10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 146. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 12:53
Selam kitap dostlarım Bugün sizlere Samet Karaveli'nin Adada Bir Sabah adlı hikâye kitabından bahsetmek istiyorum. Kitap, sekiz farklı hikâyeden oluşuyor ve hepsinin ortak noktası, insanı ve hayatı merkezine alması. Yazar; günlük yaşamın içinden karakterlerle bazen hüzünlü, bazen umut dolu, bazen de düşündüren olayları samimi bir dille anlatıyor. Okurken kendinizi bir adanın sakinliğinde buluyor, bir başka hikâyede yılların yükünü omuzlarında taşıyan insanların hayatlarına konuk oluyorsunuz. Kimi zaman özlem, kimi zaman mücadele, kimi zaman da hayata tutunma çabası satırlara yansıyor. Hikâyelerin en sevdiğim yanı ise abartıdan uzak, gerçek hayattan izler taşıması oldu. Yazar, insanın yaşadığı zorluklara rağmen yoluna devam edebilmesini, umut etmenin önemini ve hayatın küçük güzelliklerini fark etmeyi hatırlatıyor. Bunun yanında yalnızlık, gurbet, fedakârlık, aidiyet duygusu ve geçmişle kurduğumuz bağlar da hikâyelerin arasında kendine yer buluyor. Bazı hikâyeler yüzümde tebessüm bırakırken bazıları içimde hafif bir burukluk oluşturdu. Çünkü anlatılanlar kurgu olsa da hayatın içinden, hepimizin bir şekilde karşılaşabileceği ya da tanık olabileceği duygular taşıyor. Eğer hayatın içinden gelen, insanı yormadan okunan ama okuduktan sonra üzerinde düşündüren hikâyeleri seviyorsanız, Adada Bir Sabah güzel bir tercih olabilir.
Adada Bir SabahSamet Karaevli · Ceres Yayınları · 20262 okunma
10/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2026 145. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 12:52
Selam kitap dostlarım Bugün birbirinden farklı duygulara dokunan şiirlerle dolu bir yolculuğa çıktım. Bir kuğu ve kuğulara aşık bir yazar. Bu şiirler o kadar sıcak o kadar naif bir anlatımla yazılmıştı ki çok sevdim. Ayrıca bu şiirlerde sevgi, özlem, ayrılık, geçmişe duyulan hasret ve hayatın insana yüklediği duygular ön plana çıkıyor. Şair, denizden yıldızlara, kuğulara, incilere, yapraktan bir fincan salebe kadar günlük yaşamın içinden detayları duygularla harmanlayarak okura sunuyor. En çok hoşuma giden noktalardan biri, şiirlerin sade ve anlaşılır bir dille yazılmış olmasıydı. Bazı dizelerde geçmişin izlerini hissederken bazı dizelerde sevginin sıcaklığına, bazı dizelerde ise ayrılığın sessiz hüznüne tanıklık ediyoruz. Özellikle "İstanbul Seni Aldı Benden" ve "Deniz Kıyısı" şiirleri, özlem duygusunu etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Şiirler boyunca doğa imgeleri sıkça karşımıza çıkıyor; ay, yıldızlar, deniz ve yapraklar yalnızca birer unsur olarak değil, duyguların taşıyıcısı olarak da kullanılıyor. Bu da esere samimi ve duygusal bir atmosfer kazandırıyor. Duygulara dokunan, kısa ama anlamlı dizeler okumayı seven şiir okurlarının keyifle vakit geçirebileceği bir çalışma olmuş. Ve Bu bir son değil Kuğunun baslangicinin ilk adımı KUGUM... Bu kitap, kuğunun kaderini yaşayan, kalbini denizin incisi gibi veren herkese gelsin. Şiirle ve kitapla kalın.
Denizin İncisiSümeyye Taşer · Dls Yayınları · 20262 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yormayan bir felsefe kitabı arayanlara kesinlikle öneriyorum.
10/10
··
Beğendi
Selam kitap dostlarım, Bugün çok güzel bir kitapla geldim. Bugün sizlere okurken sık sık durup düşündüğüm, altını çizdiğim ve bazı sayfalarını kapattıktan sonra bile zihnimde taşımaya devam ettiğim bir kitapla geldim: Sessizliğin Eşiğinde. Kitaba öncelikle balkonda okumaya başladım. Bu kitap insanı kendi içine doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Sessizliğin Eşiğinde benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Yazar, hayatın en tanıdık ama en az üzerinde durduğumuz eşiklerine davet ediyor bizi. Sevmek, sahip olmak, dostluk, özgürlük, ölüm, affetmek, merhamet, umut etmek... Hepimizin hayatında yer eden ama çoğu zaman cevabını bulamadığımız soruların peşine düşüyor. Bu kitap bir öğreti kitabı değil. Size ne yapmanız gerektiğini söylemiyor. Tam aksine, sorular soruyor ve o sorularla baş başa kalmanıza izin veriyor. Belki de en kıymetli yanı bu. Sayfalar arasında dolaşırken bir yanda Platon'u, Spinoza'yı, Nietzsche'yi, Sartre'ı; diğer yanda Yunus Emre'yi, Mevlânâ'yı, Gazâlî'yi ve daha nice düşünürü aynı sohbetin içinde buluyorsunuz. Doğu ile Batı'nın, geçmiş ile bugünün, akıl ile kalbin buluştuğu bir düşünce yolculuğu çıkıyor ortaya. En çok hoşuma giden şeylerden biri de çok zor anlaşılan ve karmaşık bir kitaba benzemiyor oluşu. Aksine günlük hayatın tam içinden örneklerle, hikâyelerle ve güçlü tespitlerle desteklenmiş. Özellikle modern insanın hızla tüketen yaşamını, yalnızlığını, teknolojiyle kurduğu ilişkiyi ve durup düşünmekten nasıl kaçtığını anlatan bölümler beni oldukça etkiledi. Her bölümden sonra durup düşünmek, bazı satırları tekrar okumak istiyorsunuz. Çünkü yazar sadece bilgi aktarmıyor; insanın kendi hayatına dönüp bakmasını sağlıyor. Kitabı balkonda bitirdiğimde elimde cevaplardan çok sorular vardı. Ama garip bir şekilde içimde de bir hafiflik
Sessizliğin Eşiğinde Felsefi DenemelerSerkan Ağar · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20260 okunma
Propaganda Metni mi, Yoksa Evrensel Bir Annelik Hikayesi mi?
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:47
Uzun zamandır kitaplığımda bana bakan ama bir türlü elimi uzatmadığım, sonunda arkadaşlarımın “Hâlâ okumadın mı, mutlaka okumalısın!” ısrarlarına dayanamayıp kapağını açtığım bir klasikle burdayım: Maksim Gorki’nin "Ana"sı. Dürüst olmak gerekirse, normalde propaganda dozu yüksek, ideolojik ağırlıklı ve buram buram siyaset kokan kitaplar pek benim kalemim değildir. Bu yüzden kitaba başlarken içimde hafif bir çekince vardı. Okumaya başladıktan sonra da bu hissimde pek yanılmadığımı gördüm. 1900’lerin başındaki Rusya’nın o gergin, kaynayan siyasi atmosferi romanın her hücresine öyle bir sinmiş ki, dürüst olayım, olay örgüsü bazen kaplumbağa hızıyla ilerliyor. Karakterlerin uzun uzadıya girdiği siyasi tartışmalar, bitmek bilmeyen ideolojik diyaloglar yüzünden sayfaları yer yer biraz ağır çevirdim. Hatta bazı anlarda kendimi edebi bir romandan ziyade, bir siyasi bildiri ya da propaganda metni okuyormuş gibi hissettiğimi saklayamayacağım. Bir de üstüne karakterlerin bazen çok kusursuz, adeta pürüzsüzce idealize edilmiş olması bana biraz yapay geldi. İnsan dediğin hatasıyla, zaafıyla insandır diye düşünmeden edemedim okurken. Ama gelelim madalyonun diğer yüzüne ve beni bu kitaba bağlayan, iyi ki okumuşum dedirten kısımlara... Kitapta öyle bir karakter dönüşümü var ki, insan izlerken gerçekten hayran kalıyor. Kitabın başında karşımıza çıkan o sıradan, hayatın sillesini yemiş, her şeyden korkan ve sinmiş ev kadınının; adım adım korkularını sıyırıp atmasını, o kabuğu kırıp bilinçlenmesini ve herkesi kucaklayan güçlü bir figüre dönüşmesini izlemek bana muazzam bir umut ve ilham verdi. İşin en etkileyici tarafı ise bu kadının yaşadığı annelik hissinin sadece kendi biyolojik çocuğuyla sınırlı kalmaması. Zamanla tüm işçi sınıfını, haksızlığa uğramış, ezilmiş o gencecik
Edebiyat
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 202534,4bin okunma
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 12:12
Merhaba kitap dostlarım Bugün buraya, gece yarısı saat 03:47 'de son sayfasını kapatıp odadaki sessizlikle baş başa kaldığım, içimdeki o tekinsiz huzursuzluğu üzerimden atamadığım bir kitapla geldim. Doğrusunu söylemek gerekirse bu kitapta öyle altını çizip paylaşabileceğim pek alıntı bulamadım. Ruth Ware ’in Mükemmel Çift’i. Eğer bu kitaba sadece bir cinayet çözme hevesiyle başlarsanız yanılırsınız. Evet, ters köşeleri var, temposu sizi durdurmuyor ama Mükemmel Çift’in asıl başarısı güvensizlik duygusunu okurun içine bir virüs gibi yayması Kitap bittiğinde arkama yaslanıp şunu düşündüm, İnsan en çok kendinden korkmalı. Çünkü o ölümcül oyunun içine düştüğümüzde, hayatta kalmak ya da ihanet etmek arasında kalırsak hangimizi seçeceğimiz tam bir muamma İnsan ilişkilerinin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu, hayatta kalma dürtüsü devreye girdiğinde en kutsal bağların bile nasıl birer birer çatırdadığını izlemek dehşet vericiydi Okurken kendimi sürekli bir paranoyanın içinde buldum Tam Tamam, bu kesin masum dediğim karakterin arkasından öyle bir pislik çıktı ki, bir noktadan sonra kitaptaki hiç kimseye, hatta anlatıcının kendisine bile güvenemez oldum. Ruth Ware okuru manipüle etme konusunda gerçekten bir usta kaleminize sağlık Gizem ve gerilim türünün hakkını sonuna kadar veriyor, şiddetle tavsiyemdir keyifli okumalar ​"Bazen hayatta kalmanın tek yolu, en çok güvendiğin insanın elini ilk bırakan olmaktır." Ruth Ware Mükemmel Çift
Duygu ve Düşünce
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202659 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 7. kitabı
Kitapta okuyucuya şu sorular üzerinde düşünmesi için rehberlik edilir: * Hayat amacım nedir? * Gelecekte nasıl bir insan olmak istiyorum? * Değerlerim nelerdir? * Hedeflerime ulaşmak için neler yapabilirim? Yazar, gerçek yaşamdan örnekler, hikâyeler ve düşündürücü olaylar aracılığıyla kişinin kendini tanımasının önemini vurgular. Kitabın adındaki “kelebek”, insanın hayatının ve mutluluğunun kendi ellerinde olduğunu simgeler. Başarıya ulaşmak için sorumluluk almak, olumlu düşünmek, hedef belirlemek ve pes etmemek gerektiği anlatılır.
Avcunuzdaki KelebekAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 202212,9bin okunma