Puan vermedi·540 syf.··
2026 6. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 14:24
Ekonomik kriz ve borçlandırılıp toprakları ellerinden alınmış bir sürü aile... Joad ailesinin hikayesi anlatılmaktadır: Joad ailesi iş bulup daha iyi bir yaşam sürmek için göç etmek zorunda kalır ve yolları aynı kaderi paylaşan insanlarla kesişir. Yolculuk boyunca aile birçok zorlukla karşılaşır. Evinden ve topraklarından ayrılmaya dayanamayan büyükbaba daha yolun başında ölür. Akabinde aile peş peşe kayıplar vermeye başlar. Eserde baştan sona hissettirilen, dile gelen ve en çok kullanılan kelimelerden biri 'yorgunum'dur. "Uykuyla dinlenemeyecek kadar yorgunum artık." İnsan bazen düşünmekten, bazen çaresizlikten, bazen emeklerinin boşa gittiğini görüp umutlarının yok olmasından yorulur... Bütün zorlukları kendisi de yaşamasına rağmen eserde en güçlü olan anne karakteridir. Hep mücadele eden, yaşanılan her zorlukta çözüm bulan, tüm aileye yol gösterip aileyi ayakta tutandır. Son sayfasına kadar akıcı bir şekilde devam edip okuyucuyu olaylara şahit gibi hissettiren muhteşem bir eser: Gazap üzümleri
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202145,8bin okunma
Bize Çıkan Yollar
5/10
·304 syf.··
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 00:00
İlk defa iki yazarın birlikte kaleme aldığı bir roman okudum. Kitap, bir bölüm bir yazarın penceresinden Lily’ye aitken bir bölüm diğer yazarın penceresinden Dash’e ait şekilde ilerliyor. Lily, abisinin ortaya attığı defter fikri ile ipuçları yazdığı kırmızı defterini Strand Yayınevinde bir rafa koyar. Defteri bulan Dash de ipuçlarına karşılık vererek kırmızı defter üzerinden iletişim kurmaya karar verir. Karşılıklı olarak bu şekilde iletişim devam eder. Sonu zaten tahmin edilebilir. İki ağır dile sahip roman arasında belki çıtır çerez diyerek okunabilir. Şahsen eğer ortaokul, lise çağında olsaydım beğenebilirdim ancak belli bir yaşa gelmiş okuyucu açısından kitap basit kalacaktır.
Bize Çıkan YollarDavid Levithan · Pegasus Yayınları · 2017159 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Jane Eyre / Sosyal Sınıf, Cinsiyet Hk. İnceleme
Puan vermedi·626 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 00:33
Jane Eyre, 19.yüzyıl Kraliçe Victoria Döneminde yazılmış otobiyografik bir roman. (Jane Eyre: an autobiography) Charlotte Bronte üç kız kardeşin (anne ve Emily) en öne çıkanı. Bu romanı dönemin kadın yazarlarının neredeyse hepsinin yaptığı gibi pseudonym (lakap) / Currer Bell adıyla yayınlıyor. 1847’de ilk yayınlandığında büyük ilgi görüyor, yazarı romantik yazarların en büyüklerinin basamağına taşıyor ve şimdi de bir İngiliz klasiği olarak sayılıyor. Ben okumaya çok geç kalmış olduğumu fark ettim, keşke Jane ile önceden tanışabilseydim. Öksüz ve yetim 10 yaşında bir kız karşılıyor bizi romanı okumaya başlayınca. Amcasının yengesine emanet ettiği, onun ruhunu karartan Reedlerin Gateshead Konağı’nda başlıyor kendinden bahsetmeye. Sonra her Bildungsroman gibi kahramanımızın başlangıç noktasından farklı yerlere yolculuğuyla kendi yaşamının basamaklarını birer birer tırmandığını görüyoruz. Başta Jane biraz sabırsız, oldukça dobra - damarına basılırsa ve çok da güzel bir kız değilmiş gibi tanıtılıyor bize. Zamanla onun değişimini okuyoruz romanda. Okula gidiyor, Fransızca öğreniyor; zor hava koşullarına, okulun kötü yemeklerine, hayata katlanıyor; gün geldiğinde bir mürebbiye oluyor - tıpkı Bronte kardeşler gibi - ve yeni bir yaşama başlıyor. Aşık oluyor, seviyor, kendini kontrol edebiliyor. Sanırım bu yanı benim en çok hoşuma giden yanı Jane’nin: ne kadar sevse de, ne kadar özlese de kendini dizginleyebiliyor, zamanını bekliyor. Sabırlı da. Bir insana zaman tanıyabiliyor, onlar hakkında fikir sahibi oluyor. Bu bilgiler bazen doğru bazen yanlış olsa da, onunla büyüdüğümü hissettim. Jane roman boyunca güçlü, bağımsız bir kadın olacağının sinyallerini bolca veriyor: kuş, kafes örneği / Edward’a denk hatta ondan üstün olduğunu söylemesi vs. Roman ayrıca gotik elementler de
1000k
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
Gazap Üzümleri
10/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 01:25
Gazap Üzümleri, John Steinbeck’in 1939’da yayımlanan ve Büyük Buhran dönemindeki Amerika’yı anlattığı güçlü bir toplumsal romanıdır. Eser, yalnızca Joad ailesinin dramını değil; yoksulluk, göç, sömürü ve insan onuru üzerine kurulmuş büyük bir toplumsal çöküşü anlatır. Roman, şartlı tahliye ile hapisten çıkan Tom Joad’ın Oklahoma’daki evine dönmesiyle başlar. Tom, eve vardığında ailesinin yaşadığı çiftliğin boşaltıldığını görür. Kuraklık, borçlar ve bankaların baskısı yüzünden küçük çiftçiler topraklarını kaybetmiştir. Traktörler tarlalara girmiş, ailelerin toprağa bağlı hayatı sona ermiştir. Tom, yolda eski vaiz Jim Casy ile karşılaşır. Casy artık eski inancını yitirmiştir; bireysel kurtuluş yerine insanların birlikte yaşadığı acılara yönelmiştir. Bu karşılaşma, romanın düşünsel omurgasını kurar. Tom sonunda ailesini bulur. Joad ailesi, Kaliforniya’da iş bulunduğunu söyleyen broşürlere inanarak yeni bir hayat kurma umuduyla göç hazırlığı yapmaktadır. Ellerindeki son eşyaları satar, eski bir kamyon alır ve hep birlikte yola çıkarlar. Ama bu yolculuk bir umut yolculuğundan çok, yavaş yavaş çözülen bir hayatın hikâyesine dönüşür. Route 66 boyunca ilerlerken aile hem yoksullukla hem de kayıpla yüzleşir. Yolculuk sırasında yaşlı dede ve büyükanne ölür; aile daha Kaliforniya’ya varmadan dağılmaya başlar. Kaliforniya’ya vardıklarında onları bekleyen şey refah değil, büyük bir hayal kırıklığıdır. Broşürlerde vaat edilen işler bir tuzaktır. Aynı ilanlar binlerce aileye dağıtılmıştır; bu yüzden iş çok, ücret ise açlık sınırının altındadır. Toprak sahipleri bu kalabalığı kullanarak işçileri birbirine kırdırır. Göçmenler “Okie” diye aşağılanır, hor görülür ve sürekli polis baskısı altında tutulur. Aile, kamplarda açlık, hastalık ve aşağılanma içinde yaşamaya çalışır. Burada
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202145,8bin okunma
Ahlaksızlığın norm olduğu bir toplumda yaşamak, yaşamak mıdır?”
4/10
·344 syf.··
2022 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2022 17:47
Ya yaşamını idame ettirebilmek adına ahlaksızlığı bir ahlak biçimi olarak benimseyecek ya da ahlakı uğruna yaşamından vazgeçecekti… Bu romanda aslında tek bir soru vardır ve tüm olaylar onun etrafında şekillenir: Ahlak; açlık ve toplum baskısı karşısında ne kadar dayanabilir? Peki; Yaşam, sadece nefes alıp vermek midir; yoksa insanı insan yapan değerlerle birlikte sürdürülebilen bir anlam mı? Kaygılarımızın Kışı, John Steinbeck’in son dönem eserlerinden biri olarak, konu bakımından oldukça güçlü bir zemine sahip olsa da anlatım yönünden diğer kitaplarına kıyasla daha sönük kalmış bir roman izlenimi bırakıyor. Özellikle betimleme konusundaki ustalığıyla bilinen yazarın bu eserinde, anlatımın yer yer yüzeyde kaldığını ve okuyucuya geçmesi gereken duygusal yoğunluğun tam anlamıyla aktarılmadığını düşünüyorum. Romanın ilerleyişi zaman zaman ağır ve dağınık bir yapı sergiliyor. Bu durum, okurun metne odaklanmasını zorlaştırıyor. Oysa ele alınan tema son derece çarpıcı: Ahlaki değerlerin giderek çözüldüğü bir toplumda, bireyin bu çürümeye karşı direnme çabası. Baş karakterin bir market çalışanı olması ve sıradan bir hayat sürmesi, anlatılan çatışmayı daha gerçek ve güncel kılıyor. Etrafındaki insanların —hatta ailesinin bile— ahlaki sınırları kolaylıkla aşması karşısında onun bu düzene uyum sağlamamak için verdiği mücadele, aslında bireyin kendi vicdanıyla verdiği savaşın bir yansımasıdır. Bu noktada karakter yalnızca bir birey değil, aynı zamanda bir “vicdan sembolü” haline gelir. Özellikle oğlunun ödevinde yaptığı küçük bir hileye verdiği tepki, romanın en çarpıcı kırılma noktalarından biridir. Bu sahne, ahlaki çürümenin sadece toplumda değil, artık aile içinde ve yeni nesilde de normalleştiğini gösterir. Karakterin bu duruma duyduğu rahatsızlık, onun içsel çöküşünü
Kaygılarımızın KışıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20141,314 okunma
HABİL Mİ KABİL Mİ?.. KADER Mİ İRADE Mİ?
10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 19:25
İnsan kötü mü doğar, yoksa bir noktada mı kötüleşir? İyi ya da kötü insan olmayı biz mi tercih ederiz yoksa genetik olarak mı aktarılır? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Uzun zamandır okumak istediğim o kitabı sonunda okudum. İki ailenin kuşaklara yayılan hikâyesini katman katman işleyen; iyilik ve kötülük kavramını Habil ile Kabil anlatısı üzerinden sorgulayan, kader ile irade arasındaki o ince çizgiyi düşündüren; aile içindeki sevgi eksikliğinin ve onay arayışının insan ruhunda açtığı yaraları gösteren; unutulmaz karakterleri ve güçlü mekân tasvirleriyle bana “roman dediğin tam olarak budur” dedirten Cennetin Doğusu ’nu inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım… John Steinbeck çok çok sevdiğim bir yazar. Daha önce okuduğum üç kitabında; toplumsal gerçekçilik akımını mükemmel bir şekilde işlemişti ve bunun yanında insan ruhu ve psikolojisiyle ilgili analizleri de mükemmeldi. Cennetin Doğusu ise uzun zamandır okumak istediğim, yazarın bizzat kendisinin “Bugüne kadar yazdıklarım bu kitaba hazırlıktı.” dediği, çevremde güvendiğim birçok kaliteli okur arkadaşımın öve öve bitiremediği, dolayısıyla bekletimin çok yüksek olduğu bir kitaptı. Daha önce de söylemiştim, bir kitaba beklentim çok yüksek başlayınca genelde tam olarak karşılamıyor beklentimi; doğal olarak temkinli başladım esere… Ama sayfalarda ilerledikçe bütün bu övgüleri sonuna kadar hak ettiğini anladım. Birazdan detaylı anlatacağım ama baştan da söyleyeyim: bu eser her ayrıntısıyla sonuna kadar hak ediyor hakkında söylenenleri ve kesinlikle tam bir başyapıt! Kitapta, Hamilton ve Trask ailelerinin kuşaklara yayılan hikayesi direk yazarın ağzından anlatılıyor. Şöyle ki; kitabın ana karakterlerinden Samuel Hamilton, John Steinbeck’in büyük dedesi oluyor. Yani bu kitabı okurken yazardan ve onun aile büyüklerinden izler
Edebiyat
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma