Eğer kendinde güç görmüyorsan, güçlü duyguların, büyük zevklerin olmadığı, ama büyük ıstırapların da olmadığı iç karartıcı, tekdüze bir yaşamı sürdürmeye yeterli gücün varsa sadece, eh, o zaman, basit bir eşitlikçi dürüstlük ilkesiyle yetin. Kısacası, güçlerin vasat olduğuna göre, olası en büyük mutluluk toplamını bu eşitlikçi ilkelerde bulacaksın.
Ama eğer kendinde gençliğin gücünü hissediyorsan, yaşamak istiyorsan, bütün, dolu, taşkın bir yaşamdan zevk almak istiyorsan -yani, canlı bir varlığın arzulayabileceği en büyük zevki tanımak istiyorsan- yapacağın her şeyde güçlü ol, büyük ol, enerjik ol.
Çevrene yaşam saç. Aldatmanın, yalan söylemenin, dolap çevirmenin, kurnazlık etmenin seni küçülteceğini, alçaltacağını, seni daha baştan güçsüz göstereceğini, kendi efendisinden aşağı hisseden harem kölesine benzeteceğini bilmelisin. Sana zevk verecekse böyle davran, ama o zaman, peşinen bil ki insanlık seni önemsiz, aşağılık, güçsüz kabul edecek ve buna göre davranacaktır. Senin gücünü görmeyerek, sana merhamete -yalnızca merhamete- lâyık bir varlıkmışsın gibi davranacaktır. Kendi eylem gücünü kendin böyle kötürümleştirirsen, öfkeni insanlıktan alma.
Tersine, güçlü ol. Ve bir kez büyük bir haksızlık -yaşamda büyük bir haksızlık- ya da bilimde bir yalan, ya da başkasının dayattığı bir ıstırap görür ve algılarsan, bu büyük haksızlığa, yalana ve adaletsizliğe isyan et. Mücadele et! Mücadele ne kadar canlı olursa, yaşam da o kadar yoğun olacaktır. O zaman yaşamış olursun ve bu yaşamın birkaç saatini, çürümüş bataklıktaki ot gibi yaşamın yıllarına feda etmezsin.
Herkese, bu yaşamın zenginliğini ve taşkınlığını yaşama olanağı sağlamak için mücadele et ve bu mücadelede, başka hiçbir şeyde benzerini bulamayacağın denli büyük sevinçler tadacağına emin ol.
Ahlâk biliminin sana