Bir aşk ki bu; baştan aşağı ilahi bir itikat yolu Fecirden başlayıp ecelin karanlığında Hazinleşir sonu
İtikat edilmesi gereken husus Kur'an-ı Kerim'in kesin olduğu ve Allah Resulü'nden tevatürle bize kadar geldiğidir. Gerçekten itikada layık olan onun ispat ettiği,itikat edilmesi gereken de onun redettiğidir.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bilginin olmadığı yerde her eylemi batıl itikat yönlendirir.
Sayfa 151·Kitabı okuyor
1000Kitap
Fikret, iddia edildiği gibi, mülhit de olsa faziletli bir adam­dı. Fazilet sahibi olmak için mutlaka dindar olmak gerek­mez. Bazı dindarlar faziletli olur, bazıları olmaz. Fazileti inançta değil, amellerde aramalıyız. İtikat halis ise amelde tezahür eder.
Alıntı
Hiç şüphesiz ki, Fâtih Sultan Mehmed bizim anladığımız anlamda, oğlu II. Bayezid gibi sofu, torunu Yavuz Sultan Selim gibi katı bir hükümdar değildir. Şüphesiz itikat sahibidir; ama herhâlde davranışında ve üslubunda daha geniştir. Nitekim idaresi boyunca kozmopolit davranışlara çok meyletmiştir.
Sayfa 98
–Üstad; dâvayı tâ köklerine ve merkezî tatbikat makamı etrafındaki kollarına kadar görüyor ve memleketimizde alışılmamış çapta bir (sentez) kuruyorsunuz. Bu bakımdan, Demokrat Parti tarafından başlatılan din öğretimi ve bu sahadan yetişenlerin Diyanet İşleri çerçevesindeki rollerini de ele almak ister misiniz? – İstesem de istemesem de buna mecburum. Herhalde muradınız İmam Hatip okulları, Yüksek İslâm Enstitüleri ve İlâhiyat Fakültesi... Bunların meydana gelişleri hakkında da bir hatıramı anlatayım. Demokrat Parti iktidarının başlarında rahmetli Tevfik İleri Maarif Vekili iken, henüz başlayan dostluğumuzun samimi havası içinde kendisiyle İmam-Hatip okulları mevzuunu konuşmuştuk. Bu müessese, kendisine yeni bir yön vermeye bakan ve gûya din baskısını hafifletmeyi düşünen «Haksızlık Partisi»nin bir tasavvuru halinde plânlanmış ve kuruluşu Demokrat Parti’ye kalmıştı. Onlar da işte bu mesele üzerindeydiler; fakat içlerindeki iki zıt tepe (Adnan Menderes ve Celâl Bayar tepeleri) yüzünden ne yapacaklarını bilemez haldeydiler. Tevfik İleri’ye demiştim ki: «Böyle bir teşebbüsü gerçek bir köke bağlamak şartıyla ne kadar benimseyeceğimi takdir edersiniz! Fakat büyük bir tehlike görüyorum! Bu mekteplerin hiç kurulmamasından daha büyük ve daha feci bir tehlike!.. İster misiniz bu mekteplerde sapık bir öğretim başlatılıp da şeriat tahrife uğratılsın ve (işte İslâm budur!) gibilerden, yahudivari bir ihanetle plânı tatbik edilsin!..» Mektepler açıldı, gizli plânlar tatbik edilemedi; ve Allah ile Resûlünün yanlış ve eksik öğretildiği ve bu öğretimin birbiriyle barışmaz ve kaynaşmaz unsurlarla beslenmeye kalkışıldığı bir ocaktan bile bir nur fışkırdı ve hortum hükûmetin elinde patladı. Yani din öğrenimi ihtiyacına küçücük bir taviz vermeye razı olmuş görünenler, sonradan başlarına