8/10
·336 syf.··
2026 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:58
Kitap ilk olarak şehirde trafikte aniden kör olan bir adamla başlıyor. Bir yardimsever onu evine bıraktıktan sonra körlük hızla etrafa yayılıyor. Hükümet bu olağandışı durumu kontrol altına almak ve 'halkı korumak' adına körlük salgınına yakalanan insanları boş olan akıl hastanesinde karantina altına alıyor. Orada ise bir Göz Hastanesinde tanışan yedi kişinin etrafında yaşam mücadelesi devam ediyor. Asıl kritik nokta ise kitapta sadece bir kadın görüyor 'Doktorun karısı' olarak ele alınıyor. Bu yedi kişiden biri (Aslında kitapta hiç kimsenin adı yok. İlk kör, ilk körün karısı, siyah bantlı yaşlı adam,şaşı çocuk, doktor, doktorun karısı, koyu renk gözlüklü genç kız "Kör olduktan sonra adların ne önemi var ki ? " ) Etrafin ne hale geldiğini, insanlığın daha ne kadar pislenecegini sadece o kadın görüyor. Aradaki bir köprü gibi ,O 6 kişiyi sanki cocuklariymis gibi hep koruyor, sorumluluk alıyor ve tüm yük onun omuzlarinda Kitabın dili sade ,ve açıkçası biraz zor. Nokta ve virgül hariç hiç bir noktalama isareti yok. Ama konusu itibariyle de hayli ilgi çekici Kitapta Yazar aslında körleşmeyi yazmamış, gerçekleri, hayatı,görmemeyi, toplumu, hükümeti,insanlığı eleştiriyor. Ve bunu sembolizmden yararlanarak kitabında yer veriyor. Çok beğendigim ve ara ara tekrar dönüp gözden geçirmek istediğim bir kitap oldu. Yazarın Mart 1997’de evinde kendi adına olan, şöyleşi de körlük hakkinda şu cümleleri söylüyor: Körlük için aklınıza gelen fikir nasıl gelişti? JS: Bir restaurant’daydım, siparişimin gelmesini bekliyordum. Tam o anda birden aklıma bir düşünce geldi: Ya hepimiz kör olsaydık? Kendi soruma kendim cevap verecek olursam aslında hepimiz körüz. İşte bu noktaydı romanın embriyosu. Daha sonra başlangıç durumlarını düşündüm ve sonuçların doğmasına izin verdim. Sonuçları
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
İnsan Kalabilmenin Sınavı
Puan vermedi·336 syf.·
2026 3. kitabı
İlk Jose Saramago kitabını Körlük'le okumuş oldum. Daha önce adını sıkça duyduğum ve içeriğini merak ettiğim bir kitaptı doğrusu. Lakin sürekli popüler olup önümüze çıkan kitaplardan bazıları beni hayal kırıklığına uğrattığı için bu kitabı geç okumuş oldum. Kitap insanın kendi ile yüzleşmesini sağlayan sarsıcı bir içeriğe sahip. Yeri geldiğinde üzüldüğün, acıdığın, korktuğun ve yeri geldiğinde öfkelendiğin, iğrendiğin yerleri var. İnsana bir çok duyguyu tattıran ve hissettiren bir kurgusu var. Herhalde okuyup da kendini körlerin yerine koymayan onlardan biri gibi hissetmeyen çok az kişi vardır. İnsanlığın o durumda bile ne kadar vahşileşebileceğini kitapta görmüş oluyoruz. Kitap ve körlük biraz daha devam etse yamyama da dönüşebilirdi insanlık. Bence gerçek hayatla örtüşen çok noktası vardı. Önemli olanda insana hisleri ve duyguları ne kadar aktarabildiği bence ve bu kitapta Saramago bunu çok iyi yapmış. Kitabı bitirdikten sonra bile geçmedi içimdeki iğrenti durumu. Sonuç olarak ne olursa olsun insanlığını yitirenlerin çoğunluğuna rağmen insan olarak kalabilenlerin olması bizim en büyük umudumuz. Medeniyet dediğimiz şeyin nasıl ince bir kabukla çevrili olduğunu ve her an çatlayıp kırılabileceğini görmüş oluyoruz. Bazen yaşamak ve bilmek yetmiyor demek ki. Hissetmek gerekiyor.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Reklam
Körlük
Puan vermedi
Bir şehirde yaşayan adam, kırmızı ışıkta beklerken aniden kör olduğunu anlar. çevreden yardıma gelenler olur bir kişi onu yardım etmek için evine götürür, daha sonrasında bütün insanlar yavaş yavaş kör olmaya başlar. Devlet bu durumun durdurulabilmesi için kör olan bu insanları eski bir akıl hastanesine götürür ve kapatır. insanlar artık karantina altındadır. Çünkü bu körlüğün bulaşıcı olduğunu düşünmektedirler. kitapta yedi ana karakter var, yedi karaktere daha sonra gözyaşı yalayan köpek katılıyor . Farklı bir yazım dili var yazarın.mevcut düzene başkaldırı olarak yazdığını düşündürdü bana. Kitap belirsiz bir şehirde geçiyor ne şehrin ne de karakterlerin isimleri yok. İsimlerin değil,karakterlerin davranışlarını psikolojilerini öne çıkarma amaçlı yapıldığını düşünüyorum… Bir anda kör olduğunda, günlük hayatta farkına varmadan doğal akışıyla yaptığın, yaşadığın,gördüğün bütün işlevlerin bir anda nasıl Allah bullak olduğunu hissettirdi. belki de buradaki anlatılmak istenen körlük;manevi bir körlük,vicdani bir körlük,duygusal körlük,belki de çok önemli olan ahlaki körlük… Kitabı okurken Corona zamanı yaşanan karantina günleri aklıma geldi, keşke daha önce okusaydım dedim. Karantina altındaki insanların bir grup insan tarafından ne kadar ezildiğini horlandıdığını istedikleri zaman insan dışında çok daha korkunç bir yaratığa dönüşebilirdiklerini ve bunları okurken de, yumruklarımı sıkıp, neden bunun olmasına izin veriyorsunuz diyerek bir anda geçmişte yaşadıklarımıza geri dönüp onları çok iyi anladığımı hissettim. Görmek istemeyen kader kör, duymak istemeyen kadar sağır kimse olamaz … öyle bir detay geçiyor ki, görebilen birisi bile görebildiğini görmeyen diğer insanlarla paylaşmaktan korkuyor. Kendilerinden olmadığı onlar gibi olmadığı için. Jose Saramago 1998 yılında
Duygu ve Düşünce
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2024132bin okunma
Güneşi Uyandıralım
8/10
·280 syf.··
2022 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2022 00:00
Bazı karakterler vardır; bir kitabın sayfalarından çıkıp insanın hafızasında gerçek bir iz bırakır. Zezé de benim için tam olarak böyle bir karakter oldu. José Mauro de Vasconcelos’un kaleminden çıkan bu küçük çocuğun hikâyesi, yalnızca bir çocukluk anlatısı değil; sevgiye, yalnızlığa, hayal gücüne ve büyümenin acı taraflarına dokunan derin bir yolculuk. Güneşi Uyandıralım , çoğu okurun Şeker Portakalı ile tanıdığı Zezé’nin hayatına devam eden bir eser. Şeker Portakalı, dünya çapında gördüğü ilgiyle öylesine büyük bir üne kavuştu ki aslında yazarın diğer eserleri zaman zaman onun gölgesinde kaldı. Oysa Zezé’nin yaşamının devamını anlatan bu kitap, onun iç dünyasını ve değişimini anlamak için çok önemli bir yere sahip. Şeker Portakalı’nda küçük yaşta yaşadığı acılarla, sevgisizliği ve hayal dünyasıyla tanıdığımız Zezé; bu kitapta biraz daha büyümüş, hayatın gerçekleriyle daha fazla karşılaşan bir çocuk olarak karşımıza çıkıyor. Ancak içindeki o hassas, sorgulayan ve sevgi arayan taraf hâlâ onunla birlikte. Zezé’nin en büyük mücadelesi aslında dış dünyayla değil; kendisini anlayacak, ona gerçekten değer verecek bir yer bulma çabasıyla ilgili. Yazar, Zezé üzerinden çocukların dünyasını çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Çocukların yaşadığı duyguların küçümsenmemesi gerektiğini, onların da en az yetişkinler kadar derin kırılmalar yaşayabileceğini gösteriyor. Zezé’nin hayal gücü, yaşadığı zorluklara karşı bir kaçış değil; hayata tutunma biçimi oluyor. Kitapta beni etkileyen en güçlü noktalardan biri de Zezé’nin sadece “acı çeken bir çocuk” olarak değil, zamanla kendini tanımaya çalışan, hatalarından öğrenen ve büyüyen bir karakter olarak işlenmesi. Onun değişimini okumak, bir çocuğun dünyayı nasıl anlamlandırmaya çalıştığını görmek açısından çok değerli. José Mauro de Vasconcelos, sade bir anlatımla büyük duygular bırakmayı başaran
Roman
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,8bin okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:53
Kitabın başkahramanı Zezé, yoksul bir ailede yaşayan, hayal gücü çok güçlü ve oldukça zeki bir çocuktur. Çevresindeki insanlar tarafından çoğu zaman yanlış anlaşılsa da sevgiye, ilgiye ve anlayışa ihtiyaç duyar. Zezé'nin bahçesindeki şeker portakalı ağacıyla kurduğu dostluk, onun yalnızlığını ve iç dünyasını okuyucuya derinden hissettirir. Romanın en güçlü yanı, çocuk gözünden anlatılan olayların hem sıcak hem de hüzünlü bir etki bırakmasıdır. Zezé'nin yaşadığı sevinçler ve hayal kırıklıkları o kadar gerçekçi anlatılır ki okuyucu kendisini onun yanında hisseder. Kitap ilerledikçe duygusal yoğunluğu artar ve birçok okuru gözyaşlarına boğabilecek sahneler içerir. Yazarın sade ve akıcı dili sayesinde eser her yaştan okuyucuya hitap eder. Ancak görünüşte bir çocuk kitabı olsa da içinde aile, sevgi, yoksulluk, dostluk ve büyümenin zorlukları gibi derin temalar barındırır.
Duygu ve Düşünce
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,3bin okunma
9/10
·336 syf.··
2026 8. kitabı
Bir adam trafikte aniden “beyaz körlük” yaşar. Ardından bu körlük hızla yayılır ve bütün şehir kaosa sürüklenir. Devlet, hastaları karantinaya alır ama düzen kısa sürede çöker. Kitap, özellikle kör olmayan tek bir kadının gözünden insanlığın çöküşünü anlatır. Kitabın asıl meselesi: Saramago’nun anlattığı körlük fiziksel değil; daha çok insanların zaten sahip olduğu ahlaki körlük. Yani görmekle bakmak arasındaki fark. Temalar: İnsan doğası: Medeniyet çöktüğünde geriye ne kalır? Güç ve sömürü: Kaos ortamında güçlü olanın zayıfı ezmesi. Vicdan: Kör olmayan kadının taşıdığı yük. Toplum eleştirisi: Düzenin ne kadar kırılgan olduğu. Kitabın güçlü yanları: Çok çarpıcı ve rahatsız edici bir atmosfer kuruyor. İnsan psikolojisini sert ama gerçekçi anlatıyor. Okuru sürekli “Ben olsam ne yapardım?” diye düşündürüyor. Sembolizmi çok güçlü. Zorlayıcı tarafları: ✘ Noktalama ve diyalog kullanımı alışılmışın dışında; ilk başta yorabilir. ✘ Ağır ve karanlık sahneler içerir. ✘ Umut hissi çok azdır. Tek cümleyle anlatmak gerekirse: “Körlük, gözleri açık insanların iç dünyadaki karanlığını anlatır.” Bu kitap bittikten sonra insanın aklında şu soru kalır: “Gerçekten görebiliyor muyuz, yoksa sadece bakıyor muyuz?” Senin sevdiğin gizemli ve derin sorgulamalara çok uygun bir kitap.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Reklam
Reklam