Bazı kitapları siz okursunuz, bazıları sizi okur. Sıfırdan Az benim için ikincisi oldu; adeta bakmak istemediğim bir aynaya dönüştü.
Olay örgüsünü uzun uzun anlatmanın bir anlamı yok. Kim kiminle birlikte oluyor, kim hangi gece kayboluyor, kim kime ne yapıyor; romanın kendisi bile bunları sağlam bir hikayenin temeline oturtmuyor. Sonu gelmeyen partiler, partilerden sonra başlayan after’lar, sabaha kadar uzayan ve hiçbir yere varmayan geceler. İnsanlar sürekli hareket ediyor ama kimse gerçekten bir yere gitmiyor. Bir evden ötekine, bir arabadan ötekine, bir bedenden ötekine geçiliyor. Bütün bu savruluşun içinde hayat ilerlemiyor; yalnızca erteleniyor. Her şey dönemin en önemli kanalı olan ve kitapta oldukça atıfta bulunulan MTV klipleri gibi akıyor. Bir şarkı, bir araba, bir otel odası, bir yüz, bir televizyon görüntüsü ve bir başka sabah.
Yüzler değişiyor. Sevgililer anlamsızlaşıyor. Mekanlar bulanıklaşıyor. Arkadaşlıklar, ilişkiler, geceler, vaatler birbirinin yerine geçebiliyor. Ama belirli bir madde hep aynı kalıyor. Her şeyin değiş tokuş edilebilir olduğu bir dünyada, en kalıcı bağın insanla uyuşturucusu arasında kurulması romanın en rahatsız edici tarafı. Her şey çözülürken o tek bağ sıkılaşıyor. Geriye kalan tek sadakat neredeyse o oluyor. O sadakatin de ismi Kokain.
Bu kitabın bakmak istemediğim bir aynaya dönüşmesinin sebebi de bu aslında.
Bir dönem birini tanımıştım. Onu değil belki ama onun etrafında oluşmuş büyük boşluğu düşündüm bu kitabı okurken. Büyük bir şehre geldikten sonra gecelerin, çevrelerin, uyuşturucunun ve hızla tüketilen yakınlıkların içinde yavaş yavaş yönünü kaybetmiş birini. Çok sayıda insanın arasında yaşayıp hiçbirinde gerçekten kalamayan, hayatı dolu görünen ama o doluluk içinde kendine ait bir yer bulamayan birini.
Onun hayatında
Tam bi inceleme olarak değil ama kitabı bitirdiğim an şunu düşündüm Yusuf’un yaptığı afedersiniz de yemek yediği kaba pislemek. Muazzez’e değer vermesini anlayabiliyorum lakin aynı evde büyüdüğü kendisine abi diyen, kendisinin de kardeşim diye gördüğü bir kıza sonrasında eş olarak bakmasını asla anlayamıyorum bu bana düpedüz bi ensest gibi geliyor. Birine kardeş demek için illa aynı anne babadan olmaya gerek yok bence. Yusuf kendisine kimsesiz kaldığı zamanda yuva olan bi ailenin kızına göz dikmiş işe yaramaz herifin teki. Tamam belki diğer adaylar da ideal değildi belki ama Yusuf kaçırmasaydı kızı Muazzez’in pek tabii çok daha iyi bi hayatı olabilirdi. Yusuf’u haklı bulmuyor kendisine abi diyen bi kızı eş olarak kabul etmesini de esefle kınıyorum. İyi geceler
İyi Geceler Bay Tom, Michelle Magorian tarafından yazılmış, II. Dünya Savaşı dönemini konu alan etkileyici bir çocuk ve gençlik romanıdır.
Eserde, savaş nedeniyle Londra'dan kırsal bir köye gönderilen Willie Beech adlı küçük bir çocuğun yaşadığı değişim anlatılmaktadır. Willie, annesinin baskısı ve sevgisiz tutumu nedeniyle korkak, içine kapanık ve özgüvensiz bir çocuk olarak karşımıza çıkar. Ancak yanında kalmaya başladığı Bay Tom'un anlayışlı ve şefkatli yaklaşımı sayesinde zamanla kendini keşfeder, korkularını aşar ve hayata daha umutla bakmayı öğrenir.
İyi Geceler Bay Tom
İyi Geceler Bay TomMichelle Magorian · Beyaz Balina Yayınları · 20181,261 okunma
Dostoyevski'nin tuhaf karakterlerinden başka birisidir bu romandaki karakter. Tamamen saf, budala, iyi bir gençtir karakter. Dostoyevski bu romanla bize bu kadar saf, temiz ve iyi olmanın trajedisini anlatır.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
En sade, en kısa ve en iyi Dostoyevski kitaplarından biriydi. Dostoyevski ile bu kitabıyla tanışmıştım. Okuduğum en iyi kitaplardan biridir. Sisli beyaz Petersburg gecelerinde yürürken köprüdeki kıza musallat olacak adamı durdurup kızla tanıştığından en sonuna dek müthiş ilerledi hikaye. Fakat sonunda hayatın gerçeği yüzüne tokat gibi çarpıyor karakterin.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,3bin okunma
Dostoyevski bu öyküde, insanın iyi niyetle yaptığı eylemlerin bile kibir ve yanlış anlama nedeniyle nasıl trajikomik bir hal alabileceğini gösterir . Kahramanın "halkın dostu" olma çabası, aslında kendi sınıfsal önyargılarından kurtulamadığı için bir alay konusuna dönüşür.
Tatsız Bir OlayFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20176,6bin okunma