Spoiler!!!
5/10
·%25 (80/312 syf.)··
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:45
Yanarım yanarım, sözde Jacks'in esas erkek karakter olduğu kitapta bölüm sayısının Apollo'dan az olmasına yanarım. Adam kendi serisinde yazar tarafından ikinci erkek muamelesi görmüş resmen. Açıkçası bu kitap, ikinci kitabın o sonundan sonra o kadar zayıf kalmış ki hatta bence serinin en zayıf kitabıydı ve hatta bence yazarın da en zayıf kitabıydı. Aslında sorun sadece bu kitap da değil. Seri boyunca Jacks ile Evangeline ilişkisinin bana o kadar da geçmediğini fark ettim. İnsanlar bu ikiliye bayılıyor ama ben aralarındaki romantik çekimi bir türlü abartıldığı kadar hissedemedim. Ben odunum herhalde... Şu kitaptan sonra geriye dönüp baktığımda da serinin diğer kitapları da benim için eh işte seviyesine geldi. Çiftin arasındaki fiziksel ya da duygusal çekim hep bir lanet ya da hep bir büyülü nesnenin etkisinde oluyordu. Onların etkisi ile böyle davranıyorlar diye düşündüğüm için aslında o anlarda o büyülü nesne ya da lanet her neyse onların asıl duygularını ortaya çıkarıyor düşüncesi bende hiç oluşmadı ve romantik gelmedi. Bazı sahneler de cok rahatsız ediciydi. Jacks kızı tutuyor ama işte eli bilmem nerelere kayıyor... Evangeline de acaba kasıtlı mi yaptı diye icinde kelebekler pır pır ediyor. Evangeline'in içindeki kelebeklerden iki tanesi falan bana uğrasa belki bu seriye karşı daha çok iyi şey hissederdim. Benim midemdeki kelebekler pır pır etmedi, benim başım ağrıdı. Bu durum bu kitapta da vardi ve o kadar saçma bir andı ki. Evangeline hafızasını kaybetti sonra pat Jacks çıktı ortaya onu düştüğü kuyudan kurtardi sonra bir gece ansızın odasına girip ona rahatsız kıyafetler giydirip eğitim ayağına köprüye götürdü hadi beni savuştur dedi. Olayın saçmalık seviyesi...Kız hafızasını kaybetmiş. Bu adamı tanımıyor. Adamla ilk karşılaşması bu. Daha önceden adama aşıktı
Gerçek Aşkın LanetiStephanie Garber · Dex Kitap · 2023793 okunma
< Steinbeck İmzalı Bir Başyapıt >
9/10
·644 syf.·
2026 48. kitabı
John Steinbeck'in 1952 yılında yayımlanan East of Eden (Cennetin Doğusu) romanı, kendisinin de özellikle belirttiği üzere onun en önemli eseridir. Roman aynı zamanda Amerikan edebiyatının en güçlü aile destanlarından ve ahlaki örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitabın içeriğiyle ilgili çok kapsamlı bilgi edinebileceğiniz müthiş incelemeler mevcut. Kesinlikle göz atmanızı tavsiye ederim. Ben merak ettiklerim üzerinden yaptığım araştırmalara göre düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım. Steinbeck, dostu ve editörü Pascal Covici'ye yazdığı mektuplarda bu kitabı "yaşamı boyunca öğrendiği her şeyi içine koyduğu roman" olarak tanımlamış. Birçok yazar için yazmanın çıkış noktası, en iyi bildiği dünyadır. Bu nedenle Cennetin Doğusu, yaklaşık altmış yıllık bir zaman diliminde California'nın Salinas Vadisi'nde geçen Trask ve Hamilton ailelerinin hikâyesini anlatırken, bu geniş zaman ve mekân örgüsü yalnızca tarihsel bir arka plan olarak işlenmiyor; araştırdıklarıma göre Steinbeck'in çocukluğunu geçirdiği Salinas Vadisi, tıpkı William Faulkner'ın Yoknapatawpha County'si ya da Thomas Hardy'nin Wessex'i gibi, yazarın bütün düşüncelerini yerleştirdiği sembolik bir evrene de dönüşüyor. Roman, bu vadinin bereketli ve kurak zamanlarıyla başlayıp insanın doğasını, özgür iradeyi, iyilik ile kötülüğün kaynağını, sevginin dönüştürücü gücünü ve insanın kendi kaderini seçebilme yetisini sorgulayan büyük bir felsefi metnine dönüşüp evrensel bir boyuta ulaşıyor. Romanın adı, tüm kutsal metinlerce de bilinen doğrudan Eski Ahit'in Tekvin (Genesis) kitabındaki Kabil ile Habil anlatısından alınmış. Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra Tanrı'nın huzurundan ayrılır ve "Eden'in doğusunda" yaşamaya mahkûm edilir. Eden(Cennet) Bahçesi masumiyetin, Tanrı'yla uyumun ve kusursuzluğun simgesidir. İnsan
Edebiyat
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi
"Açıkçası bana öyle mucizeler, 'hayatınız 21 günde değişecek' gibi büyük ve altı boş vaatler sunmayan bir kitap lazım dı; tam olarak öyle bir şey buldum. Kitap, insanın kendi zihninin çalışma mekanizmasını, o dişlilerin nasıl döndüğünü o kadar temiz ve yalın bir dille anlatıyor ki, okurken kaç defa 'İşte kendimi sabote ettiğim o an tam olarak bu!' dediğimi hatırlamıyorum. Kendi kendimin en büyük engeli olmaktan sıkıldığım, o bitmek bilmeyen iç seslerin ve senaryoların beni ele geçirdiğini hissettiğim bir dönemde elimden tuttu diyebilirim. Havada uçuşan teorik psikoloji terimlerine boğulmadan, doğrudan günlük hayatta karşılığı olan, ayakları yere basan ve 'Hadi şimdi bunu uygula' diyen pratik bir el kitabı olmuş. Ne eksik ne fazla... Zihnini o karmaşadan arındırmak, kendi zihinsel oyunlarına dışarıdan tarafsız bir gözle bakmak ve en önemlisi de kendine baltayı vurmayı bırakmak isteyen herkesin baş ucunda durması gereken türden."
Zihnini Yeniden YapılandırVolkan Erkan · Destek Yayınları · 2024169 okunma
Puan vermedi·264 syf.·
2026 11. kitabı
Serkan Karaismailoğlu, "Biomortem" ile bizi bilimkurgunun en ayakları yere basan, en "olabilir" haline götürüyor. Hikayenin sürükleyici çarkları Falin, Enke, Amakrin, Glia ve Mileva gibi sıra dışı karakterler etrafında dönüyor. Ünlü bir yazar olan Falin, kanser olduğunu öğrendiğinde artık tedavi için çok geçtir. Son bir umutla, Dr. Mileva’nın başında olduğu gizemli "Biomortem" kliniğine başvurur. Peki, bu klinikte ölüme gerçekten bir çare bulunmuş mudur? İşte onun cevabını okura bırakıyor yazar.Kitabın kapağında da göreceğiniz üzere bu bölümün adı "Glia". Tıpkı yazarın efsanevi Pia Mater serisi gibi, bizi yine her detayı incelikle düşünülmüş harika bir serinin beklediğini anlıyoruz. Karaismailoğlu, insan vücudunun o senfoniye benzeyen muazzam işleyişine kapıldığı büyüyü, okuyucusunu da büyüleyerek aktarıyor. Kitap yoğun bir bilgi birikimi barındırıyor mu? Evet, kesinlikle. Fakat yazar bu nörobilimsel gerçekleri kurgunun içine öyle ustalıkla yediriyor ki bir an bile sıkılmıyorsunuz. Eserin en etkileyici yönü ise yazarın kendi tutkusunu okura tamamen geçirebilmesi. Satırları okurken onun heyecanını, hayretini ve o ilginç bilgileri bir an önce paylaşmak isteyen sabırsızlığını adeta hissediyorsunuz. Bir okur olarak kitapta dikkatimi çeken en güçlü imgelerden biri ise "valiz" oldu. Yazar, valizi eserde sarsıcı bir metafor olarak kullanmış. Valizi olmayan ölülerin arafta kaldığı, cennet veya cehenneme gidemeden sıkışıp beklediği o atmosferi okurken zihnimde çok güçlü bir manevi bağ da kuruldu. Bu durum bana dini inancımızdaki "salih amel" kavramını hatırlattı. Bu dünyadan göçerken mal mülk götüremiyoruz; yanımıza alabildiğimiz tek şey, içine iyilikleri ve güzel amelleri doldurduğumuz o manevi valizimiz. Buradan yola çıkarak şu yorumu yapabilirim: Sen bir bütünsün; hayattaki
BiomortemSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20252,826 okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2026 113. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 21:29
Çoğu insanın haritada yerini göstermekte güçlük çekeceği, Kırklareli ile karıştıracağı bir şehir Kırıkkale. Benim doğduğum büyüdüğüm şehir. Yazarımız da aynı şekilde doğmuş ve büyümüş. Ve bu şehirden kitap boyunca "kasaba" olarak bahsediyor. Tanıdık isimleri görmek unutulmanın bu ücra köşesine hapsedilmiş bir bozkır şehrine dair güzel hatıralar uyandırdı bende. Aynı şekilde katman katman genişleyen, bana insanlığımı, yaşanmışlıklarımı, bilhassa çocukluğumu ve insan olmanın hüzünlü ve kederli tarafını bana tekrar hatırlattı. Bu sabah metroda giderken okuduğum hikaye özellikle ben de çakılı kaldı. Bu hikayenin başlığını ve dahi neyi anlattığını kesinlikle unutmam gerekiyor. Bu kitaptan bana kalan metroda geçirmiş olduğum yarım saatlik süre olmalı. Çünkü bazı anlar, özellikle kitabın eşlik ettiği bazı anlar, insanın ruhunda yumuşak meltemlerin tende kalışı gibi kalıveriyor. İnsanda o kadar çok bağ var ki. Yan bağlar, çapraz bağlar, tendonlar.... İnsanın hareket etmek için de, kalakalmak için de bağlara muhtaç. Ve inanıyorum ki bu kitaptaki "bugün geçti mi" isimli hikaye ben de öyle kalakaldı işte.
Ansızın HayatNecip Tosun · Hece Yayınları · 2016141 okunma
Kalbi kırarak, ama estetik bir hazla.
9/10
·240 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:00
Bazı kitaplar sizi bir hikâyeyle, bazıları bir atmosferle yakalar. Günlerin Köpüğü ikincisinden: daha ilk sayfalarda Vian'ın kurduğu o tuhaf, parlak, müzikle dolu dünyaya adım atıyorsunuz ve kitap bittiğinde o dünyanın yavaş yavaş üstünüze çöktüğünü fark ediyorsunuz. Vian önsözünde her şeyin önemsiz olduğunu, gerçekten önemli olan iki şeyin "her şekliyle aşk ve Duke Ellington'ın müziği" olduğunu söyler. Roman da tam olarak bunun üzerine kurulu. Varlıklı, kaygısız ve nazik bir genç olan Colin'in dünyasıyla tanışıyoruz önce: bir tuşuna basınca kokteyl hazırlayan piyanosu (pianocktail), her yemeği bir şölene çeviren aşçısı Nicolas, dostu Chick ile felsefe üzerine sohbetleri. Burada her şey ışıltılı, oyuncaklı, neredeyse çocuksu bir mutlulukla parlıyor. Sonra Colin, Chloé'ye âşık oluyor ve hayat bir süreliğine kusursuz bir melodiye dönüşüyor. Ama Vian'ın asıl ustalığı, bu mutluluğu sadece anlatmakla kalmayıp dünyayı duygulara göre fiziksel olarak değiştirmesinde. Bu kitabın en çarpıcı yanı bu sanırım. Colin ve Chloé mutluyken odalar genişliyor, güneş içeri doluyor, eşyalar canlanıyor. Chloé hastalanınca —ciğerinde bir nilüfer büyümeye başlıyor, evet, tam anlamıyla bir su çiçeği— evin duvarları büzülmeye, tavan alçalmaya, renkler solmaya başlıyor. Sürrealizm burada bir süs değil, doğrudan anlatının kalbi: iç dünya dışarıya sızıyor, keder mimariye, ışığa, nesnelere işliyor. Hastalık ilerledikçe Colin'in serveti de eriyor. Chloé'yi iyileştirmek için her gün etrafını çiçeklerle donatmak zorunda (çünkü nilüfer ancak çiçeklerden korkar), ve para bitince Colin ilk kez çalışmak zorunda kalıyor. Vian'ın işe, emeğe, bürokrasiye dair acı alaycılığı tam burada devreye giriyor. Çalışmak insanı tüketen, anlamsız, bedeni ezen bir şey olarak resmediliyor. Mutluluğun ve aşkın bir ekonomisi
Edebiyat
Günlerin KöpüğüBoris Vian · E Yayınları · 20242,225 okunma