Puan vermedi·383 syf.··
2025 15. kitabı
John Dewey’in "Demokrasi ve Eğitim" Eseri Üzerine Bilimsel Bir İnceleme: Eğitimi Hayatın Kendisi Olarak Yeniden Düşünmek Özet Bu makale, 20. yüzyıl eğitim felsefesinin ve sosyal düşüncenin en etkili isimlerinden biri olan John Dewey'in 1916 tarihli başyapıtı "Demokrasi ve Eğitim" (Democracy and Education) üzerine analitik bir inceleme sunmaktadır. Çalışma, Dewey'in pragmatist felsefesinin eğitime nasıl yansıdığını, "deneyim" (experience) ve "büyüme" (growth) kavramlarını eğitimin merkezine nasıl yerleştirdiğini ele almaktadır. Dewey'in, eğitimi sadece gelecekteki bir yaşama hazırlık süreci olarak gören geleneksel anlayışı nasıl radikal bir biçimde reddettiği ve bunun yerine eğitimi "hayatın ta kendisi" olarak tanımladığı vurgulanmaktadır. Makale, Dewey'in okulu "minyatür bir toplum" olarak kavramsallaştırmasını ve eğitimin, demokratik bir toplumun sürdürülebilirliği için vazgeçilmez bir araç olduğu yönündeki temel tezini analiz etmektedir. Sonuç olarak, eserin yayınlanmasından bir asırdan fazla süre geçmesine rağmen, günümüz eğitim reformları ve 21. yüzyıl becerileri tartışmaları için hala temel bir referans noktası olduğu savunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: John Dewey, Demokrasi ve Eğitim, Pragmatizm, İlerlemeci Eğitim, Deneyimsel Öğrenme, Eğitim Felsefesi. 1. Giriş John Dewey'in 1916 yılında yayınladığı "Demokrasi ve Eğitim", endüstrileşme, kentleşme ve kitlesel göçlerin toplumsal yapıyı kökten dönüştürdüğü bir çağda kaleme alınmıştır. Bu eser, sadece bir eğitim teorisi kitabı değil, aynı zamanda bir sosyal felsefe ve siyaset manifestosudur. Dewey, bu çalışmasında, hızla değişen bir dünyada eğitimin rolünün ne olması gerektiğini sorgular. Geleneksel eğitimin, bilgiyi pasif bir şekilde aktaran, ezbere dayalı ve hayattan kopuk yapısını sert bir dille eleştirir. Bu
1000Kitap
Demokrasi ve EğitimJohn Dewey · Yeryüzü Yayınevi · 200434 okunma
7/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2025 21:37
geçtiğimiz mayıs’ta üsküdar kitap fuarına imza günü ve söyleşi için gitmiştim. evden çıkarken kitap almayacağım kesin kararıyla. kesin mi kararlılık mı güleyim bari kendime. sonra aras yayıncılık’ın standına bile isteye çekiliyorum. aklımda okumak istediğim kitaplar. william saroyan hiç okumamışım, hangisinden başlasam falan diye araştırmamışım da. neyse benim için hiç sorun değil zaten, severim bilmeden balıklama dalmayı güvendiğim yayın evleri ve yazarların kitaplarına. hislerime de oldukça güvenirim. o gün başka aras yayıncılık kitaplarııla birlikte saroyan’ın insanlık komedisi’yle eve dönüyorum. kitabı okumaya başlayınca antimilitarist hislerimin beni bu kitaba götürdüğünü farkediyorum. hislerim, kıymetlims. insanlık komedisi ikinci dünya savaşı döneminde ithaca california’da geçiyor. dört çocuklu bir aile, baba iki yıl önce ölmüş, büyük oğul askerde. ondört yaşındaki homer telgrafhanede çalışmaya başlıyor. haberci homer’ın askerdeki oğulların ölüm haberini taşıyan telgrafları ailelerine ulaştırma görevi onu çok sarsıyor. hikayenin en hüzünlü bölümü burası neredeyse. ithaca’daki herkes iyilik timsali, birbirlerini anlayan, gözeten, yardımlaşan insanlar. bugünden bakınca ütopik geliyor insana. fakat william saroyan’ın girişte kitabı maması takuhi saroyan’ı mutlu etmek için yazdığını okuyunca neden böyle yazdığını anladım. kitabın en etkileyici bölümü ise askerdeki ağabey marcus’un homer’a yazdığı askerliği, kahramanlığı, savaşı, yurtseverliği sorguladığı ya da düpedüz reddettiği mektup. bu mektubun kitaba sonradan neden eklendiğinin hikayesi de okuyacaklara kalsın. bir de evin en küçüğü ulysses var. ithaca’da bir ulysses. bitlis’ten amerika’ya göç etmek zorunda kalmış bir ailenin çocuğu olan saroyan’ın ithaca’sı neresi sizce? ps. william saroyan’ın
İnsanlık KomedisiWilliam Saroyan · Aras Yayıncılık · 2022168 okunma
Reklam
8/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2025 23:59
James Joyce’un Ulysses adlı eseri, modernist edebiyatın mihenk taşlarından biri olarak kabul edilir. Sadece edebi değil, dilsel, biçimsel ve yapısal olarak da devrim niteliğindedir. Aşağıda eseri tüm yönleriyle detaylı bir şekilde inceliyorum: 18 bölümden oluşur. (Homer’in Odysseia’sından esinle) KONUSU Ulysses, 16 Haziran 1904 günü Dublin’de geçen bir günlük yolculuğu anlatır. Üç ana karakterin gözünden ilerler: Leopold Bloom (Odysseus’un karşılığı) Stephen Dedalus (Telemakhos) Molly Bloom (Penelope) Bu karakterlerin Dublin'deki sıradan eylemleri (yemek yemek, dolaşmak, düşünmek, gazete okumak vb.), mitolojik bir yapı üzerine inşa edilerek sıradışı bir hale getirilir. Roman boyunca Bloom’un kenti dolaşması, aynı Odysseus’un yolculuğuna benzetilir. --- YAPISAL ANALİZ Bölüm Yapısı: Roman, Homeros’un Odysseia destanındaki bölümlere karşılık gelecek şekilde 18 parçaya ayrılmıştır. Ancak Joyce, klasik anlatı yapısını parçalayarak modernist tekniklerle yeniden kurar. Anlatım Teknikleri:
UlyssesJames Joyce · Kafka Kitap · 20191,461 okunma
7/10
·192 syf.··
2025 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2025 18:39
Yunan mitolojisinin insan kahramanı Odysseus'un Troya Savaşı'ndan sonra yaşadığı talihsizliklerin hayatındaki kadın karakterler tarafından anlatıldığı ve bu anlatımların arasına Athena'nın ilahi bakışının katıldığı bir kitaptı. Tanrılar tarafından cezalandırılmış canavarlar, kikloplar, tanrıçalar ve Poseidon'un gazabıyla 20 yıl boyunca oradan oraya sürüklenip evi İthaca'dan uzak kalan ve bu sırada geride bıraktığı eşi Penelope'yle evlenme sırasına girmiş talipleri sebebiyle krallığı talan edilmiş Odysseus bütün talihsizliklere karşı kadın karakterler tarafından hep övgüyle ve bir yücelik algısıyla anlatılıyor. Şahsen Yunan mitolojisini severim ve binlerce yıl önce anlatılmaya başlanmış kahramanlık hikayelerinin kadınları yüceltmeyeceğinin de farkındayım ama yine de kadın karakter bakışından okuyup da kendilerini ne kadar güçsüz gördüklerini, o zamanki sistemin kadınları nasıl dört duvar bir zihne hapsettiğini görmek yine de kanıma dokundu. En azından kurgu olan bir kitapta bu "yüce Odysseus, beni alsın ve bana istediğini yapsın" düşüncesini statüsü fark etmeksizin her kadının aklında okumak istemezdim. Bir yandan da yarı tanrı olmayan, dümdüz insan olan kahraman Odysseus'un tanrı sıfatıyla depremleri ve denizleri yaratan Poseidon tarafından bu denli zorbalanması da mitlere bir gerçeklik algısı katmıyor değil. Tanrı olarak bile nitelenseler, kindar tutumları insan aklından çıktıklarını gösteriyor. Kitaptaki kadın anlatıcıların "zavallı Odysseus"u, yüce tanrı Poseidon tarafından mızmız bir çocuğun oyuncağı gibi parçalanıp kenara atılıyor.
Penelope, Kirke, KalypsoMarilu Oliva · Epsilon Yayınevi · 2023118 okunma
5/10
·216 syf.··
2025 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2025 10:06
Kitabın başında da belirtildiği üzere 20.yy Amerikan edebiyatının uğursuz savaş döneminin en sevilen klasiklerinden biri olan bu kitap Amerikalı film yapım şirketinin savaş zamanı halka destek sağlamak amacıyla William Saroyan’ a ısmarlama bir eserdir. Saroyan , talep üzerine uzun bir öykü hazırlar ve bu öykü senaryolaştırılarak Hollywood çarkına dahil olur . Bir yandan da öyküsünü romanlaştıran Saroyan filmin savaş destekçisi , hükümetin propaganda aracı olarak kullanıldığını görür ancak bundan pişmanlık duyup bir şeyler yapmaya çalışsa da nihayetinde ortada Hollywood çarkında dönen bir film ve roman olarak insanlık komedisi bizlere kalır. Bu girizgahtan sonra romanın içeriğine değinmek isterim. Amerika’nın California eyaletine bağlı Ithaca'da yaşayan genç Homer ve ailesi üzerinden savaşın gölgesindeki hayatları işleyen bir eser. Abisi askerde olan ve babası hayatını kaybetmiş olan Homer, diğer kız kardeşlerinin ve annesinin geçimini sağlayabilmek için telgrafhanede çalışıyor. Savaşta ölen askerlerin ailelerine gelen ölüm haberlerini iletmek Homer’ın omuzlarında büyük yük. Çıkarları uğruna bu savaşları çıkaranların, müsebbibi oldukları ölümlerin yükünü bir an dahi üstlenmezken bu yükü küçük bir yürek tüm büyüklüğü ile taşımaya çalışıyor. Homer’ın abisinden gelen mektupta “Kendimi bir kahraman gibi hissetmiyorum.. Kimseden nefret etmiyorum. Öte yandan aşırı yurtsever de değilim. Ülkemi, insanları, şehirlerini, evimi, ailemi her zaman sevdim. Keşke asker olmasaydım. Keşke savaş olmasaydı.” sözleri yaşanan savaşı ve savaşanlar için savaşın ne olduğunu özetliyor. Herkes için çarpıcı olan ve romanın temelde savaş karşıtlığını aktardığına ilişkin paylaşılan kısım bu mektupta yazanlar ancak bu benim için farklı. Amerika'da yaşayan Ermeni bir bakkalın " "'Dünya
İnsanlık KomedisiWilliam Saroyan · Aras Yayıncılık · 2022168 okunma
ODYSSEUS OF ITHACA!
10/10
·504 syf.··
2024 35. kitabı
Dört ay kadar sonra incelemesini yapmaya geldim slmlar. Bir arkadaşımın EPIC: The Musıcal'ı onermesinden sonra Odysseus hayranlığım başladı. Bende kesinlikler onerırım harıka bır muzıkal. Wisdom Saga albümü çıktıktan iki hafta kadar sonra okumaya basladım dıye hatırlıyorum. Okuduğum ilk destan, evet önce İlyadaİlyada'yı okumam daha iyi olurdu, Ayrıntılı hatırlamasamda aklıma gelip duruyor (EPIC'in yararı buyuk). Odysseus'un eve (karısına ve oğluna) dönme çabası ve Kalipso 'emin misin? Penelope ölümlü ben ise tanrıçayım ve senide ölümsüz yaparıım' dediğinde ' biliyorum tanrıça, bir ölümlü ve tanrıçalar kadar güzel değil ama karımı özledim' demesi adam resmen tarihim ilk hanımcısı. Ha Kirke'den ve Kalipso'dan çocukları var orada aldattı mı aldattı bir şey diyemem, saf masum birisi değil. Yine de o 'ODYSSEUS OF ITHACA!'.
Mitoloji
OdysseiaHomeros · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,2bin okunma
Reklam
Reklam