Böyle bitmesin…
Puan vermedi·230 syf.··
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 02:51
“Demlenmek” kelimesini duyunca aklıma artık hep bu kitap gelecek… Benim gibi hem sakin hem de sabırsız olan insanlar için ilaç mahiyetinde bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Demlenmek yani beklemek. Beklemek ama boş yere değil; sabırla, sevgiyle ve inançla bir şeyleri oluruna bırakmak… Nedense içimden kitabın bir devamı olduğunu düşünmeden edemiyorum. Varsa da okumak isterim. Böyle sanki bir şeyler yarım kalmış gibi, tamamlanmamış gibi… Kitabımız Emir Sultan’da başlıyor ve yine Emir Sultan’da bitiyor. Tesadüf diye nitelendireceğimiz bir karşılaşmanın hiç de öyle olmadığını görüyoruz. Beni öyle süreklediği anlar oldu ki sayfaların nasıl geçtiğini anlamadım. Ama itiraf edeyim bazı kısımlarda da “Hayır yani bu böyle olmamalıydı.” dedim içimden… Fakat sonuna geldiğimde olanda hayır vardır diyorum ve umarım Azra ve Hakan mutlulardır. Zannediyorum aklımın bir köşesinde hep hikayeleri dönüp dolanacak…
İnceleme
Hiçbir Karşılaşma Tesadüf DeğildirHakan Mengüç · Destek Yayınları · 20217,4bin okunma
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·184 syf.··
2026 17. kitabı
Bazı kitapları siz okursunuz, bazıları sizi okur. Sıfırdan Az benim için ikincisi oldu; adeta bakmak istemediğim bir aynaya dönüştü. Olay örgüsünü uzun uzun anlatmanın bir anlamı yok. Kim kiminle birlikte oluyor, kim hangi gece kayboluyor, kim kime ne yapıyor; romanın kendisi bile bunları sağlam bir hikayenin temeline oturtmuyor. Sonu gelmeyen partiler, partilerden sonra başlayan after’lar, sabaha kadar uzayan ve hiçbir yere varmayan geceler. İnsanlar sürekli hareket ediyor ama kimse gerçekten bir yere gitmiyor. Bir evden ötekine, bir arabadan ötekine, bir bedenden ötekine geçiliyor. Bütün bu savruluşun içinde hayat ilerlemiyor; yalnızca erteleniyor. Her şey dönemin en önemli kanalı olan ve kitapta oldukça atıfta bulunulan MTV klipleri gibi akıyor. Bir şarkı, bir araba, bir otel odası, bir yüz, bir televizyon görüntüsü ve bir başka sabah. Yüzler değişiyor. Sevgililer anlamsızlaşıyor. Mekanlar bulanıklaşıyor. Arkadaşlıklar, ilişkiler, geceler, vaatler birbirinin yerine geçebiliyor. Ama belirli bir madde hep aynı kalıyor. Her şeyin değiş tokuş edilebilir olduğu bir dünyada, en kalıcı bağın insanla uyuşturucusu arasında kurulması romanın en rahatsız edici tarafı. Her şey çözülürken o tek bağ sıkılaşıyor. Geriye kalan tek sadakat neredeyse o oluyor. O sadakatin de ismi Kokain. Bu kitabın bakmak istemediğim bir aynaya dönüşmesinin sebebi de bu aslında. Bir dönem birini tanımıştım. Onu değil belki ama onun etrafında oluşmuş büyük boşluğu düşündüm bu kitabı okurken. Büyük bir şehre geldikten sonra gecelerin, çevrelerin, uyuşturucunun ve hızla tüketilen yakınlıkların içinde yavaş yavaş yönünü kaybetmiş birini. Çok sayıda insanın arasında yaşayıp hiçbirinde gerçekten kalamayan, hayatı dolu görünen ama o doluluk içinde kendine ait bir yer bulamayan birini. Onun hayatında
Sıfırdan AzBret Easton Ellis · İthaki Yayınları · 202642 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 68. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:12
"Yaşayanların dünyasında garip oluyorsun; o kadar ayrısın ki, ne lüzum var aramızda dolaşmana? Kendimizden çektiğimiz yetmiyor mu?" Huzur ilk defa Cumhuriyet gazetesinde, 22 Şubat-2 Haziran 1948 tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Daha sonra 1949'da Remzi Kitabevi tarafından tekrar basılmıştır. Bu kitap, yazarın üzerinde en çok çalıştığı eserlerinden biri olmuş. Bazı karakterler sonradan eklenmiş, bazı sahneler çıkarılmış. Üzerinde en çok düşünüp yazdığı eserlerden biri olan bu roman dört kısımdan oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Kitabın girişi, Mümtaz'ın İhsan'a doktor bulmak için dışarı çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise yazarın diğer eserlerinden tanıdığımız karakterlere de rastlıyoruz. Behçet Bey ile Nurhayat Hanım, hem Mahur Beste hem de Sahnenin Dışındakiler ile bağlantı kuruyor. Eser, II. Dünya Savaşı'nın atmosferini de işliyor, en azından bunu güçlü bir şekilde hissettiriyor. Gelelim konusuna. Kısaca anlatmaya çalışacağım ama ne kadar kısaltabilirim bilemiyorum tabii. :) Konusu şöyle: II. Dünya Savaşı'nın başlamasına bir gün vardır. Mümtaz, dokuz gündür hasta olan amcasının oğlu İhsan'a hastabakıcı aramaktadır. Mümtaz'ın babası Rumlar tarafından öldürülünce annesiyle birlikte İstanbul'a gelir. Annesi de burada vefat edince, kendisinden 23 yaş büyük olan İhsan'ın yanına gönderilir. İhsan, yurt dışından yeni dönmüş ve Galatasaray Lisesi'nde tarih dersi vermektedir. Macide ve İlyas ile birlikte yaşayan Mümtaz, özellikle İlyas'ın etkisi altındadır. Olaylara bakışı, yorumlayışı ve görmüş geçirmiş hâli Mümtaz'ı derinden etkiler. Bu yüzden İhsan'ın hastalığı da onu bir o kadar üzer. İhsan'ın anlatıldığı ilk bölümde Mümtaz, ona doktor bulmak için evden çıkar. Bu bölüm hem İhsan'ın hastalığının verdiği üzüntüyle arşınladığı Beyazıt ve Eminönü
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Yalnızca Hazır Olanlar Okusun:
Puan vermedi·288 syf.··
2026 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:07
Zamanında Amerika’da yasaklanmış bir kitap! burjuva toplumunu tüm cesaretiyle; sefaleti, imkansızlığı, cinselliği, tolumun çoğunluğunun iç dünyasını, sokakların insanlarla dolup taşması, ancak Paris sokaklarında insanlığa dair kalıntının kalmamasını çok güzel anlatmış. Henry Miller, Burjuva toplumunun bağırsaklarını kitaba boşaltarak ortalama çağın insanın nasıl güdüleriyle hareket ettiğini gözler önüne sermiş ve en çok bu çağın insanını tokatlama meşgalesi göstermiş.. hayat bir kere yaşanacaksa Miller bunu köküne kadar iyisiyle kötüsüyle yaşamış :d konunun akışı net değil ancak kitabın sonlarında bütün hikayesini neden tüm açıklığıyla anlattığını çok iyi anlıyorsunuz :) (okuyup görmenizi isterim.) kitaba başlamadan önce de bizi şöyle uyarıyor: “ Kitap değil bu. Karalama, iftira, haysiyete karşı bir saldırı. Sözcüğün alışılagelmiş anlamında kitap değil, hayır, uzun bir hakaret bu, Sanatın yüzüne tükürülmüş bir balgam; Tanrının, İnsanın, Kaderin, Zamanın, Aşkın, Güzelliğin ve başka ne isterseniz onun kıçına atılmış bir tekme.” Daha önce Charles Bukowski okuduysanız Miller’ı da seveceğinizi düşünüyorum. Şunu da söylemek istiyorum ki cinsellik çok fazla açık olarak vurgulanmamış evet bir cinsellik var ancak sizi rahatsız edeceğini düşünmüyorum.(okurken cinsellik rahatsız edecekse önermem) kitaptaki cinselliğin çoğunu toplum eleştirisi olarak okumak yerindedir. Kitaptan beğendiğim bir alıntıyı daha şuraya ekleyim: #306266691
Alıntı
Yengeç DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 20191,061 okunma
Puan vermedi·736 syf.·
2026 368. kitabı
Uzun zamandır okumak istediğim ve çok merak ettiğim bir eseri daha okumuş olmamın mutluluğu içerisindeyim. Gülün Adı kendisi hakkında yapılan tüm olumlu yorumları sonuna kadar hakediyor. Tarih, felsefe, dini inançlar, tarikatlar gibi barındırdığı konularla dopdolu bir eser. Ayrıca bu konuları polisiye bir kurguyla vermesi eserin başka bir lezzetli yanı. Eseri beğenmekle birlikte okurken zorlandığımı da belirtmek isterim. Yazarın anlatımı, üslubu gayet anlaşılır olmasına rağmen ortaçağ dönemi hristiyan dünyası, tarikatlar, tarikat liderleri, bunların birbiriyle mücadelisi, papa ve imparatorun birbiriyle olan çekişmesi gibi konu içeriğiyle ne kadar cahil olduğumu bir kez daha gördüm ve açıkçası bunları kafamda oturtmaya çalışırken haliyle zorlandım. Ayrıca bir çok karakterin olması, bir çok latince kelime içermesi hatta çevirisi bile yapılmayan latince kelime ve cümlelerin bulunması, döneme ait kitapların orjinal ismiyle verilmesi ve bilmediğimiz kelimelerden dolayı sık sık dipnotlara başvuruyor olmamız okuru yoran ayrıca sebepler. Ortaçağ döneminde İtalya'da bulunan bir manastırda meydana gelen cinayetlerin aydınlatılması süreci kitabın ana hatlarını oluştursa da yukarıda bahsettiğim konu içeriğiyle her okura bambaşka dünyaların kapılarını açan çok özel bir eser Gülün Adı. Biz kitapseverlerin ilgisini çekecek başka bir konu ise bu manastırda bulunan ve dünyada eşi benzeri olmayan bir kütüphanenin bulunması. Öyle bir kütüphane ki dönemin en önemli eserlerini barındırıyor, görevliler haricinde kimsenin girmesine müsaade edilmiyor, belli başlı kitaplar haricinde hiçbir kitap dışarı çıkartılamıyor, labirentlerden oluşuyor ve bu gizemli yapısıyla hristiyan dünyası için çok özel bir konumda bulunuyor. Bir çok kişinin okurken zorlanacağını bildiğim halde böylesi dolu bir eseri
İnceleme
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma