Sekiz aydır bu genç kadınlarla bir aradaydım. Bazıları biraz acımasızdı, bazıları oldukça kibardı, bazıları ayrı telden çalıyordu, bazıları da biraz garipti. Ama onca kişinin arasında bir ben mi “nevi şahsına münhasırdım?” 
Bir üniversite diplomamız olmalı, hatta eğitimini almak için zorlandığımız bilim dalıyla ilgili bir işi asla yapmasak bile. Asla kullanmayacağımız, ama birisinin mutlaka bilmemiz gerektiğini söylediği cebir, trigonometri, Hammurabi kanunları gibi şeyleri öğrenmeliyiz. Anne ve babamızı asla üzmemeliyiz, bu bizi mutlu edecek her şeyden vazgeçmek anlamına gelse bile. Sessiz müzik çalmalıyız, sessizce konuşmalıyız, gizli gizli ağlamalıyız...
Biliyor musun, yaşamlarımız aydınlık ve karanlık diye basitçe ikiye ayrılmaz. İksinin arasında gölgeli bir ara gölge vardır. O gölgenin katmanlarının farkına varıp onları idrak etmek sağlıklı bir zekanın işidir. Ve o sağlıklı zekayı elde etmek için de zaman ve gayret gerekir.