İnsan işte, ağacın altında dünya gölgeliktir diyerek zamanda uyuyor. Deniyor ki boruyla uyanacak.
1000Kitap
Kent hareketlenmeye başlıyor, ilk metroların homurtularıduyuluyordu. Tam o sırada, çok iyi anımsıyorum, Rebecca bendenayaklarını ısıtmamı istedi, hani bir kural vardır, belden aşağınınanahtarına sahip olabilmek için önce üst tarafın tatmin edilmesigerekir; işte ona uyarak bacaktan dudaklara kadar çıkıyordum.Fakat öylesine gülüyorduk ki ilk öpüşmemiz ancak önce dişlerimiz,ardından da burunlarımız uzun süre birbirine çarptıktan sonra yetişkinlere has ve kurallara uygun bir nitelik kazandı.-Baksana, dedim, ağızlarımız birbirinden ayrıldıktan sonra, benim bir doktora görünmem gerekiyor. Bana tuhaf bir şeyler oluyor.Ve elini tutup temasımızın bende yol açtığı sertleşmeye değdirdim. Önümdeki küçük tümsek gururunu okşadı ama onda özel birheyecan yaratmadı. Gerçekte, sonuca varmak için pek acelemizyoktu. Tanışır tanışmaz kendini bir erkeğe ya da bir kadına vermekarzusuyla yanıp tutuşanların kaba tensel kanıtlamalarına ihtiyacımız yoktu. Daha önce patlatılan havai fişeklerin yanında, o akşambize sevişme eylemi gereksizmiş, en azından bu konuda aceleye gerek yokmuş gibi görünüyordu. Kendi kendinden başı dönen, kendiyürekliliği karşısında şaşırıp kalan, bir sonucu umursamayan aymaz bir baştan çıkarmanın içinde süzülüyorduk. Üstelik, itiraf etmeliyim ki, Rebecca, öyle başkaları gibi cinselliği olduğu düşünülemeyen şu çok güzel varlıklardan biriydi. Siluet ve hatlar anlamında alışıldık insan türünden öylesine uzaktı ki onun mahremiyetininde aynı şekilde farklı olduğunu tahmin ediyordum. Tutuşmuş aklımona, güzel yüzü kadar baştan çıkarıcı mükemmel bir münasebetsizlik olan duyulmadık bir organ yakıştırıyordu. Sahi, diyordum kendikendime, sakın bu kız karnının alt kısmında bir cinsel organ olmadan doğmuş olmasın? Doğa onun için yeni bir çözüm bulmuş olmalı!Ve geceyi aylak aylak orada
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Daha önce işe yarayan bütün yolları denesen de yaşamaya dair bir lokma heves bulamadığın zamanlar vardır ya, işte öyle çukurlarda debelenip duruyorum bu aralar. Düşmesi de, çıkması da bitmiyor. Bunu söylemek hoşuma gitmese de, bazen hiçbir şey avutmuyor Osman.
Sonunda öyle bir an gelecektir ki okçu atış hareketlerini düşünmeksizin gerçekleştirebilecektir. İşte o andan itibaren , okçu yayıyla , okuyla ve hedefiyle bütünleşir.
'' . .. Gidemem. Neden? Ne bileyim, öyle işte. Belki de şunun için: göçebeyim ve bir kere yerleşmişim, ye­ rimi kaybederim diye korkuyorumdur."
Edebiyat
biz de öyle, hep vedalaşarak yaşarız işte.
Sayfa 73