Öğretmen olmak; Hayatlara iz bırakmak..
Puan vermedi·208 syf.··
2026 38. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:14
Öğretmenlik hayatım boyunca yüzlerce öğrencinin hayatına dokunma fırsatı buldum. Kimi zaman bir öğrencinin gözlerindeki heyecana ortak oldum, kimi zaman sessizce yardım bekleyen bakışlarında kendimi buldum. Yıllar içinde öğrendiğim en önemli şeylerden biri, öğretmenliğin yalnızca ders anlatmak olmadığıydı. Doğan Cüceloğlu’nun Öğretmen Olmak kitabını okurken de bu düşüncemin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha hissettim. Kitabın ilk sayfalarından itibaren kendimden izler buldum. Mesleğe yeni başladığım yıllar aklıma geldi. Elimde ders planları, zihnimde büyük idealler vardı. Her şeyi eksiksiz yaparsam iyi bir öğretmen olacağıma inanıyordum. Ancak zamanla fark ettim ki öğrencilerimin yıllar sonra hatırladığı şey anlattığım konular değil; onlara nasıl hissettirdiğim, onları ne kadar anladığım ve değer verdiğimdi. Cüceloğlu’nun satırları da tam olarak bu gerçeği hatırlatıyordu. Kitabı okurken yıllar önceki bir öğrencim gözümün önüne geldi. Derslerde pek konuşmayan, çoğu zaman arka sıralarda oturan bir öğrenciydi. Akademik başarısı çok yüksek değildi ama bir gün teneffüste yanıma gelip sadece kendisini dinlediğim için teşekkür etmişti. O gün bunun ne kadar önemli olduğunu tam olarak anlayamamıştım. Bugün dönüp baktığımda, öğretmenliğin bazen bir konuyu öğretmekten çok bir çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlamak olduğunu görüyorum. Doğan Cüceloğlu da kitabında bu insani bağı öylesine samimi bir şekilde anlatıyor ki, okurken kendi öğrencilerinizle yaşadığınız anılar bir bir zihninizde canlanıyor. Kitabın beni en çok etkileyen yönlerinden biri, öğretmenin önce kendisini tanıması gerektiği düşüncesiydi. Çünkü sınıfa yalnızca bilgilerimizle değil; kişiliğimizle, değerlerimizle ve hayata bakışımızla giriyoruz. Bir öğrencinin özgüven kazanmasında, hayal kurmasında ya
Öğretmen OlmakDoğan Cüceloğlu · Final Kültür Sanat Yayınları · 20138,5bin okunma
Puan vermedi·517 syf.·
2023 45. kitabı
Martin Eden, ilk başta sadece bir başarı hikâyesi gibi görünse de okudukça daha farklı konulara değindiğini fark ettim. Kitabın merkezinde, denizci olan Martin'in Ruth'a duyduğu aşk sayesinde kendini geliştirme çabası var. Martin'in sürekli okuyup öğrenmeye çalışması beni etkiledi. Açıkçası ben olsam bu kadar zorluk karşısında aynı sabrı gösterebilir miydim emin değilim. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey insanların Martin'e karşı davranışlarının zamanla değişmesiydi. Başarılı olmadan önce ona pek değer vermeyen insanların, ünlü bir yazar olduktan sonra ona ilgi göstermeye başlaması bana düşündürücü geldi. Bu kısmı okurken insanların bazen birinin nasıl biri olduğuna değil de ne kadar tanındığına ve toplumdaki yerine göre değer verdiğini düşündüm. Sınıf farklılıkları da kitapta önemli bir yer tutuyor. Martin başlarda Ruth'un yaşadığı çevreye hayranlık duyuyor ve o dünyanın bir parçası olmak istiyor. Fakat zamanla o çevrenin düşündüğü kadar kusursuz olmadığını görüyor. Bence kitabın en dikkat çekici yanlarından biri buydu. Çünkü Martin değiştikçe olaylara ve insanlara bakışı da değişiyor. Ben en çok Martin'in yaşadığı iç çatışmalardan etkilendim. Uzun süre hayalini kurduğu başarıya ulaştığında bile tam anlamıyla mutlu olamaması beni şaşırttı. Kitabın sonlarına doğru onun yaşadığı hayal kırıklığını hissedebildim. Bazı kararlarına katıldım, bazılarına ise katılmadım ama karakterin yaşadıkları bana gerçekçi geldi. Ruth karakterine ise zaman zaman sinirlendim. Martin'i sevmesine rağmen onu olduğu gibi kabul etmek yerine değiştirmeye çalıştığını düşündüm. Bu yüzden ilişkilerinde bazı sorunların çıkması bana çok şaşırtıcı gelmedi. Jack London'ın anlatımını genel olarak akıcı buldum. Bazı bölümlerde düşüncelere fazla yer verilmesi nedeniyle okuması biraz yavaş ilerledi ama bu
Roman-Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:55
Sonlara doğru ürək döyüntüsü ilə oxuduğum əsərlərdən oldu. Əlimdə olsa, bütün kitabdan qeydlər yazardım. Binyaminin sevgisi, Allahı axtarışı o qədər gözəl idi ki. Sonluq isə bir başqa iz qoydu mənim daxili dünyamda. Mənə rüxsət verilsə hətmən bu kitabı hər kəsə oxudardım.
Anam Üçünİlqar Kamil · Parlaq İmzalar · 202347 okunma
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
‘Ah seni boyun eğmez ruh. Hayatı bir arada tutan müphem sözcükler ve muğlak düşüncelerdir. Dikişleri sökülene dek her bir ifadede ısrarla kusur bulmanın manası nedir?’ . 2019’da Bin Yıllık Dua ile tanımışım Yiyun Li’yi. ‘Öykülerin her biri iz bırakan türden.’ yazmışım. Sonra Akıl Ermeyince çevrilmiş ve onu da sevmişim hatta ‘empati kurmaktan korktuğum ancak şiirsel diliyle de hayran kaldığım bir eser’ demişim. Kazkafanın Kitabı durur mu? Hemen edinip onu da içercesine okumuşum. Çünkü kayıpları okumak dokunuyor bana. Cümlelere o kayıpların kokusu sinerse daha bir sarılıyorum kitaplara. Mutluyken Başka Adlarımız Vardı tam da böyle bir eser. Yas tutma, ebeveyn olma, yaşamın devamı için ufak detaylara tutunabilme gibi konulara hüzünlü ama bir o kadar da ümitli bir yerden yaklaşıyor. Kendisi intihara teşebbüs etmiş, iki oğlunu intihardan kaybetmiş bir yazar Li. Bu acıların izlerini Çarşamba Çocuğu’nda görüyoruz örneğin. Mutluyken Başka Adlarımız Vardı’da da. Umuyorum ki yazmak iyi geliyordur Yiyun Li’ye, en az onu okumanın bana iyi geldiği kadar ~ . Nuray Önoğlu çevirisiyle~
Mutluyken Başka Adlarımız VardıYiyun Li · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20262 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Adnan İslamoğulları / Muhayyel. 1962 yılında Bursa'da doğan yazar, ilk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamlamıştır. Üniversite eğitimini yarıda bırakarak, basın ve yayın alanına yönelmiş pek çok gazete ve dergide yazarlık ve yöneticilik yapmıştır. Bir şizofren olan Ömer Kumanovalı'nın hikayesi. Yazar, ilk iki romanı Kuyu ve Külhan'da ülkücü bir gözle 12 Eylül öncesini romanlaştırmıştı. Sade dili, heyecanlı anlatımı ile okuyucuyu etkilemişti. Müntehir romanı ile psikolojiye yöneldi, intihar olayını etkileyici bir üslupla ortaya koymuştur. Bu roman ile bir şizofrenin dünyasına girerek, oynadığı kelime oyunları ile okuyucu da iz bırakmaya devam ediyor. Yazar gibi evlad-ı Fatihan olan romanın kahramanı Ömer, doğduğu andan itibaren pek çok psikolojik sıkıntılarla karşı karşıyadır. Aile içi ilişkilerin gelgitleri, sevgisizliğin insan üzerindeki etkileri, toplumda meydana gelen sosyal, kültürel değişimler, Ankara sokakları, Bursa'nın köyleri, deniz, tabii ki 12 Eylül öncesi Ülkemizde yaşanan siyasi olaylar, devletin siyasi organizasyonlara soktuğu ajan provakatörler, iyi niyetle görevini yapmaya çalışanlar, göçmen ailelerin yaşayışı, kültürü yazarın anlatılarında olmazsa olmazlarıdır. Bir şizofrenin karanlık zihnini tanımak, yazarın kelimeler ve kelimelerin anlamıyla oynayarak meydana getirdiği dünyada, beyninizi zorlayarak bir gün geçirmek için okumalısınız. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
MuhayyelAdnan İslamoğulları · Ötüken Neşriyat · 202617 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 34. kitabı
MAHALLEDE KAYBOLMA DİYE / PATRICK MODIANO Roman, merkeze aldığı anlatıcının kişisel dünyası ve içsel yıkımı üzerinden ilerler. Kaybolan eşini arayan bir adamın yaşadığı trajedi, ilk bakışta kişisel bir yas ve arayış hikayesi gibi görünse de karakterin zihinsel gelgitleri, çaresizliği ve hafızasının uçurumları insanın en ağır travmalar karşısında nasıl bir savunma mekanizması geliştirdiğini gösterir. Bu katmanda arayış, sadece fiziksel bir iz sürme eylemi değil; aynı zamanda karakterin kendi kimliğini, geçmişini ve akıl sağlığını koruma mücadelesidir. Karakterin yaşadığı yalnızlık ve içsel yabancılaşma, dış dünyadaki kaosun ruhuna doğrudan yansıması olarak somutlaşır. Bireysel arayışın hemen arkasında, bir mahallenin ve nihayetinde bir ülkenin kolektif trajedisi uzanır. Roman, faili meçhullerin, zorunlu göçlerin ve her an herkesin yok olabileceği bir korku ikliminin hüküm sürdüğü toplumsal yapıyı gözler önüne serer. İnsanların sırayla ortadan kaybolduğu bu mahalle, baskıcı rejimlerin ve bitmek bilmeyen çatışmaların yarattığı dehşet coğrafyasının çekirdek modelidir. Toplumun bu sistematik şiddete karşı geliştirdiği tepkisizlik, kanıksama ve "görmedim, duymadım, bilmiyorum" refleksi, siyasal şiddetin yol açtığı ahlaki çürümeyi ve kolektif suç ortaklığını sert bir dille eleştirir. Başkalarının acısına körleşen bir toplulukta, sıranın ne zaman kime geleceğinin belirsizliği bu katmanın ana gerilim hattını oluşturur. En derin katmanda ise eser, varlık, yokluk ve "unutuş" kavramları üzerine kurulan felsefi bir sorgulamaya dönüşür. Kaybolmak, sadece bedensel bir yok oluş değil; bir insanın hafızadan, tarihten ve zamandan silinmesi eylemidir. Yazar, unutan bir toplumun aslında hiç var olmamış gibi çoraklaşacağını savunur. Mekânların tekinsizliği, zamanın bükülmesi ve
Mahallede Kaybolma DiyePatrick Modiano · Can Yayınları · 2022583 okunma