Dostoyevski'nin tuhaf karakterlerinden başka birisidir bu romandaki karakter. Tamamen saf, budala, iyi bir gençtir karakter. Dostoyevski bu romanla bize bu kadar saf, temiz ve iyi olmanın trajedisini anlatır.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
En sade, en kısa ve en iyi Dostoyevski kitaplarından biriydi. Dostoyevski ile bu kitabıyla tanışmıştım. Okuduğum en iyi kitaplardan biridir. Sisli beyaz Petersburg gecelerinde yürürken köprüdeki kıza musallat olacak adamı durdurup kızla tanıştığından en sonuna dek müthiş ilerledi hikaye. Fakat sonunda hayatın gerçeği yüzüne tokat gibi çarpıyor karakterin.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,3bin okunma
Dostoyevski bu öyküde, insanın iyi niyetle yaptığı eylemlerin bile kibir ve yanlış anlama nedeniyle nasıl trajikomik bir hal alabileceğini gösterir . Kahramanın "halkın dostu" olma çabası, aslında kendi sınıfsal önyargılarından kurtulamadığı için bir alay konusuna dönüşür.
Tatsız Bir OlayFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20176,6bin okunma
Merhaba arkadaşlar. İyi geceler, iyi okumalar ve mutlu bir haftasonu dilerim. Nasılsınız? Jules Verne’nin Fatih Robur kitabıyla aynı ismi taşıyan kahramanını daha evvel ‘Dünyanın Hakimi’ kitabında da görmüştük ama asıl eser yani karakterden bahseden eser bu olduğu için ne yazık ki tam olarak fark edememişiz. Kitabı da şöyle 700-800 sayfalık Jules Verne külliyatlarından zannediyorduk ama 300 sayfaya ancak yaklaşan yine ışıklar içinde başlayan bir roman çıktı karşımıza. Ancak bu ışıkların devamında bu defa bir volkanik bağlantı, bir yanardağ veya insanların başına gelen bir felaketten ziyade kendi döneminde de üst düzey çekiciliği olan Özgürlük Anıtı, Gize Piramidi ve Eyfel Kulesinin üstünde beliren siyah bayraklar dikkatimizi ilk olarak çekiyor. Bunları yapan kişi de Robur’dur. Kitap onun özelinde olduğundan söylemekten çekinmek için de bir nedenimiz yok.
Diğer yandan Weldon Enstitüsü ise karşımıza çıkan bir kurum. Bunlar da oldukça ilginç bir bakış açısıyla yaşayan topluluk. Nasıl? Onların düşüncesine göre insanlık bir gün uçak veya helikopter gibi havadan daha ağır taşıtlar yerine onlardan yani havadan daha hafif taşıtlarla göklere egemen olacak düşüncesiyle yaşıyorlar. Gerçi Cesnalar 1955 yılında üretildi ama onlar bile bildiğim kadarıyla havadan ağırlar. Sonuçta uçak hala. Verne ve onun karakteri Robur’un da amacı zaten ağır hava taşıtlarının üstünlüğünü her alanda ve her anlamda kanıtlamak. Bu enstitü için devam ettiğimizde Robur ile birtakım durumlar yaşandığını, buranın başkanı ve sekreterinin de dahil olduğu bir kaçırma vakasını, bu kişilerle beraber dünyanın dört bir yanına gidildiğini de okuyoruz. Burada önemli olan ve ilgimizi çeken kısım ise Albatros isimli geminin (gemi diyoruz ama kendisi uçuyor) ortaya çıkması ve onunla yaşanılan maceralar. Enstitü
Fatih RoburJules Verne · Alfa Yayınları · 202080 okunma
Bu kitabı beğenmeyenlere aşırı şaşırıyorum.
Kurgu çok iyi, karakterlerde adeta hayatın kendisi ve anlatım o kadar gerçekçi ki ben Ayfer Tunç kendi hikayesini mi yazmış diye araştırdım bile.
Şehnaz, narsist bir karakter olan üniversite hocasıyla gizledikleri bir sevgililik yaşıyor. 30 sene boyunca. Burnu düşse yerden almayacak egoya sahip bu adam aynı zamanda evli. Şehnaz ise bunu ve diğer sinir bozucu herşeyi görmezden gelecek kadar bağımlı.
Şehnaz annesi ve anneannesi ile yaşıyor. Herşeyi en ince ayrıntısına kadar hatırlayan birisi olduğu için bu durumu “unutamama hastalığı” olarak benimsemiş.
Annesinin bir gece uyurgezer olduğunu fark edip, konuştuklarıyla hayatının adeta şokunu yaşıyor. Diğer uyurgezer geceler vesilesiyle olayı çözüyor.
Herşey birbiriyle bağlantılı. Neden o narsist hoca? Şehnaz neden bağımlı? Annesi neden uyurgezer? Neden Şehnaz unutamıyor? Asıl hikaye bambaşka.
Bu yaz yoluma devam edeceklerim arasında Ayfer Tunç da var.
@isbankasikulturyayinlari ndan #intibah ile geldim. Tabi ki @okumacemberiolusturalim ve Okuyan kadinlar kulubu nün #türkklasikleriserisi etkinlikleri kapsamında okudum.
Kitabımız Türk edebiyatında ilk edebi roman olarak biliniyor. Yazılırken Osmanlıca ve Türkçe'nin roman yazımına uygun, işlek ve edebi bir dil olduğunu kanıtlamak amacıyla yazılmış. Çokta iyi olmuş.
Başlangıçtaki Çamlıca tasvirinin şiirselliğine bayıldığımı söyleyerek konuya değinmek istiyorum.
Dönemin mekanları gözünüzde canlanacak kadar güzel bir anlatımın ardından başlıyor hikayemiz. Hayatının anlamı olarak gördüğü, öğretmeni, danışmanı, arkadaşı, sadık dostu olan babasını kaybettikten sonra, annesine ve ferah yaşamlarına rağmen bir gencin değişen, hatta tepe takla olan hayatını anlatıyor. Beyzademiz yalan söylemeyi dahi beceremeyen, iyi terbiyeli, saygılı, kötülük görmediği için iyiyle ayrımını yapamayan Ali Bey. Sözüm ona arkadaşlarıyla birlikte eğlenceye gidiyor, fakat eğlence anlayışları farklı tabi. Arkadaş hatırını kırmamak adına yaptığı bir hareket, atıldığı bir macera özgür iradesini alıyor elinden. Bu maceranın adı Mehpeyker.
Türlü utangaçlık, çekingenlik, geceler boyu kurulan düşlerin ertesinde nihayet tanışıyor gönlünün efendisiyle. Gelin görün ki bu afet-i devran bizim Ali Bey'in aldığı terbiyenin tam tersi hafif meşrep bir kadın. "Bir kadın erkeği vezir de edeeer, rezil de eder" sözünü tekrar tasdikledi yaşananlar. Birine körlüğünden, diğerine intikam hırsından dolayı kızdım durdum ama nafile. Kitabın ilk isminin neden Son Pişmanlık olduğu belli. Bir intikam hırsı uğruna kaç hayat heba oldu, okuyunuz efendim :/
"İnsan her adımını mezardan uzaklaştırmak için atar, yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır..."
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,2bin okunma