filozoflardan ve düşüncelerden söz ederken hep erkekleri kastettim aslında. çünkü felsefe tarihi de erkeklerin damgasını taşıyor. bunun nedeni de, kadının hem kadın hem de düşünen bir varlık olarak insanlık tarihi boyunca hep ezilmiş, baskı altında tutulmuş olması. kötü bir şey bu, çünkü bir çok önemli deneyimin yitip gitmesine neden oluyor.
yaradan, kadın yüzü çizmiş sana eliyle,
istek dolu sevgimin efendisi dilberi;
ince kadın yüreğin öğrenmemiştir hile,
bilmez kadınlardaki kancık döneklikleri;
gözlerin daha parlak, kahpelikten yoksundur,
neye bakarsa baksın altın yaldız kaplatır;
erkeklerin en hoşu, en hoş şeyler onundur,
erkekleri büyüler, kadınları çıldırtır.
seni yaratmış olsa kadın olarak önce
yaradan bile çılgın bir sevgi duyacaktı,
ama bir hiç uğruna bir fazlalık verince
varlığına doymaktan beni yoksun bıraktı.
erkeklikle yaratmış kadınlar için seni,
sen sevgimi al, onlar sömürsün hazineni.
20
tamamıyla ciddi olarak söyleyeyim ki, böcek olmayı çoğu zaman arzuladım. yazık ki buna bile layık olamadım. baylar, yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık.