Eğer makineler bir gün tüm mevcut ürün ve hizmetleri minimum maliyetle üretebilirlerse , o zaman herkesin daha iyi yaşaması için yeterince zenginlik olacaktır.
-Varım! O hal’de düşünüyorum…-
Felsefe temeli olanlar için — özellikle Heidegger’e aşina olanlar adına — bir oturuşta okunabilecek, kısa ama son derece etkileyici bir eser. Heidegger bu eserde, hiçlik kavramı üzerinden varlığı temellendirirken, kendi felsefesinin pek çok temel kodunu da satır aralarına ustalıkla yerleştirir.
Bu incelemede, eseri içerik analizi üzerinden ele almak istiyorum.
Heidegger’e göre hiçlik, var olanları geri çekilmeye zorlayan bir açılıştır. Tam da bu geri çekilme sayesinde, var olanları ilk kez gerçekten “var olan” olarak fark ederiz. Bu nedenle hiçlik, metafiziğin sınırı değil; bilakis onun başlangıç noktasıdır. Oysa geleneksel Metafizik, hiçliği dışladığı için varlığı düşünemez hâle gelmiştir.
Yani: Hiçlik varlığı yok etmez; onu görünür kılar.
Heidegger’de hiçlik, basit bir yokluk değildir. Kaygı (Angst) deneyiminde var olanların anlam ufkundan geri çekilmesiyle açılan ve varlığı açığa çıkaran ontolojik bir ufuktur.
Kaygı yaşadığımızda nesneler hâlâ oradadır; fakat artık “işe yarar”, “önemli” ya da “tanıdık” değildirler. Dünya sessizleşir, anlamsızlaşır, tutunaksız bir hâl alır.
İşte tam bu anda hiçlik hiçler — yani var olanları anlamlarından soyar.
Çünkü Heidegger’e göre biz çoğu zaman varlığı değil, yalnızca var olanları görürüz. Varlık, gündelik ilişkiler içinde arka plana düşer. Ancak var olanlar geri çekildiğinde, varlığın kendisi görünür hâle gelir.
Dolayısıyla:
Das Nichts nichtet!
Hiçlik hiçler — varlık açığa çıkar.
Felsefeyle kalın…
Martin HeideggerMetafizik Nedir?
“Çatıda” (Gestell) aşikarlık olup biter; çağcıl teknik de bu aşikarlığa uygun olarak, yaptığı iş aracılığıyla gerçeği hazır-oluş biçiminde açığa çıkartır.