Miss Clark’ın hakkımda söylediklerinin gücü, o güne dek evde olsun GPS’de olsun etrafımda ayrı ayrı dolanıp duran olumsuz ve eleştirel yargıların tümünü bir araya toplamasında yatıyordu. Beni, tıpkı kalıba dökülen jöle gibi, bütün kusurlarımla birlikte bir hamlede sevimsiz bir çelik tencereye boca edivermişti sanki...
O ve Bay Jöle yaklaşırken grubun bas müziği göğsümde tit reşiyordu. Adamın dokunmadığını fark ettim. Elleri belinde, sırtında ya da boynunda değildi.
Mollie benimle olsaydı, kesinlikle ellerim her zaman onun üzerinde olurdu. Herkes onun ilişkisi olduğunu ve onu ne kadar çok istediğimi anlardı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Agnes'ın çocuğu, kızı, minicik doğan bebeği bir sandalyeye oturmuş. Agnes buna hâlâ inanamıyor. Judith'in yüzü solgun ama gözleri canlı ve tetikte. Zayıf ve güçsüz ama et suyuna çorba içmek için gözlerini annesine dikerek ağzını açıyor.
Agnes oğlunun yanında oturur, titreyen vücudunu tutarken ikiye bölünmüş gibi. Kızı kurtulmuş; bir kez daha onlara bağışlanmış. Ama buna karşılık, Hamnet onlardan alınacakmış gibi görünüyor.
Oğluna bağırsak temizleyici bir şey içirmiş, biberiyeli ve naneli jöle yedirmiş. Judith'e verdiği her şeyi ve daha fazlasını vermiş ona. Ortası delik bir taşı yastığının altına koymuş. Saatler önce, Mary'den kurbağayı getirmesini istemiş ve bir çarşafla Hamnet'ın karnına bağlamış.
Hiçbiri onu geri getirmemiş; iyileştirememiş. Agnes bütün umudunun delik deşik bir kovadan akan su gibi akıp gittiğini hissediyor. Aptalsın, diyor kendine, salaksın, körsün, budalanın tekisin. Başından beri Judith'i koruması gerektiğini zannederken, esas gidecek olan Hamnet'mış meğer. Kader ona nasıl böyle acımasızca bir tuzak kurabilir? Yanlış çocuğa odaklanmasını sağlayıp o başka yere bakarken uzanarak nasıl öbür çocuğunu alır?
Olanlara inanamayarak, büyük bir öfkeyle bahçesini, tozlar, iksirler, yapraklar, sıvılarla dolu raflarını düşünüyor Agnes. Ne işe yarıyor ki bütün bunlar? Ne anlamı var? Yıllar yılı o bitkilere bakmış, yabani otları yolmuş, budamış, toplamış. Çıkıp o bitkilerin hepsini köklerinden koparmak ve ateşe atmak geliyor içinden. Aptal, işe yaramaz, çokbilmiş Agnes. Kendi bitkilerinin bununla baş edeceğini nasıl düşünebilmiş?
Oğlunun vücudu cehenneme düşmüş işkence çeker gibi. Eğilip bükülüyor, kasılarak kıvranıyor. Agnes artık yapabileceği bir şey kalmadığını anlamaya başlıyor. Oğlunun yanında kalıp onu rahatlatmak için elinden geleni yapabilir ama bu
Kafatasınızın içindeki pembe jöle kıvamlı, ortalama 1400 gramlık organ, aslında alışık olmadığımız türden bir bilgisayımsal (kompütasyonel) malzemedir.
“Kafatasınızın içindeki pembe jöle kıvamlı, ortalama 1400 gramlık organ, aslında alışık olmadığımız türden bir bilgisayımsal (kompütasyonel) malzemedir. Kendi kendini yapılandırabilen minyatür ölçekli parçalardan oluşan bu malzeme, inşa etmeyi düşlediğimiz ya da düşleyebileceğimiz her şeyi rahatlıkla geride bırakacak özelliktedir. Bu nedenle kendinizi tembel ya da kalın kafalı hissettiğiniz zamanlarda, aslında gezegendeki en çalışkan ve parlak nesne olduğunuzu düşünüp moralinizi yükseltebilirsiniz.”