8/10
·144 syf.··
2026 186. kitabı
Tol #okudumbitti Murat Uyurkulak’tan okuduğum ilk kitaptı ve daha ilk sayfalardan kaleminin sıradan bir yere yaslanmadığını hissettirdi. Sert, dağınık, öfkeli, yer yer insanın boğazına düğümlenen ama aynı zamanda çok güçlü bir dili var. Sanki yazar cümleleri süslemek için değil, içindeki yükü olduğu gibi bırakmak için yazmış. Kendimi sadece bir kompartımanda değil; geçmişin, yenilgilerin, suskunlukların ve içe atılmış öfkelerin arasında buldum. Yusuf’un hayatındaki boşluklar, Şair’in anlattıkları, bir türlü kapanmayan hesaplar ve ülkenin hafızasına sinmiş acılar sayfaların arasından yavaş yavaş çıkıyor. Tol kolay bir kitap değil bence. Bazı yerlerde durup yeniden düşünmek gerekiyor. Karakterler çok temiz, çok anlaşılır ya da kolay sevilecek insanlar değil. Zaten kitabı etkileyici yapan şey de biraz bu. Herkesin bir kırığı, bir yenilgisi, bir öfkesi var. Kimse tam olarak iyileşmiş değil. Kimse tam olarak unutmuş değil. En çok da kitabın bende bıraktığı his kaldı. Hani bazı romanlar biter ama içindeki uğultu hemen susmaz ya… Tol da öyle oldu benim için. Bitirdikten sonra bile o tren, o anlatılan hikâyeler, Yusuf’un içindeki boşluk ve yazarın sert ama çok sahici dili aklımda dönüp durdu. Evet, dili yer yer keskin. Evet, karanlık bir tarafı var. Ama aynı zamanda çok edebi, çok cesur ve çok kendine ait bir roman. Sarsıcı, yoğun, okurunu biraz zorlayan ama sonunda iz bırakan kitapları seviyorsanız Tol’a mutlaka bir şans verin derim. @inkilapkitabevi #Tol #MuratUyurkulak #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
TolMurat Uyurkulak · İnkılâp Kitabevi · 20262,473 okunma
6/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:26
Ünlü Alman yönetmen, yapımcı ve yazar #WernerHerzog’un kaleme aldığı #BuzdaYürüyüş kitabı çok sıradışı bir deneyimi konu alıyor. 1974 yılının Kasım ayının sonuna doğru bir haber alıyor. Geçen yüzyılın en önemli sinema eleştirmenlerinden yakın arkadaşı Latte Eisner, Paris’te hasta yatağında ölmek üzere. Bunu duyan Herzog şöyle der: Olamaz, şimdi ölemez, Alman sineması şu an onsuz yapamaz, bu önemli kadının ölmesine izin veremeyiz. Bir karar alıyor; belki bir totem, oraya yürüyerek giderse Eisner’in ölmeyeceğine, adımlarının onu iyileştireceğine dair çılgınca bir inançla Münih’ten 23 Kasım’da sert kışta 21 gün sürecek olan o yola koyuluyor. Bir sırt çantası, bir harita ve bir çift yeni bot ile çıktığı bu yolculukta köylerden, tarlalardan, dağ yollarından, kar buz içinde geçerken karşılaştıklarını kendine has üslubu ile kağıda aktarır. Sadece çok özel olan kısımları çıkartarak bu notlarını herkesle paylaşmaya karar verir ve ortaya bu kitap çıkar. Bu kitap; dostluğa, ölüme meydan okumaya, inanca ve insan iradesine dair yazılmış bir eylem kitabı aslında. Herzog için yürümek fiziksel bir eylem olmaktan çıkmış, her adım ölümden bir saniye çalıyor. Bu yönüyle kitap aslında kaçınılmaz olan sona karşı çekilen bir rest gibi. Nitekim Lotte Eisner bu yürüyüşün ardından iyileşmiş ve yıllarca daha yaşamıştır, bu da kitaba efsanevi bir hava katar. Kitap günlük formunda. Herzog yol boyunca maruz kaldığı amansız doğa şartlarını; fırtına, çamur, kar, buz, ayaklarındaki yaraları ve sığındığı terk edilmiş ya da boş evleri, ahırları, barınakları anlatır. Ancak dışarıdaki bu kasvetli, ıssız ve donmuş coğrafya, aslında yazarın iç dünyasındaki kaygının, delilik sınırındaki yalnızlığın ve dostunu kaybetme korkusunun bir yansıması. Buzda Yürüyüş, Werner Herzog sinemasını anlamak için de bir
Buzda YürüyüşWerner Herzog · Jaguar Kitap · 2016510 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 138. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
"SONRA BİRDEN UYANDIM" "Dünya tam da bıraktığım gibi ve bunda insanı ferahlatan bir yan var sanırım, öyle değil mi? Ne kadar uzağa giderseniz gidin, geri dönebileceğiniz bu yerin, bu dayanak noktasının hep var olması gibi. Ev. Ya da ona benzer bir şey. Bilmiyorum." Dünya garip bir salgının pençesinde. Etrafta canavarlar var. Bazıları tam da yanı başımızda, belki en sevdiklerimiz. Zemin çatırdıyor, güvenilir hiçbir şey kalmamış gibi. Peki ya kendimize bile güvenemiyorsak? Yazar, bu soruyu, içimizi kemirecek kadar gerçekçi ve katmanlı bir biçimde soruyor biz okuyucularına. Gece demek karanlık demek. Karanlık demek iç hesaplaşmanın zihni basması demek. İç hesaplaşma da envaiçeşit canavarı ininden çıkarır. Bir gece vakti, bir iç hesaplaşma ve ininden çıkmış canavarlar… Ancak bu canavarlar sandığımız gibi değil. Bazıları belki tam da yanı başımızda. Belki de aynada gördüğümüz. Dünya tuhaf bir hastalığın etkisi altında. İnsanlar canavarlaşıp diğer insanları – ailelerini bile – parçalayıp yemeye başlıyor. Bu kaostan kurtulmaya çalışanlar, kaçanlar, sevdiklerinin canavarlaştığını görmemek için onları yakanlar, yok edenler, tüm bu karmaşanın içinde akıl sağlığını korumaya çalışanlar. Enfekte olanlar, iyileşenler, bağışıklığı olanlar. Spence, Ironside tesisinde kalan “iyileşmiş” hastalardan biri. Dışarıdaki kıyameti reddetmiş, vicdan azabıyla boğuşuyor. Ta ki Leila gelene kadar. Leila’nın aklına sığmayan bir planı var ve Spence’in yardımına ihtiyacı var. Ama işte asıl mesele şu: Kimin hasta, kimin sağlıklı olduğuna iktidardakiler karar verirken, neyin gerçek olduğunu nasıl bileceksin? Hastalık zaten algınıla oynuyorsa… Mira Grant’ın Parazit üçlemesinin ve Stephen Graham Jones’un gerilim dolu anlatısının izinden giden Devlin, bu kez bize “canavar salgını” üzerinden bambaşka
Edebiyat
Sonra Birden UyandımMalcolm Devlin · Magus Kitap · 20267 okunma
9/10
·128 syf.··
2026 20. kitabı
Kitap başından itibaren insanı huzursuz eden ve bir o kadar da merak ettiren bir yapıya sahip.Neyin gerçek neyin hayal olduğunu sorguluyor insan romanı okurken.Buda insanı en başından yakalıyor ve güven unsurunu sorgulatıyor.Romandaki karakterler de bir hayli ilginç.Metaforların etkili kullanıldığı güzel bir distopya örneği olmuş eser.Konusundan bahsedecek olursam; Korkunç bir salgın dünyada baş gösterir.Bir yanda canavarlar varken diğer yanda iyileşmiş hastalar ve bir otorite vardır.Kaotik bir ortamda Spencer İronside'da iyileşmiş hastalardan birisidir.Salgın genelde canavarlaşmış insanlardan ısırık yoluyla bulaşmaktadır.Spencer'in hayatı tesise yeni gelen Leila isimli kadınla tanışınca tamamen değişir.Sorgulamayı unuttuğu gerçekleri ona bir nevi hatırlatır.Leila'nın amacı tesisten kaçmaktır.Leila çok kötü şeyler yaşamıştır.Kocası ve oğlu da canavarlaşmıştır salgında.Kendi eliyle oğlunu öldürmek zorunda kalır.Kocası zaten ölmüştür.Leila ile kaçan Spencer geçmişte yaşadığı anları hatırlar.Macey ile geçirdiği günleri düşünür.Oldukça güçlü bir karakter olarak çıkar karşımıza Macey.Korkunç romanlar yazan kaçık gibi görünse de ondaki lider ruhu bir başkadır.İlerleyen zamanlarda ise Spencer ile Leila'nın yolları buruk bir şekilde ayrılır. Kitapta salgın,bir metafor olarak harika bir şekilde kullanılmış.Körü körüne bağlanılan fikirlerin insanları nasıl hastalıklı bir hale dönüştürdüğü ustaca anlatılmış.Kitaptaki atmosfer oldukça rahatsız ediciydi.Yazar bu güvensiz ortamı özellikle kurgulanmış.Kimbilir belki de asıl canavarlar en başından beri zihnimizdeydi yada asıl canavarlar bizlerdik.Peki sonra birden uyanınca neler yaşandı?Kesinlikle tavsiyemdir
Sonra Birden UyandımMalcolm Devlin · Magus Kitap · 20267 okunma
7/10
·312 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 09:56
Nermin Yıldırım kaleminden okuduğum ikinci eser Unutma Dersleri,aşk acısı çeken Feribe’nin acısını unutmak için başvurduğu bir merkezde ve o merkezin Feribe’ye uyguladığı yöntemler dikkat çeker.Okudukça Feribe ile bizde öğreniriz ki insan geçmişiyle hesaplaşırken üzerini örttüğü ve kabullenmediği bütün olumsuz davranışlar ona her zaman bir yük olarak kalmakta.Unutma Dersleri elbette bir kişisel gelişim kitabı değil ama ister istemez hayata dair çıkarımlar üretmemize yardımcı olur. Anılarımızı unutmak diye bir kavram olmadığını,kabullenişe geçtikten sonra özellikle bize acı verenleri hatırladığımız da ilk günlerdeki duyguları yaşamıyorsak iyileşmiş olacağımızı bilmemiz gerektini özetler kitap. Yazardan bir sonraki kitabım Dokunmadan olacak. Siz yazarın en çok hangi eserini beğendiniz ve tavsiye edersiniz.Kitapla ve sevgiyle kalınız.
Edebiyat
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Hep Kitap Yayınları · 20205,5bin okunma
Puan vermedi·338 syf.··
2026 2. kitabı
Dikkat, spoiler içerirBu kitap acikcasi uzun zaman sonra benim okudugum ilk roman.Kitabi bir günde okumuş biri olarak sunu soyleyebilirim ki üslubu aşırı akıcı ve sürükleyici.Acaba devaminda neler olacak diye ilerleye ilerleye kitabi bitirmisim.Acikcasi Yan Pasaj Kitabevine ait olup okudugum diger uc dort kitap bence daha guzeldi.Kitabin icindeki neredeyse hicbir kisisel gelisim anekdotu ilgimi cekmedi, kitap sanki bana bir yazarin ilk kitabi veya cok yazan bir yazarin aman bir kitap daha yazayim diye karaladigi bir icerik gibi geldi.Insanlari yargilamayi asla sevmem ama okurken Lisa insani hayrete surukluyor.Bence David gibi bir karakter yapisi da olamaz, hem Lisa icin yasadigi sehre yerlesip onla ayni kosu takimina girmeyi organize edebilecek bir adam, hem de kendisine mecbur birakmaya calismak..David karakterinin parcalari oturmadi yani.Antony' e gelince kesinlikle isyerlerinde boyle insanlarin olduguna inaniyorum.Bence en gercekci kisimlar isyerinde gecen olaylar, bir evin her sorumlulugunun kadina kalmasi ve kadinin kadina yurt olmasiydi Dipnot: Bebegini kaybedip düşük yapan kadina sanki grip olmus iyilesmis gibi rol bicilmesi narin kalbimi cit ettirdi.
Mutluluğa Giden Yol Çakıl Taşlarıyla DoludurShelley Greiver · Yan Pasaj Yayınevi · 2025145 okunma