İnsan Yol'da Olandır
Puan vermedi·184 syf.··
2026 15. kitabı
Elhamdülillah, güzel bir tanışma oldu. İhsan Fazlıoğlu bir şekilde sürekli etrafında dolaştığım; lakin şu ana kadar kendisinden bir şey okumadığım biriydi. Şimdiye nasipmiş ve güzel oldu. Gönlüme değen şeyler oldu kendisinden. Gönle bu kitaptan değenleri bir yekun üzerinde tartışmak çok kolay olmayacak, çünkü eser farklı zamanlarda dergilerde yayınlanan denemelerinden oluşuyor. Fakat İhsan Fazlıoğlu dertli olunması gereken konuları gündeme getirmiş, Allah (cc) kendisinden razı olsun. Bu kitabı okurken, insan tanımı tartışılmaya açılmak zorundadır; İhsan Fazlıoğlu'nun takip ederek ya da etmeyerek. En azından bu coğrafyada kimseler insanın tanımının ne'leri içerdiğini bilmesi gerekir ya da bu tanımların Batı'dan farklılıklarını işitmesi gerekir. Bazı alıntılar ile en azından İhsan Fazlıoğlu'nun işaret ettiği şeyleri aşağıda görmüş olabileceğiz. Bireysellik ve toplumsallık tartışması önemli bir yer tutar, İhsan Fazlıoğlu'nun eserinde. İddia şudur ki; insan başta toplumsal yapı içinde hayat bulur ve sonrasında birey olmayı keşfeder. Bu süreci inşaa eden kavramlar alıntı kısmında ümid ederim ki bulunabilecektir ve kavramlaştırabileceklerdir. Belki tam olarak bu terkip ile söylemese İhsan Fazlıoğlu için insan yol'da olandır (din'i olandır). Ne'reden ne'reye gittiği ile ilgili sürecini manalandırabilene insan der. Her ne kadar sivriltilmiş olsa da yazılardan bunu çıkarıp sloganlaştırdığımda yerleşik hali bir tuğla koymaya yol açıyor benim için. Gönül istiyor ki; dostlara biraz baskı ve naz ile bu kitabı okutturup mütalaa etsek. Lakin dünya dostun dost için kitap okumasının önüne kendini koydu. Alıntılar *** Her ne olursa olsun insan denilen soruya verilen her yanıt, insana öngörülebilir bir hayat sunmak zorundadır. Canı, aklı, soyu, malı ve inancı koruyamayan bir
Kendini Aramakİhsan Fazlıoğlu · Papersense Yayınları · 20142,090 okunma
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2025 472. kitabı
·
136 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2025 19:14
Sa’dî-i Şîrazî Dîvânı: Şeyh Sa’dî-i Şîrâzî’nin Eşsiz Mirası Üzerine Bir İnceleme İslam edebiyatının en parlak yıldızlarından biri olan Şeyh Sa’dî-i Şîrâzî’nin Dîvânı, Fars edebiyatının zirve eserlerinden biri olarak asırlardır insanlığa ilham kaynağı olmaktadır. Bu muhteşem dîvân, 13. yüzyıl İran’ının yetiştirdiği en büyük şair ve mutasavvıflardan biri olan Sa’dî’nin (ö. 691/1292) kaleminden çıkmış olup, gazel, kaside, rubâî ve diğer nazım türlerini içeren bir şiir derlemesidir. Eser, Sa’dî’nin derin hikmetini, ahlâkî öğretilerini ve insanî değerlerini ustalıkla yansıtan bir başyapıt olarak kabul edilmekte; hem Doğu hem de Batı edebiyatında büyük bir hayranlık uyandırmaktadır. Bu incelemede, Sa’dî-i Şîrâzî Dîvânı’nın tarihî bağlamı, müellifinin ilmî ve edebî kişiliği, muhtevası, sanatsal değeri ve İslam dünyasındaki eşsiz yeri üzerine uzun uzadıya durulacak; eser, hak ettiği övgülerle anılacaktır. Sa’dî’nin dîvânı, adeta bir hikmet okyanusu gibidir: Derin, engin ve her okunuşta yeni inciler sunan bir yapıya sahiptir. Müellifin İlmî ve Edebî Kişiliği ile Tarihî Bağlam Şeyh Sa’dî-i Şîrâzî, tam adıyla Ebû Muhammed Muşarrifüddîn b. Muslih ed-Dîn Sa’dî, 13. yüzyılın başlarında İran’ın Şîrâz şehrinde doğmuş bir âlim, şair ve seyyah olarak tanınmaktadır. Hayatının büyük kısmını seyahatlerle geçiren Sa’dî, Bağdat, Hicaz, Mısır, Anadolu ve Hindistan gibi bölgeleri dolaşmış; bu yolculuklar sırasında edindiği tecrübeleri eserlerine yansıtmıştır. Onun ilmî birikimi, sadece edebiyatla sınırlı kalmamış; fıkıh, tasavvuf, ahlâk ve felsefe gibi disiplinlerde de derin bir uzmanlık kazanmıştır. Sa’dî, dönemin büyük mutasavvıfları gibi, İbn Arabî ve Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin çağdaşı olarak, tasavvufî düşüncenin altın çağında yaşamış; ancak onun üslubu, daha ziyade pratik ahlâk ve
Şiir
Sa’dî-i Şîrazî DivanıŞeyh Sadi Şirazi · Önsöz Yayıncılık · 202235 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ölümüne edebi söz sanatları...
1/10
·136 syf.··
2025 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2025 05:50
Resmen betimlemelerden ibaret. Salt betimleme olsa hadi neyse. Tüm betimlemeler, dolayısıyla kitabın tamamı teşbih, istiare, mecaz-ı mürsel, kinaye, tariz, tevriye, kısacası Allah ne verdiyse edebi söz sanatları ile dolu. Öykülerde neredeyse hiç olay, hareket, karakter yok. DüŞünün ki çok övülen ödüllü bir restorana gidiyorsunuz ve önünüze yemek diye bir tabak karmakarışık baharat ile salata diye bir kase dolusu salata sosu koyuyorlar. Nasıl ki soslar ve baharatlar yiyeceklerin lezzetini arttırmak için yeterli (ne az ne de çok) ölçüde konuyorsa betimlemeler de hikayeye aynı mantıkla yeter ölçüde dahil edilmeli bence. Rus edeiyatını eleŞtirenlere bir doz Aslı Erdoğan okumalarını tavsiye ediyorum:) İlk kez bir kitapta okuduğum her paragraf için "laf söyledi bal kabağı" dedim içimden. Neyse ki 130 sayfaydı da çabuk bitti iŞkencem. Tek piŞmanlığım yazar hakkındaki yorumlara kanıp 3 kitabını birden almıŞ olmak. Etrafımda da hiçbir anlam ifade etmeyen içi boŞ aforizmalardan hoŞlanan biri yok ki kitaplar ona hediye edeyim;)))))))))))))))))))))
Alıntı
Taş Bina ve DiğerleriAslı Erdoğan · Everest Yayınları · 2022982 okunma
10/10
·160 syf.··
2025 2. kitabı
Geçmişin Karanlık İzi – Gizem Canver 158 sayfalık, hızlı bir okumayla sonuna gelivereceğinizi düşündüğünüz Geçmişin Karanlık İzi daha elinize alır almaz size yanıldığınızı haykıran bir eserdir. İlk satırlardan itibaren kitabın tamamının ruhuna sinen o şiirsel hava, insanın içine işliyor. Daha ilk anda Esra'nın iç dünyasına adım atıyorsunuz; kırılmış, dağılmış, ama yine de bir yerlerde umut arayan bir genç kızın hikâyesine… Hafıza kaybıyla birlikte gelen yabancılık hissi, aslında her birimizin içinde zaman zaman hissettiği o kimlik bulanıklığını da çağrıştırıyor. Esra'nın geçmişte yaşadığı ihanet, onun ruhunda derin bir çöküntü bırakmıştır. Affedememek, unutamamak ve yeniden güvenememek… Bu duyguların hepsi öyle gerçekçi, öyle içten anlatılmış ki bir noktadan sonra onun gözünden değil, onun yüreğinden bakmaya başlıyorsunuz hayata. Sayfalardaki lirik atmosfer, bu kırıklıkların üzerine serilmiş ince bir tül gibi. Acının estetiğe dönüşmüş hali gibi... Ama bu kitap sadece Esra'nın hikâyesi değil. Yakup da bu kırık döngünün içinde… Önceleri her suçlu gibi inkara yeltenme… Ardından kabahatine günah keçisi arama… Suçluluk psikolojisinin savunma mekanizmalarını bir bir devreye soksa da, insan olma ve insan kalma adına geriye vicdan kalınca elindeki tek dayanak noktası; onun içindeki pişmanlık, insanın omuzlarına çöken ağır bir yük oluyor. Öyle bir pişmanlık ki zamanla kendini yiyip bitirmeye başlıyor, nefes aldırmıyor, aklı elden alıyor. Ve okuyucu olarak siz de onunla birlikte o vicdan muhasebesine düşüyorsunuz. Sonra Emir var... Başta sevgiyle, sorumlulukla, vefayla yaklaşsa da zamanla içinde başka bir karanlık büyüyor. Onun hikâyesi sevmenin nerede bittiği, sahip olma isteğinin ne zaman intikama dönüştüğü üzerine düşündürüyor. Karakterin geçirdiği evrim hem sarsıcı hem
1000Kitap
Geçmişin Karanlık İziGizem Canver · Xlarge Yayınları · 201717 okunma
Tanrı Sözünden Aşağı Beşer Sözünden Yukarı
10/10
·455 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Nehc'ül-Belâğa: Bir Belagat ve Hikmet Hazinesi Nehc'ül-Belâğa, İslam edebiyatının en seçkin eserlerinden biridir. Hz. Ali’nin (r.a.) hutbelerini, mektuplarını ve hikmetli sözlerini derleyen bu kitap, Arap dili ve belagatının zirve örneklerini barındırır. Şerif Razi’nin (10. yüzyıl) titiz çalışmasıyla günümüze ulaşan eser, hem içerik hem de üslup açısından eşsiz bir değere sahiptir. Edebî ve Belagî Özellikleri Etkileyici Hitabet: Hz. Ali’nin hutbeleri, güçlü bir ikna sanatı ve coşkulu bir anlatım gücü taşır. Özellikle "Kûfe Hutbesi" gibi metinlerde, derin felsefi kavramlar bile akıcı ve şiirsel bir dille ifade edilir. Veciz ve Özlü Anlatım: Kısa sözlerle derin manalar aktarılır ("İlim bir noktaydı, cahiller onu çoğalttı" gibi). Bu yönüyle Arap edebiyatında "cevâmiu’l-kelim" (az sözle çok mana ifade etme) sanatının en güzel örneklerini sunar. Edebi Sanatlar: Teşbih (benzetme), kinaye (ima), istiare (mecaz) ve cinas gibi sanatlar sıkça kullanılır. Örneğin, "Dünya, yılanın dokunuşu gibidir; yumuşak görünür ama zehri öldürür" ifadesiyle dünyanın aldatıcılığı vurgulanır. Temalar ve Felsefi Derinlik Adalet ve Yönetim: Hz. Ali’nin Malik el-Eşter’e yazdığı mektup, devlet ahlakının temel ilkelerini özetler. Tevhid ve Marifetullah: "Allah’ı zâtıyla değil, eserleriyle tanıyın" gibi sözlerle derin bir tefekkür sunar. Ahlak ve Zühd: Dünyaya bağlanmama, takva ve insanlık erdemleri sıkça işlenir. Eserin Etkileri Şiî geleneğinde kutsal metinler kadar değer görür. Sünni âlimler de belagatını övmüş, İmam Gazali gibi düşünürler ondan alıntılar yapmıştır. Tasavvuf edebiyatında (Mevlana, Niyazi Mısri gibi) Hz. Ali’nin hikmetli sözleri yankı bulur. Sonuç Nehc'ül-Belâğa, sadece dini bir metin değil, aynı zamanda edebî bir şaheserdir. Dilin sınırlarını zorlayan anlatımı, evrensel
Nehcül BelagaAbdülbaki Gölpınarlı · Der Yayınları · 1990120 okunma
6/10
·84 syf.··
2025 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 22:27
Yazarı hiç tanımıyorum, kitabı okumak istememde bir sebep değil. Aslında kitabı okumak istememin spesifik bir nedeni yok. Okurken yazarın tasavvufî yönünü iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bazen bir dize, bir şiir sizi manevî dünyada düşünmeye sevk edebiliyor. Yazarın bu anlamda o kadar büyük bir potansiyeli var ki... Bendeki o kadar çok harekete geçti ki; bazı kısımları okurken tüylerimin diken diken olduğunu hissedebildim diyebilirim. Ama bir o kadar da anlamlandıramadığım şiirler de var. Kelime ve tamlama uydurulmuş. Yazım ve imlaya asla dikkat edilmemiş. Yazarın tarzı bu sanırım. Modern edebiyat da böyle bişeyse alışacağız yavaş yavaş. Az değil okuduğum modern edebî eserler fakat hâlâ bir yabancılık hissediyorum; Orhan Veli'nin serbest nazımını bile arıyor insan. Kitabı okuyup kimi şiirlerde de anlam çıkardığını söyleyenler benle iletişime geçsin, öğrenmem lazım hemen o sanatı. O benzetmeler, benzeyen, istiare falan uzun düşünce isteyen bir iş. Belki hata bende, bir şiir bana duyguyu hemen versin istiyorumdur. Düşünmeyi düşünmüyorum şiir üstünde çoğu zaman. Ön yargılıyım sanırım
Edebiyat
Gidiyorum BuOnur Ünlü (Ah Muhsin Ünlü) · Sel Yayınları · 20116bin okunma