Bu kitabı ilk kez bir öğrencimin elinde gördüğümde kapağı hemen dikkatimi çekmişti. Son zamanlarda Kore dizilerine merak saldığım için, Kore edebiyatından ilk kez bir kitap okuyacak olmanın da ayrı bir heyecanı vardı. Başta beklentim yüksek değildi; hatta biraz “cheesy” bir romanla karşılaşacağımı düşünmüştüm. Ancak kitabı bitirdiğimde “Bunu mutlaka satın almalı ve kütüphanemde saklamalıyım.” dedim.
Okurken bana uzun zamandır hissetmediğim türden sakin ve huzurlu bir atmosfer sundu. Günlük hayatın koşturmacasından, gürültüsünden ve bitmeyen telaşından uzak; kendi hâlinde, samimi bir dünyanın içindeymişim gibi hissettim. Yazarın da son sözünde özellikle vurguladığı bu atmosferi gerçekten çok başarılı bir şekilde kurduğunu düşünüyorum.
Kitap; sessiz anların, küçük detayların ve sıradan görünen hayatların aslında ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. Karakterler arasındaki anlamlı konuşmalar, dingin bir ritimde ilerleyen hikâye ve kitabın durağan ama sıcak yapısı, bana okurken adeta nefes aldırdı. Tekrar okumak istememin nedeni de bu: O dinginliği yeniden hissetmek.
Bu roman, anı yaşamanın; sahip olduklarımızın kıymetini bilmenin ve bazen “yalnızca bu kadarının bile yeterli” olduğunu fark etmenin ne kadar değerli olduğunu hissettirdi. Kendi hayatıma dönüp baktığımda, bugüne kadar elimden geleni yaptığım her iş için kendimle gurur duymam gerektiğini de yeniden hatırlattı.
Kısacası *Hyunam-Dong Kitabevi*, sakinlikten hoşlanan, günlük hayatın karmaşasından kısa bir süreliğine uzaklaşmak isteyen ve içten hikâyelerle bağ kurmayı seven herkesin keyifle okuyacağı bir roman. Ben hem kendim için hem de sevdiklerime tavsiye etmek için kütüphanemde mutlaka yer açtım.