Zaman geçiyor ve kimse aynısı gibi kalmıyor. Büyüyoruz, yaşlanıyoruz hatta ölüyoruz da. Ev sahibi öldü mesela. Zaman iz bırakıyor. Bir şeyler katıyor, bazı şeyleri de alıp götürüyor.