Fevzi Paşa istifâmı okuyunca heyecanlandı ve başını sallayarak şöyle söyledi:
"Sen vatan endişesiyle şimdiye kadar olduğu gibi yine fedakârlığa katlanıyorsun. Halbuki onun (M.Kemal'i kastediyor) şahsından ve mevkiinden başka birşey düşünmediğini görüyorsun! Sana müthiş iftira atarak mahveder. Bu suretle ayrı ayrı ezileceğiz! Şu Musul işi bitsin, ben de istifâ edeceğim."
" Ama işin ... "
" İstifa ettim," dedi gözlerime bakarak.
"Hayatın ... "
"Sen neredeysen hayatım orada. Seni bu kadar çok sevmemi istemiyorsan böylesine mükemmel olmaman gerekirdi galiba."
CHP içindeki görüşler Ocak 1945’te Meclis’in önüne gelen Toprak Reformu Tasarısı çevresinde kutuplaştı. Sertlik yanlısı Kemalistler bu önlemle Türkiye’yi bağımsız bir mülk sahibi köylüler cumhuriyetine dönüştürerek, toprak sahiplerinin ve savaş zenginlerinin siyasal gücünü kırmak istiyorlardı. Haftalar süren öfkeli tartışmalardan sonra parti disiplini sağlandı ve tasarı 11 Haziran’da Meclis’ten geçti. Tasarıyı eleştirenler hükümete, biri ekonomik diğeri anayasal olan iki nedenle saldırmışlardı. Onlara göre Toprak Reformu bütün olumsuz sonuçlarıyla birlikte üretimde azalmaya yol açacaktı; anayasanın garanti altına aldığı özel mülkiyet ilkesi de ihlal edilmiş oluyordu. Önde giden ve daha sonra Demokrat Parti’yi (DP) kuran dört siyasetçi –işadamı-bankacı Celal Bayar, bürokrat Refik Koraltan, tarih profesörü Fuat Köprülü, pamuk üreticisi toprak sahibi Adnan Menderes– toprak reformu konusunda hükümete karşı açtıkları saldırıyı genişlettiler. Hükümetin ulusal egemenlik ilkesini anayasanın belirttiği şekilde tam olarak uygulamasını ve partinin demokrasi ilkelerine uygun biçimde çalışmasını istediler. Kendi partilerine yönelttikleri sürekli saldırılar üçünün partiden çıkarılmasına, Bayar’ın da 1 Aralık 1945’te istifa etmesine yol açtı. Basında Bayar ve arkadaşlarının bir muhalefet partisi kurmak üzere olduklarına dair söylentiler çıktı ve bunlar, 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’nin resmen kurulduğu ilan edildiğinde doğrulandı.
Günümüzde Anadolu Müslümanları acaba Bursa kadılarından hangilerinin ismini, hayat hikâyesini bilmektedir? Kaçının şiirlerini besteleyip okumaktadır? Yüzlerce kadının görev yaptığı Bursa şehrinde en meşhur kadı, bu görevden istifa eden Hüdâyî Efendi'dir. Eğer meslekte devam etse idi, tasavvufî eğitimini tamamlamasaydı muhtemelen şiir yazan, dinî eserler telif eden yüzlerce kadıdan herhangi biri olarak tezkireler arasında birkaç cümle ile biyografisini okuyor olurduk. Bu noktada şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Hüdâyî Efendi'nin sıradan kimlikten sanatçı kimliğe geçişinde Üftâde Hazretleri ile tanışması etkili olmuştur. Hz. Üftâde, Hüdâyî Efendi'yi bir sarraf inceliğinde işlemiş ve özünde var olan cevheri bir mücevhere dönüştürmüştür. Bu itibarla Üftâde Hazretleri, Hüdâyî Efendi'nin hayat hikâyesinde keskin bir dönüm noktasıdır ve onun özünde saklı cevheri bulup ortaya çıkaran isimdir.
Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmek ve tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.