KAHVE VE KİTAP ÜZERİNE...
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 17:09
Hwang Bo-reum tarafından yazılan Hyunam-Dong Kitabevi, toplumsal başarı baskısından yorulan insanların bir kitapçıda buluşarak hayatı yeniden anlamlandırma çabalarını, tükenmişliği ve iyileşme sürecini konu alır. ​Youngju: Kitabevinin sahibidir. Eğitim, evlilik ve kariyer anlamında toplumun "başarılı" saydığı bir hayatı varken büyük bir tükenmişlik yaşayarak her şeyi geride bırakır ve hayali olan bu sakin kitapçıyı açar. ​Minjun: Kitabevinin sessiz baristasıdır. İyi bir üniversiteden mezun olmasına rağmen iş bulma sürecinde yaşadığı hayal kırıklıklarından sonra kahve yapmayı seçerek kendi iç huzurunu arar. ​Minchul ve Annesi: Gelecek kaygısı ve okul başarısı baskısı altında ezilen bir lise öğrencisi ile onun için endişelenen annesidir. Kitabevindeki sohbetlerle hayata bakışları değişir. ​Jungseo: İş hayatından istifa eden, kitapçının sunduğu dinginlik ve örgü örme gibi basit eylemler sayesinde ruhsal dengesini yeniden bulan bir kadındır. ​Seungwoo: Başarılı bir iş kariyerine sahipken mutlu olmadığını fark edip yazarlığa yönelen ve Youngju ile yolları kesişen bir yazardır. Hwang Bo-reum’un Hyunam-Dong Kitabevi (Welcome to the Hyunam-dong Bookshop) adlı romanında, kitabevinin sahibi Yeongju (Yongju) ile yazar Seungwoo (Song) arasındaki ilişki ucu açık, aceleye getirilmemiş ve umut dolu bir şekilde sonlanır. ​Kitabın sonunda romantik gelişme: Seungwoo, Yeongju’ya karşı olan duygularını açıkça ilan eder.Ancak Yeongju geçmişteki evliliği,boşanması ve yaşadığı ağır tükenmişlik sendromu nedeniyle hemen yeni bir ilişkiye başlamaya hazır hissetmez; Seungwoo’yu incitmekten korkar. ​Seungwoo ona baskı yapmadan beklemeyi kabul eder. Yeongju, arkadaşlarıyla dertleştikten sonra içten içe Seungwoo’ya karşı boş olmadığını ve duygularının karşılıklı olduğunu fark eder. ​Roman net bir
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
Yazım değil klavyem bozuk.
Puan vermedi·%80 (402/501 syf.)··
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 08:14
Bence Zweig, "Dünün Dünyası" sancısını çektiği için, güvenli, medeni ve kendine hak gördüğü bir dünyanın yok oluşunu bizzat tecrübe ettiği için, Filistin'de nesillerdir devam eden bu yıkımı modern barbarlığın bir kanıtı sayardı. Biliyorum dan diye girdim ama bu budur. Zweig öldüğünde Filistin halkı zaten acı çekiyordu. Ancak Zweig bu acıyı örgütlü bir Yahudi devletinin zulmü olarak değil, İngiliz sömürgeciliğinin ve Nazi zulmünden kaçan çaresiz mültecilerin yarattığı trajik bir bölgesel çatışma olarak gördü, bence. Ve oraya sışınan yahudiler ile zaten orada olan azınlığın arasındaki farkı da bilirdi. Eğer 1948 sonrasını ve bugünkü iğrenç askeri işgali görebilseydi, Theodor Herzl'in o "saf rüyasının" nasıl bir kanlı pisliğe dönüştüğünü fark edip çok daha büyük bir yıkım yaşayacaktı. 1 2 yıl erken intihar edebilirdi belki. Şu adama temasını okuduğum yerde kitanı bırakabilirdim. Yine Zweig, bir mektubunda Filistin'de bir Yahudi yaşamı kurma çabalarını eleştirerek genel olarak gençlere "Filistin'e gitmek yerine diller öğrenmesini ve küresel bir serbest ruh olarak kalmasını" tavsiye etmiştir. Zweig, Yahudilerin o topraklara gidip yerleşmesini yapay ve zorlama bir milliyetçilik projesi olarak gördüğünü anlıyorum. Zweig, Siyonizm'in Filistin'de bir devlet kurma fikrine karşı çıkarken en büyük savunusu dayanağı argumanı da barış barış barıştı. O dönem Filistin'e yapılan zorunlu göçlerin, ki bana göre bu sığınmadır ve toprak satın alımlarının ki bu konu da fikrim de çoğunluğa uymuyor, yerel Arap nüfusla bir çatışma ve şiddet doğuracağını biliyordu. Doğurdu da. İntihar ettiği için birinci nakba felaketini göremedi. Ama evet felaket yaşandı. Zweig, Yahudiliğin tarih boyunca orduya, silaha ve sınırlara ihtiyaç duymadan hayatta kalmasını bir gurur kaynağı olarak görüyordu zaten
Edebiyat
Dünün DünyasıStefan Zweig · Can Yayınları · 20242,683 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·144 syf.··
2026 29. kitabı
Emine Erdem Alpyürek kitabındaki hikayeleri iki kısma ayırmış Gönül Kışı ve Gönül Yazı . Yirmi tane kısa öyküsünde ilk bölümün en dikkat çeken öyküleri Akıntı, Tünel ve Kabuk. . Zehra ısınamıyor bir türlü. Ocağın dibinde eli belinde motifiyle dokunmuş dasdarın üzerinde bağdaş kurmuş, ellerini ateşe uzatıp duruyor. Mangalın üzerinde fokurdayan taze kekik çayından bir fincan daha dolduruyor kendisine. sayfa 13 . İkinci bölümde ilk dikkatimi çeken öyküler sırasıyla Nasıl Bilirdiniz?, Yasa İçi Örgüt ve Son Bir Kahvaltı. . O güne kadar Ayla'nın kedilerine ses etmeyen Coşkun Bey, bu hücum karşısında ayaklanıp elini kolunu sallayarak yıllardır etmediği sitemi sıralayıverdi. sayfa 106 . Her öyküsünde ayrı bir tat var nerede biteceğini heyecanla bekliyorsunuz. Bittiğinde acaba devamı nasılsın olur diye kafanızın içinde kirk tilki dolaşıyor. . Adayların hepsi istifa etmiş. Hiç işinden kovulan, ya da affedilen yok. Allah için bir tanesi de patronla anlaşamadık desin - ki %90'ı kavgalı ayrılmış, sonradan öğreniyorum. Ya da biri de ücret az geldi, gözüm yükseklerde desin. sayfa 126 . Ruhumun Aynası @edebiyatistyayinevi @erdemalpyuruk #ruhumunaynasiileokuyoruz #buradaherkestanıdık
Burada Herkes TanıdıkEmine Erdem Alpyürük · Edebiyatist Yayınları · 20254 okunma
9/10
·464 syf.··
2026 69. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 13:37
Çok farklı, çok yaratıcı, çok çılgın, bir o kadar da dahiyane ve usta işi bir roman “Boş Sokaklar”. İsimsiz anlatıcımız uzun zamandır üzerinde çalıştığı ancak pek ilerleme kaydedemediği novellasına yoğunlaşmak üzere işinden istifa eden bir editör. Tam çalışmasına odaklanacağı an nihayet geldiğinde, bir akşam yürüyüşe çıkıyor ve çöplüğe dönen metruk sokakta ayağına batan üç kollu mızrak şeklinde bir obje fark ediyor. Hemen ardından aynı değişik şekli bir tasarımcının bilgisayarının ekranında görünce bu tesadüf dikkatini çekiyor ve önce bu nesnenin/şeklin sonra bununla bağlantılı olarak iki senedir kayıp bir kadının peşine düşüyor. Kahramanımız soruşturdukça yeni bir kapı açılıyor önünde; konuştuğu her insan farklı bir hikaye anlatıyor ve bir başkasına yönlendirerek başka bir dünyanın içine itiveriyor onu. Kahramanımızın adımladığı her sokak başka bir evrene açılıyor adeta. Evren diyorum çünkü hakikaten hikayelerin her biri acayip yaratıcı ve zekice tasarlanmış, detayları incelikle düşünülmüş, aynı zamanda büyük resmi de şahane tamamlayan apayrı birer kurgu. Misal biri John Fowles’un “Büyücü”sü tadında, biri Faciolince’nin “Angosta”sını anımsatıyor, bir diğeri “Sophie’nin Dünyası”nı andırıyor. Ve bunların hepsi tek bir hikayeye şahane bir şekilde cuk diye oturuyor. Ne çılgınlık, nasıl bir zihnin ürünü bu?! İlk sayfadan itibaren kitap, labirentinin içine doğru çekiyor sizi. Çok güçlü atmosferi, akıcı anlatımı ve sürekli diri tuttuğu merak duygusuyla bir yandan polisiye bir tat da vererek inanılmaz zevkle okutuyor kendini. Aynı zamanda pek çok farklı yorumlamaya açık ve son derece ufuk açıcı sorgulamalara iteliyor okuru usul usul. Hayat, zaman, sanat, nesneler, nesneler ve sanat eserleri aracılığıyla insanlar arasında zamandan ve mekandan bağımsız kurulan bağlar,
Boş SokaklarMichal Ajvaz · Eriken Yayınları · 20268 okunma
10/10
·220 syf.·
2026 24. kitabı
Herkese merhaba Trace serisinin dokuzuncu bölümüyle karşınızdayım Bu mangada Mano'nun ailesinin cinayetinin gerçekleri açığa çıkmasını okuyoruz. Bu mangaya bayıldım. Trace serisini çok severek okuyorum bilen bilir. Bu mangada cinayet işlenip otopsi yapılmıyor. Bu mangada Mano'nun ailesinin cinayetinin ve ablasıyla ilgili önemli gelişmeleri okuyoruz. Eski Amir Dan Hiroki katili birlikte cezalandırmayı önerir. Fakat Mano bir cezalandırıcı değildir. Ama Dan Hiroki psikopat birisi çıktı ortalığı ateşe çevirip kaçtı. Ben Dan'den şüpheliyim. Bi de mangada makamda güçlü kişilerin neler yapabildiği görüyoruz. Arkayı temizlemekte iyidirler. Ama hata ortaya çıkınca istifa etmeyi biliyorlar neyse detaya girmeye gerek yok söyleceklerim bu kadar. Gelişen olaylarda Dan kaçar ve Mano soruşturma sonrası işine döner. Artık işler değişeceğini okuduk. Yeni cinayet müdürü Mitaka Ayako ilk iş olarak adlı bilimler araştırma enstitüsü kurar ve Mano orada çalışmaya zorlanır. Kadın müdürün tek amacı eski Amir Dan'ı yakalamaktır. Mano'nun bir sonraki bölümlerde bir şeyler yapacağını düşünüyorum bu fikir bana ait yeni müdürle kolay kolay anlaşacağını düşümüyorum. Bu mangada romantik sahneler yer almamaktadır. Manga sürükleyiciydi.Bir oturuşta bitirdim. Size bir uyarıda bulunayım. Öncellikle bu manga gerçekten +15 bir mangaydı. Evet, çok büyük sahneler yok ama buna rağmen olan sahnelerin gerçekleri, olayları, gösterilişi tam +15’di. Sonu heyecanlı bitti. Bir sonraki sayı için heyecanlıyım. Bu seri bir önceki sayılarla bağlantılı direkt bu mangayı alıp okuyamazsınız. Polisiye, adlı tıp tarzı kitap ve dizileri seviyorsanız bu mangayı da seversiniz diye düşünüyorum.
Trace - Cilt 9Kei Koga · Athica Yayınları · 202610 okunma
Karahindiba // #kitapyorumu
10/10
·176 syf.··
2026 17. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 22:43
•Konusu • İlk 20 sayfasında yoğun duygusal betimlemeler okuduğumuz kitapta Sinan’ın sevgilisi Beste tarafından aldatılmasının ardından girdiği yoğun psikolojik bunalımın ardından karşısına çıkan iş fırsatıyla yaşadıklarını okuyoruz. Aldatılmasının ardından iş yerinden de istifa ettirilen Sinan’ın yaşadıkları hep üst üste gelir. En son bir iş ilanı ilgisini çeker. Zengin bir ailenin şoförlüğünden şirket işlerine, kişisel ihtiyaçlarından meme kanseri olan eşiyle tedavilerinde eşlik etmeye kadar yardımcı olacak, bir nevi hayatlarına ortak olacak biri arandığı ve sosyal hayatının da buna müsaade edebilecek biri olması yazıyordu. Sinan umudu olmayarak başvuru yaptı. Birkaç gün sonra Sinan’ı görüşmeye köşke çağırdılar. Sinan geldiğinde görüştüğü Kadir bey böyle birine en çok hasta olan eşi Ece için ihtiyacı olduğundan, birlikte bu süreci geçirirken yardımcı olabilecek nitelikli birini aradığını söyledi. Konuşma sonunda bu iş için Sinan’ın uygun olduğuna karar verip işe aldı. Kadir beyle görüşmeleri esnasında onlara servis yapan yardımcıları Ceylan, Sinan’ın dikkatini çekmişti. Günler ilerledikçe bu hissiyatın büyümesine şahit olacak gibiydi. Sinan köşkte çok keyifli zaman geçiriyor, her şeyin kendisine altın tepside sunulmasının şaşkınlığını ve mutluluğunu yaşıyordu. Bir yandan Ceylan’ın iç dünyasına girmeye çalışıyor, diğer yandan eşi Ece için harap haldeki patronu Kadir beye destek oluyordu. Sinan’ın köşkteki sefa dolu ve işine bağlılıkla geçen günleri Ece hanımın tedavisi için Milan’a gideceğinden iki gün önce yaşadığı olayla bozulur ve hüzün dolu günler onu karşılamaya başlar. Bununla birlikte hiç beklenmeyen olaylar Sinan’ı bulur. Sinan o olaylarla mücadeleye devam eder. Bir yandan kendi üzüntüsünü dindirmeye diğer yandan eşi için harap olmuş Kadir beye destek olmaya
KarahindibaMehmet Emin Güneş · Aya Kitap Yayınları · 20214 okunma