Gerçek zenginliği ve gerçek fakirliği sadece dünya penceredinden bakan insanlara, İmam ahiret penceresinden baktırmış kitapta. Dünya penceresinden baktığımız zaman, zenginliğin; mal mülk evlat olarak görüyoruz fakirliği ise punlardan noksan olarak. İmam ise gerçek zenginliğin:
Kim, kendi zenginlik sebebine muhtaç olur, ona dayanır ve güvenirse ona zengin denmez. Çünkü o, vasıtalara muhtaç olan birisidir.
Bir kişi ancak, sebepleri yaratan Zât'ın rahmetine, hikmetine, tasarrufuna ve güzel tedbirine vâkıf olduktan sonra O'nunla zenginleşir ve sebeplere dayanma illetinden kurtulursa “zengin” diye vasıflanabilir. Kim, sebeplere güvenip dayanma ve Hakk'ın hükmüyle —O'na boyun eğerek— çekişme hastalığından kurtulursa, onun kalp zenginliği gerçekleşmiş olur.
Kişi, Allah'ın güzel tedbirine vâkıf olup kalbi bununla zenginleştiğinde, sadece bununla tam zengin sayılmaz. Bir de buna, Allah'ın hükmüne boyun eğerek teslim olmanın eklenmesi gerekir. Çünkü Allah'ın hükmüyle çekişip başka hükümlere başvurmak, seçme hakkını kullanmadaki düşüncesizliğe delalet eder ki bu, seçme hakkını kullanan kimsenin seçilen şeye muhtaç olduğunu gösterir. Allah'ın dilemediği bir şeye ihtiyaç hisseden kimseye, Allah'ın tedbirini gözeterek zengin olmuş denemez.
Bundan dolayı diyoruz ki; Allah'ın kulu için olan tedbiri göz önüne alınarak zengin olmak, ancak Allah'ın güzel tedbirine vâkıf olduktan sonra O'nun hükümleriyle çekişmeyip itaat etmekle olur.
Aslında dünyaya ne kadar bel bağlarsak o derecede fakirleşiyoruz. Çünkü bel bağladığımız. Gelip geçici olandır.
Zenginliği bide bu bakıştan aktarıyor:
Şeyhin zenginliği bu derecelere ayırması, zenginliğin bağlı olduğu şey açısından kaynaklanmaktadır. Şeyh şöyle diyor:
"Kalp zenginliğine gelince; kalbin sebeplere itimat etmekten kurtulması, Hakk’ın
Eser otobiyografidir. Çok sade ve akıcı bir Türkçe ile yazılmıştır. Yazar eserde anlatılan ilk dönemlerde Türkçüdür. Eserde soyadını da okuduğu bir romanın Türkçülük uğruna Kafkaslara gidip herkesi affetmesiyle bilinen Aydemir isimli bir karakterinden etkilenerek aldığını anlatır. Sonrasında geçirdiği ideolojik değişime rağmen eser içerisinde Türkçü olduğu zaman da solcu olduğu zaman da kendi iç dünyasını anlatırken objektifliğini korur, yani insan ilk başlarda yazarın sonradan solcu olabileceğine asla ihtimal vermezken sonradan da önceleri Türkçü olabileceğine ihtimal veremez. Atatürk gibi cephede bile okuyacak kadar entelektüel bir adamdır. O dönemde, eğer Rusya bu sınıf meselesine bu kadar saplanıp kalırsa ve Amerika aynı hızla yozlaşmaya devam ederse Çin asrının geleceğini söylemiş ve bence haklı da çıkmıştır.
Yazar, Rumeli kaybedilmeden uzun yıllar önce aslında çocukların oyunlarında bile Hristiyan - Müslüman Savaşı'nın, içten içe tebalar arası bir kinin olduğunu belirtir. Yani onlar için Rumeliden atılmak sürpriz olmamıştır. Ağabeyi de kendisi de asker olmuşlardır ve nispeten bilinçli ve eğitimli bir insan olduğu için bu ricatın doğasını eserden de anlaşılacağı üzere çok iyi anlamıştır. Yazar Dersim'den bahsederken oranın daima aslında bizim gibi görünüp hiç bizim olmadığını, çevre illeri baskı altında tuttuğunu ve bunların hem Osmanlıya hem Dersim'e vergi vermek zorunda olduklarını söyler. Fıratı geçip doğuya savaşa gittiklerinde buradaki tek köprü olan İliç Köprüsü'nü Kürtler kesmiş ve devletin askerini karşıya geçirmemişlerdir. Bunlar Ruslara da bize de pusu kurup yiyecek ve cephanemizi almaya çalışmışlardır. Kafkas cephesi baştan beri ricat şeklinde gelişmiş ve yazarın aktardığına göre Karadeniz'den İran'a bütünsel bir çekilme gerçekleşmiştir. Yazar Sarıkamış
Uzun zamandır okuduğum en iyi kişisel gelişim kitaplarından biriydi. Bir genç ve filozof arasında geçen bir sohbet. Kişilerarası ilişkilerin hayatımıza nasıl yön verdiğini, başkaları tarafından onaylanmasak da,hayata katkı sağladığımızın bilincin de olmamız gerektiğini, güven ve itimat kavramlarının arasındaki farkı, çok sade ve anlaşılır şekilde biz okuyuculara açıklamış . Sohbet tadında giden bu kitap da sormak istediğimiz, mantığımıza oturtamadığımız çoğu soruyu ve felsefeyi düşünceyi genç arkadaşımız bizim yerimize sormuş . Daha kaygısız daha konforlu günleri kendimiz inşa edebiliriz . Mutluluk her an olduğumuz yerde…
İhtiyacım olduğu anda okuduğum felsefe psikoloji sohbet kitabı. İtimat kelimesini burdan öğrendim ve şuan hayatımın en önemli kelimesi. Bunu algılamaya ve hayatıma uygulamaya çalışıyorum.
itimat: garantisiz güvenmek; hayatın ta kendisidir.
---spoiler---
1-kullanılan sözcükler enerji aktarımı yapar. doğruca kullanıldığında iyi şeylere yol açar ama dürüst olmayan, kişinin varlığına, fikirlerine uyuşmayan sözlerse bir günah gibidir kendine karşı işlenen.
2-hiçbir şeyi kişisel algılama. kullandığımız söz, kendi penceremizden baktığımız için, aslında başkasına karşı olsa da bizi tarif eder.
3-varsayımda bulunma, niyet okuma, itimat göster. varsayımlarımız genelde negatif ve zehirlidir. o zehir bizde bulunduğu için bize zarar verir.
4-daima yapabildiğinin en iyisini yapan hiç günah işlemez.
eski anlamaları bozup bu yeni 4 anlaşmayı yapmak gerekir. herkes kendi rüyasını yaşar ve başkasının rüyasına müdahele etmek yanlıştır.
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,3bin okunma
Bir hüznün resmi gibi,
Kalbi kapkara olan bir yüz.
Kitabı çok uzun bir süre elimde tuttum diyebilirim. İlk yarısına kadar çok fazla beni içine çekmedi ve fazlasıyla yavaş okudum hatta baştan başladım fakat son yarısında ise elimden bırakamadım ve çok beğendiğim bir kitap oldu.
Bu kitabı yeni okumaya başlayacak olanlara tek tavsiyem nasıl yaparsanız yapın ama asla kitap hakkında önceden bilgi sahibi olmayın. Öğrendiğiniz detaylar sizi tamamen kitabın etkisinden esirgeyebilir. Bunu da hiç istemem.
Edebi dil olarak da, insanı ve toplumu gözetleyen, onlar hakkında düşüncelerini gizli bir paravandan paylaşan Oscar Wilde’nin okunması gereken çok güzel kurgulanmış, estetiğin ve hedonistliğin birleşmesiyle ortaya çıkan şahane bir eseriydi.
Kesinlikte tavsiye ediyorum. Bunun yanı sıra homofobik bir şekilde ‘yazar eşcinsel ya, karakter eşcinsel ya’ diyenler olacaktır. Asla itimat etmeyin, hikayenin bütünlüğüyle bu söylenenlerin bir ortak kısmı yok. Mükemmel tasarlanmış, edebiyatı ve dönemin içinde bulunduğu durumları analiz etmiş bir kitaptı.