“Siyah Lale”
8/10
·226 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:44
16. Yüzyılda Hollanda’da yaşanan Lale Çılgınlığı’na (Tulipomania) ithafen yazılmış bir eser; insanların bir lâle soğanı uğruna servetler feda ettiği bir dönem.. Hollanda tarihinin en çalkantılı yıllarında çiçek yetiştiriciliğiyle uğraşan Doktor Cornelius von Baarle’nın en büyük amacı, Haarlem Çiçekçilik Cemiyeti’nin açtığı yarışmada genetik açıdan üretimi zor olan en güzel Siyah Lâle’yi yetiştirmektir. Fakat kıskanç komşusu İsaac Boxtel’ın iftirası sonucunda işlemediği bir suçtan ötürü ömür boyu hapse mahkûm olur, idamdan kıl payı kurtulur. Ama hep umutludur, çünkü yanında getirdiği lâle soğanlarıyla ekeceği büyük hayalleri vardır. Tek güvendiği üç soğanı ve biricik Rosa’sı. Bu romanda iyilik timsali Rosa’nın karşısında kıskançlığıyla, iki yüzlülüğüyle ve aç gözlülüğüyle nam salmış Boxtel karşımıza çıkar. Kendisi de lâle yetiştiricisi ama en iyi Siyah Lâle’yi yetiştiremez, bu yüzden kin ve nefret silsilesi başlar. Cornelis’e tuzaklar kurar, onun peşinden sürgüne gider, ardında her şeyi bırakarak. Tek gayesi Siyah Lâle’yi çalıp 100 bin Florinlik büyük ödülün sahibi olmak. İstediğine kavuşur mu? Öyle bir sonu var ki hikâyenin, mucize dedikleri bu olsa gerek.. En savunmasız, en çaresiz anı da öyle güzel tasvir etmiş ki yazar, son ana kadar merakla okudum.. Geneline bakacak olursak, Lâle üzerinden de çok şey öğreniyoruz aslında; başta sabretmeyi, vazgeçmemeyi, umudu ve aşkı. Kitapta en güzel kısımlardan biri, Cornelis’in lâlelere olan sevgisi ile Rosa’ya olan aşkını karşılaştırarak sorgulaması.. Bir Lâle’nin olduğu kadar narin ve dokunaklı bir hikâyeydi. Bunu da ancak Monte Kristo Kontu’nu yazan ufku geniş Alexandre Dumas yazabilirdi. Okumanızı tavsiye edeceğim güzel bir klasik…
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
8/10
·136 syf.·
2026 85. kitabı
Panait Istrati (1886-1935), balkanların Gorki'si olarak bilinen Romen yazar. Kitaplarını Fransızca olarak yazan yazarın ilk kitabı Kira Kiralina. Osmanlı'nın son döneminde Romanyanın İbrail kentinde doğan Dragomir'in(Stavro) hikayesi anlatılıyor. Eğlence düşkünü bir anne ve şiddete meyilli bir babanın çocuğu olan Dragomir, babası ve abisi tarafından şiddete uğradıkları bir gün, annesi ve ablası Kira ile evden kaçarlar. Sonrasında anne ve ablasından ayrılmak zorunda kalan Dragomir, Osmanlı coğrafyasını dolaşmak zorunda kalır. İstanbul, İzmir, Beyrut, Şam, Diyarbakır, Ankara, Erzurum gibi yerlerde yaşar ve Barba Yani ile gezgin satıcılık yaparak salep satarak geçinirler. Gezdiği yerlerde gördüğü iyilik az, kötülük ise çoktur. İyiliğin az olmasına rağmen kötülüğe her zaman üstün geldiğine inanan Dragomir, sürekli anne ve ablasını arar ve günün birinde İbrail'e dönme hayalini kurar.
Kira KiralinaPanait Istrati · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,541 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnce Memed
Puan vermedi·639 syf.··
2026 7. kitabı
Yaşar Kemal'in İnce Memed serisi yalnızca bir eşkıyalık hikâyesi değil, Çukurova'nın insanını, kültürünü ve yaşam biçimini bütün yönleriyle anlatan büyük bir halk destanıdır. Eser boyunca insanların hainliği, açgözlülüğü, zulmü ve çaresizliği kadar merhameti, dayanışması ve umudu da güçlü bir şekilde işlenir. Serinin en dikkat çekici yönlerinden biri Çukurova'nın olağanüstü canlılıkla betimlenmesidir. Yaşar Kemal sürekli doğayı, insanları ve yaşamı anlatmasına rağmen okuru tekrar hissine düşürmez. Çukurova adeta romanın bir mekânı olmaktan çıkar, yaşayan bir karaktere dönüşür. Bu yönüyle eser yalnızca insanların değil, bir coğrafyanın da hikâyesini anlatır. Romanda iyilik ve kötülük keskin çizgilerle değil, farklı insan tipleri üzerinden gösterilir. Süleyman Ağa ve Osman Ağa gibi yiğit karakterlerin yanında Ali Safa, Abdi Ağa ve Hamza gibi zalim kişiler de yer alır. Böylece dönemin toplumsal yapısı ve insan ilişkileri bütün gerçekliğiyle ortaya konur. Yaşar Kemal, insanı yalnızca iyi ya da kötü olarak göstermemiş, onu bütün çelişkileriyle anlatmıştır. Eserde dikkat çeken bir başka unsur, insanların yaşanan olayları zamanla nasıl büyütüp efsaneleştirdiğinin gösterilmesidir. Karakterlerin hayatında hemen her olay bir türküye, ağıda ya da destana dönüşür. Abartılar, övgüler ve yermeler halkın hafızasında yeni hikâyeler yaratır. Bu durum, sözlü kültürün toplum üzerindeki etkisini ve destanların nasıl oluştuğunu anlamak açısından önemlidir. İnce Memed'i efsaneleştiren şey yalnızca onun cesareti değildir. Onu "İnce Memed" yapan, çevresindeki insanların desteği, merhameti ve dayanışmasıdır. Eserde sıkça hissedildiği gibi, tek başına taştan duvar olmaz. Memed'in yanında duran insanlar, ona yardım edenler ve onu koruyanlar bu destanın oluşmasında en az kendisi kadar etkilidir.
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,5bin okunma
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 68. kitabı
Hikaye, geleceğin distopik, gri ve yozlaşmış bir İngiltere'sinde geçer. Romanın başkahramanı ve anlatıcısı, 15 yaşındaki Alex adında bir gençtir. Alex ve Çetesi: Alex, klasik müzik (özellikle Beethoven) hayranı, entelektüel birikimi olan ama aynı zamanda saf kötülükten, "ultra-şiddet"ten beslenen bir suçludur. Yanındaki üç arkadaşıyla (Pete, Georgie ve Aptal) birlikte geceleri insanlara işkence eder, hırsızlık yapar ve tecavüz ederler. Kırılma Noktası: Arkadaşlarının ihanetine uğrayan Alex, bir cinayetin ardından yakalanır ve hapse atılır.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
Kapının Ardında Ne Var?
10/10
·239 syf.··
2026 25. kitabı
Macar yazar Magda Szabo’nun güçlü kaleminden insan ilişkilerine, kırılganlıklara, anlaşmazlıklara, zıtlıklara dair iç içe geçen bir roman. Öncelikle şunu söylemeliyim bir romanın son sayfasının ilk sayfaya tekrar sürüklemesi beni büyülüyor. Bu romanda da şükür bu edebi zevke vardırıyor okuyucuyu yazar. Altını çizdiğim çok güzel diyaloglar oldu bu romanda. Özellikle yazar olan karakterin eşi ile yaptığı diyaloglar çok hoşuma gitti. Tabii ana karakterlerden Emerenc’in bilge bir kadın oluşu, yeri geldiğinde içe dönük yeri geldiğinde yardımsever, iyilik peşinde koşması, yeri geldiğinde kimseden lafını esirgememesi onu gerçekten özgün bir karakter yapıyor. Kapının ardında gerçekten çok şey saklı, yazarın bu sırrı öğrenmeye çalışması, olayların sarmalını başlatan anahtar oluyor. Ancak ardından yazar ve Emerenc arasında yaşanacak olan büyük bir ikilemi de beraberinde getiriyor. Heyecanla okuduğum bu romanın ardından yazarın daha önce okuduğum Iza’nın Şarkısı dışındaki diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum:)
KapıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20212,586 okunma
~Bu bir denemedir~
6/10
·656 syf.··
2026 34. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 09:05
Tam 14 gün sürdü. 14. Günün sabahı son otuz sayfayı da okudum, kitabı kenara koydum. Oh be! dedim, nihayet bitti. Steinbeck dedim, sana laflar hazırladım. Sevdiğim bir okuma grubu bu ay bu kitabı okuyor. Çok övüldü, bari ben de okuyayım dedim. Havalı da bir adı var hani, şöyle Saramago romanları ile yarışır cinsten. Aldım elime kitabı, 20 sayfa falan okudum, bi durdum, az buz değil 650 sayfa, yahu dedim sen bu yolu yürüyebilecek misin? Zaten sosyal medyada gezmekten sabır mabır kalmamış, dikkat yeteneği desen hak getire. Bak sıkılırsan bırakması da zor gelir, vicdan falan, yol yakınken geri dön. Kenara bıraktım kitabı. Ertesi gün, beni hangi güç iteledi hiç bilmiyorum, başladım yeniden okumaya, başlayış o başlayış. Böyle anlatınca elimden bırakmadan bir solukta okudum sanacaksınız muhtemelen, hoş 14 gün detayını çoktan verdim yukarıda da neyse, ama öyle olmadı. Yani başka türlü bir şey oldu, anlatayım. Bu kitabı okurken edebiyata dair bazı sorgulamalara giriştim. Son zamanlarda bir soru çalınıyor kulağıma; “eski kurgu eserleri hala okumak zorunda mıyız?” Bağışlayın, biraz tuhaf bir aktarım oldu ama kast edilen şu; okullarda bize ısrarla tavsiye edilen, çoğu 19. Yüzyıla ait klasiklerin hala aynı öneme sahip olup olmadıklarına dair bir sorgulama. Bu senenin başında Balzac’ın Albay Machbet’ini okurken bir anda şu soruyu sorarken bulmuştum kendimi; “Edebiyatta bugünün insanlığına açılan onlarca pencere varken ben iki yüz sene önce Paris’de bir hukuk bürosunda neler olduğunu bilmeli miyim? Bir kaç ay öncesine daha sarıyorum filmi ve Casterbridge Başkanı’nı okuduğum güne gidiyorum. Hatırladığım tek şey her sabah bir dizinin başına oturur gibi heyecanla kitabın başına oturup karısını ve çocuğunu bir panayırda satmış olan Michael Henchard’ın maceralarını okuduğumdu ve
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma