"Buharlı tren kadar yirminci yüzyıl uygarlığını temsil eden başka bir şey yoktur. Bilmem kaç insanı aynı kutuya sokuyor ve gümbürdeyerek gidiyor. Kayırması yok. İçine tıkıştırdığı herkes aynı hızda gitmek, aynı istasyonda durmak ve aynı buharın tadına bakmak zorunda. İnsanlar bu trene binmek diyor, bense paketlenmek ve bir kutuya yüklenmek diyorum. Onlar trenle gidiyorum diyor, bense nakledilmek diyorum."
"Eğer köprünün yanında durup, gelip geçen insanların kalplerindeki dert ve tasaları tek tek dinleyebilseydiniz, büyük ihtimalle bu dünyada yaşamak dehşete düşürecek kadar zor olurdu."
"Sadece aklın istikametinde hareket edersen insanlardan uzaklaşırsın. Duygularınla hareket edersen sürüklenirsin. Ruhunu açarsan ve dilediğin gibi yaşamazsan sıkışırsın. Nasıl bakarsan bak, insanlarla yaşamak zordur."
"Müslümanlar dinlerinden yola çıkarak evrensel kültüre en zengin katkıyı yaptılar. Dînî yobazlık Avrupa'yı asırlarca tam bir durgunluğa sevkederken, Batı'ya galip gelen Müslümanlar, kültür mirasını mahvetmek yerine, onu özümlemeyi bildiler ve böylece de kültürlerinin gelişip ışıldamasını sağladılar. Öyle bir kültür ki, bu kültür, bütün yönleriyle, Kur'an'ın tevhitçi (Allah'ın bir ve insanlığın da aynı ana babadan gelme bir birlik olduğu) bakış açısından ilham alıyordu. İslam'a özgü eğitim sistemi işte bunu gerçekleştiriyordu."
Sayfa 108 - Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları·Kitabı okuyor