Kötülük doğuştan mı gelir, yoksa insan mı yaratır?
9/10
·552 syf.··
2025 61. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2025 08:32
J. D. Barker'ın 6. Yaramaz Çocuk romanı, hem polisiye hem psikolojik gerilim sevenler için oldukça sürükleyici ve karanlık bir eser. Barker'ın “4MYMN" serisinin üçüncü ve son kitabıdır. Serinin önceki kitapları 4. Maymun ve 5. Cinayet ile bağlantılıdır ve olaylar tam bıraktığı yerden devam eder. Seri boyunca Chicago'yu sarsan bir seri katil – 4MYMN – avı sürmektedir. Üçüncü kitapta ise her şey daha da kişiselleşir: dedektif Sam Porter, 4MYMN soruşturmasında yalnızca avcı değil, aynı zamanda potansiyel bir şüpheli konumuna düşer. Önceki kitaplardan aşina olduğumuz Jigsaw benzeri tuzaklar, karmaşık akıl oyunları, günlük notları, çocukluk travmaları ve sürekli değişen anlatıcılar bu kitapta da devam eder. Ancak bu kez, gerçek ile yalan arasındaki çizgi daha da silikleşir. Barker, seri katilin psikolojisini kökenine inerek irdeler. Kötülüğün doğuştan mı, yoksa yetiştirilme biçiminden mi kaynaklandığı sorusunu yeniden masaya yatırır. Kitap boyunca okuyucu neyin gerçek, neyin yalan olduğundan sürekli şüphe eder. Bu polisiye serisi, seri katil psikolojisiyle ilgilenenlere, Jigsaw, Seven, Mindhunter tadında karanlık hikâyeleri sevenlere kesinlikle hitap ediyor. Ve unutmamak gerekiyor "bazen en tehlikeli canavar, içimizdeki çocuğun ta kendisidir.." 4MYMN serisiyle vedalaşmak zor. Sevgiyle ve kitapla kalın..
Polisiye
6. Yaramaz ÇocukJ. D. Barker · Nemesis Kitap · 2021283 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2024 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2024 00:00
‘Dünyayı emek verdiğimiz çocuklar güzelleştirecek.’ Müjdat Ataman’ın yöneticilik ve öğretmenlik yıllarında heybesinde biriktirdiği anekdotlar, doğru bilinen yanlışlar, nasıl daha iyiye ve daha güzele hizmet edilir, ayakların geri geri gittiği eski öğretme metodlarından öğrenci temelli ders işleme modülüne nasıl geçilir gibi pek çok konuda bakış açısı sunan, vizyon katan, mesleki heyecan ve tatmini enjekte eden bir başyapıt! Flipped classroom, jigsaw ve bell work gibi pek çok interaktif ve yenilikçi teknikleri tanıttığı ve/veya hatırlattığı için yeni döneme başlarken bu kitabı okumuş olmaktan gurur ve mutluluk duyuyorum. ‘Yeşili azaltıp griye yatırım yaptıkça çocukluktan çalıyoruz’ cümlesiyle toplumsal bir gerçeğe ayna tutarken; ‘ Helikopter ebeveynler çocukları adına her işi yapmaya hazır, herkes kendi çocuğu terlemesi diye hamama giriyor. Bu yapı ve anlayışın sonucu da öğrencilerin artık sadece dışsal motivasyonla çalışıyor olması. Öğrenme sorumluluğunu öğrencilerden alalı ailelere ve öğretmenlere vereli çok oldu.’ cümleleriyle de ebeveynlik, okul aile öğrenci iş birliği gibi değerli kavramları sorgulatıyor Müjdat Ataman. ‘Ne yazık ki aynayı karşı tarafa tutmak hepimizin içine düştüğü bir yanılgı, oysa aynayı kendimize tuttuğumuzda gelişim için ilk adımı atmış olacağız.’ Gelişim için adım atmaya gönüllü tüm öğretmenlere selam olsun
Açılın Ben ÖğretmenimMüjdat Ataman · Elma Yayınevi · 20191,939 okunma
Reklam
Puan vermedi·296 syf.·
2020 24. kitabı
Bir ilkogretim matematik öğretmeni olarak yorumluyorum. Kitap daha cok sinif öğretmenlerine yönelik, yine de öğrendigim seyler oldu tabii ki. Daha cok öğretim yöntem-teknikleri ders kitabi niteliğinde. Yazarin özel okullarda calistigi, uygulayabildigi tekniklerden belli zaten :) Özellikle merak ettiğim ve araştiracagim bazi ogretim teknikleri katti bana; "flipped clasroom", "jigsaw" ve "forum tiyatro". "Forum tiyatro" ayrica ilgimi cekti çünkü, sosyal sorunlarda çoookça etkili olabilir. Bazi yöntemler aşırı zorlama gelmiş olsa da bana kattıkları yeterli diye düşünüyorum. Meslektaşlarima, özellikle sınıf ögretmenlerine ve sözel grup ögretmenlerine öneririm.
Açılın Ben ÖğretmenimMüjdat Ataman · Elma Yayınevi · 20191,939 okunma
I Want to Play a Game
9/10
·479 syf.··
2020 1. kitabı
“Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri bu dünya hayatı sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir.”(Ankebut,64) Milletimizin ruhsal durumu ile ülkemizin ekonomik seviyesi aynı kategoride:”Gelişmekte olan”(yani henüz gelişmemiş). Adını koyamadığımız psikolojik problemlerimiz var. Hadi adını koyalım, ruh hastasıyız. Bir psikiyatristin koltuğuna uzanmalı ve dertlerimizi anlatmalıyız. Değerli uzmanımız insin baksın bir çocukluğumuza, ne var ne yok. Evet evet... Bu memleketin çocukluğuna inmek lazım. Bize ne yaptılar da böyle olduk. Şefkatle okşanmaya muhtaç ruhumuz hangi hoyratlıkların mağduru oldu. Mesela neşeyle koşturan bir çocuğun kaba etlerine çimdik mi atıldı? Şu zeki afacan, eğitimin ‘eğ-‘ kökünden geldiğine inanan bir sistem eliyle mi heder edildi? Tanısalar çok sevecekleri şu kızı da gecekonduda oturuyor diye mi sevmediler? Ne olmuş, ne bitmiş, hepsini anlatsa bize uzmanımız. (Rehber öğretmen bir arkadaşım şöyle demişti: “ yetişkinler çocukları o kadar hırpalıyor ki benimle temas ettiklerinde verdikleri ilk tepki şaşırmak oluyor. Çünkü ben onları azarlamıyor, dinliyorum. Onlarla sohbet ediyorum.” Bunu ilk duyduğumda gerçekten üzülmüştüm. Dinlendiği zaman şaşıran bir çocukluk üzücüdür çünkü.) Oğuz Atay Günlük’te “Bana öyle geliyor ki biz çocuk kalmış bir milletiz ve olayları ve dünyayı mucizelere, mythlere bağlı şekilde yorumluyoruz, en ciddi bir biçimde.” diyor. Oğuz Atay kitaplarında bize, çocuk kalmışlığımızı anlattı. Hatta denebilir ki terminolojimize kazandırdığı ‘tutunamayan’ı ondan daha iyi anlatabilen çıkmadı. Bu kitabında da yine enfes bir şekilde anlattığı bir tutunamayanla karşı karşıyayız: Hikmet Benol. Hikmet gerçek hayatla mücadelede zorlandığı için yazarlığını yaptığı oyunlara bırakıyor kendini ve biz kitabı okurken
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma