Bir anne ve baba. Sonra muhtemelen baba gidiyor anne yalnız kalıyor. Güney Dakota ve manastır günleri başlıyor. En ufak bir hareketi bile cezalandırılırken ilk tacizler de burada yaşanıyor. Sonra güvenebileceğini sandığı bir el uzanıyor ona, kabus devam ediyor oysaki Güneybatı ve motel odaları. Kimsesiz yollar ve bitmeyen otomobil yolculukları. Hep savunmasız hep korkak. Hastalıklar da ilk burda kendini gösteriyor. Devamında Montana ve erkekler yurdu. Acı o büyüdükçe onunla beraber büyüyor sanki . Karşı gelmeler ona daha büyük yaralar ve acılarla geri dönüyor. Ondan önce de Philadelphia ve ülkenin bir ucundan diğerine yapılan yolculuklar. Hayatına yön veren engelli olmasına neden olan o büyük olay. İlk defa gerçekten ona sahip çıkan bir el ve lise sonra üniversite. Hukuk fakültesi. Son durak ise Newyork. Kitabın ana karakteri Jude’un hayatına dair kısa bir notdu benimki. Yaşadığı ruhsal ve fiziksel acıları onun ve en yakınları olan Willem ile Harold’un dilinden sayfalarda bolca anlatmış bize yazar. Hikayede geçen dört isim Willem oyuncu, Jude avukat, JB ressam, Malcolm mimar. Bu dört genç adamın yolu üniversitede kesişiyor ve bir daha hiç ayrılmıyor. Dostlukları zamanla büyüdüğü gibi bağları da hep daha da kuvvetleniyor. Karanlığın hiç dağılmadığı oldukça ağır bir hikaye.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Sana resimleri imha et diyen yok JB" dedi; JB'nin saçma mantığından ve küfürden farksız umursamazlığından öyle başı dönmüştü ki haykırmak istiyordu. "Benden özür dilemeni istiyorum sadece." Ama JB özür dileyemedi, dilemedi, sonunda o da kalktı gitti ve JB de arkasından koşmadı. Değersiz Bir Hayat
Jb.
“Asansörler gibi umutların da yükselecekleri bir boşluk olması gerekir. Bu boşluklardan birine düşmek zor bir şey değildir. Bu da unutulmak demektir. Konuşmak ise unutulmaya karşı bir davranıştır. Kimse başka biriyle konuşurken düşmez; kelimeler boşluğa karşı tutunurlar ve konuşan kişiyi ayakta tutarlar. Düşüşler ancak konuşmaların yokluğunda ortaya çıkar.”
Alıntı
Hüzünlü kitap arayanlara..
Hüznün Fiziği Bulgar yazar Georgi Gospodinov’un dönemden döneme, hikâyeden hikâyeye atlayarak ince ince kurduğu bir labirent-roman Hüznün Fiziği. Romanın anlatıcısı, başkalarının zihinlerine nüfuz edip onların yaşadıklarını yaşayabilen, hayat denen labirentte kaybolmuş, kendini kaybedip başkalarında bulmuş bir adam. Gospodinov, iç içe geçmiş hikayeler koridorlarında dolaştırıyor okuru. Bilmemek Prag’ın işgaliyle Paris’e göçen Irena, Soğuk Savaş’ın bitimiyle ülkesini ziyaret etmeye başlıyor ve bu yolcuklarından birinde eski bir göçmen olan Josef’le karşılaşıyor. Milan Kundera’nın en önemli yapıtlarından sayılan Bilmemek, hatırlama, yalnızlık, yabancılaşma, yurtsuzluk, bellek ve unutuş üzerine bir roman. Yabancı İşitme engelli olup işaret dilini kullanmayı reddeden bir anne-babanın çocuğu olarak doğan ve hem İtalyanca hem de İngilizceyi kendilerine özgü şekillerde eğip bükerek konuşan göçmen bir ailede büyüyen Claudia Durastanti; Yabancı’da kimliklerimizi kurarken temel aldığımız anlatıları, belleğin bu anlatılardaki rolünü, gerçek ile kurgunun geçişkenliğini, deneysel bir formla işleyerek, anı ve roman türlerinin kesişiminde yenilikçi bir aile hikâyesi sunuyor. Animal Triste Hafızanın kişiliğimiz üzerinde oynadığı roller... Geçmişi yeni baştan yazarak kendimizi şekillendirdiğimiz güç... Tutkulu ve hayvansı yanımız... Kendimizi aşkın kollarına bırakarak sosyal rollere ve hayatta kalma içgüdümüze başkaldırmak... Akıllılık ile delilik arasında gidip gelmek... Arka planda Berlin Duvarı’nın yıkılmasından önce ve sonraki atmosfer... Bütün bunlara dair bir roman Animal Triste. Sessizlik Tarihinden Günler Norveç’in sakin bir bölgesinde, huzurla emeklilik günlerini geçirmeyi planlayan bir çiftin hayatları tuhaf bir olayla sarsılıyor. Acı dolu geçmiş geri dönüyor. İkinci Dünya Savaşı’nda yaşanan
Edebiyat
Dilekê min hebû Ew jî te dizî Aqile kêm hebû Ew jî bi tere çû Hesret pir zore Çare jêb nîne Derdekê giran Derman jêre nîne 🩷🎶 youtu.be/kcVHeMJmXVU?si=...