Cemal, İstanbul’a geldiği günlerde İttihat ve Terakki’nin İstanbul Şubesinin önde gelen isimleriyle sürrüşmüşrü. Cemal, İstanbul’daki İttihatçıları biraz korkak olmakla suçluyordu; ancak
°t١larm da istibdat rejimine rağmen zor şartlar altında mücadele
٧؛rdiklerine herhangi bir atıfta bulunmuyordu.
Bizde hayatta kalmanın birinci kuralı: evvela çatmak, sonra çalmaktır. Mutlakiyette de budur, meşrutiyette de... Çatılacak makama çatamayan, sıraya girip de çalamayan aç kalır.
"Derken kardeşim, zaptiyeye geldik. Yaver nazırın yanına girdi. Dilekçemi, zannedersem, verdi ve Sadrazam Paşa'nın emirlerini bildirdi. O dışarıya çıkarken 'Nazır Paşa sizi istiyor. Yanına giriniz' dedi. Ben de odadan içe ri girdim. Aman Allah'ım! O gün hissettiğim fenalığı hiç unutamam. Adeta titriyordum. Her şeyden vaz geçmiştim.
Hisse senetleri, elmas ... Bunların gözümde on paralık kıy meti kalmamıştı. Kendi kendime adeta kızıyordum. 'Bu zulüm ve istibdat kaynağından adalet dilenmeye geldin ha! Budala!' diyerek kendi kendimi kını yordum. Kapıdan girer girmez sanki babamın timsali gözümün önüne dikildi. Titreye titreye ilerledim. Büyücek bir masanın önünde oturan bir adam, o anda biçimini ve yüzünü hiç aklımda tutamadığım bir adam 'Sen Zülfikar Efendi merhumun kızı mısın, hanım?' diye sordu. 'Evet kızıyım' dedim.
Aramızda cereyan eden sözleri harfiyen söyleyeyim.
'Ne istiyorsun?' 'Efendim, ne isteyeceğim? Babamın malını istiyorum.' 'Nedir, neden ibarettir? Bunu biliyor musunuz?' 'Hayır, babamın öldüğü gece evimizi basmaya geldikleri zaman kasayı açtılar. İçindeki hisse senetlerini, mü cevherleri aldılar. Bunu torbalara koyarak Üzerlerini mü hürlediler. Zannedersem buraya getirdiler.'
İstibdat döneminde tahttan indirilmiş olan Sultan V. Murad'ın adını anmaya izin yoktu. Öyle ki II. Murad'ın Bursa'da 15. yüzyılda yapılmış olan camiinin restorasyonu haberini verirken gazete şöyle diyordu: 'Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin cennet-mekan babasının camisi'
İttihat ve Terakki liderlerine bizim neslimiz hem borçlu, hem de kırgındır. Borcumuz, en bayağı şekilde çürümüş hantal, çağdışı ve her türlü haysiyetten yoksun bir istibdat idaresini cesur bir hamleyle çökertmelerinden ve genç nesle bir benlik gururu, bir gelecek ümidi aşılamalarından gelir. Kırgınlığımız ise, uyandırdıkları bu ümit için, bizim neslimize verdikleri hayal kırıklığındandır.