kitabı dün bitirdim inceleme yazmadan önce biraz zaman geçsin istedim. çünkü kafam baya karışmıştı. okuduklarımı anlamak için tekrar tekrar okumam gerekti.
kitap hakkında söylenecek pek şeyim yok aslinda birkaç cümle sadece.
genel kurgu güzeldi, akıcıydı ki zaten coho kitaplarının çoğu benim için -bazılarımız için- akıcı. bitirmeden ayrılmak istemiyorsunuz.
smut sahneler gereğinden fazlaydı, rahatsız olacaklar için problem olabilir ama beğenmeyenler için de smut sahneli tek kitap da bu değil. sonuçta colleen hoover gençlere hitap eden bir yazar.
her neysee gerilim harikaydı, kitabin sonuna kadar ne olacak sorusu peşimi bırakmadı. ters köşe oldum resmen. sonda gerçek ne yalan ne bilemiyorsun ayırt edemiyorsun.
acaba verity manipülasyon mu yapıyordu yine yoksa gerçeği mi söylüyordu? işte bunu bilemeyeceğiz.
teşekkürler
kitap akıcı ve güzeldi. açıkçası etkisi hala üzerimde o yüzden incelemeyi biraz geciktirdim:))
werther beni çok duygulandırdı. onun yerine olsam sevdiğim için hayatımdan vazgeçer miydim? hmmm.. emin değilim.
~
werther'in kendinden vazgeçercesine lotte'ye aşık olması, kedini tümüyle ona bağlaması etkileyiciydi. öte yandan nişanlı olduğunu ve kavuşamayacağını bildiği kadına aşık olmak da aslında kendi suçudur biraz da. çünkü werther başından beri yanlış aşka düştüğünü, bunun olamayacağını biliyordu. her şeye rağmen umudunu yitirmemesi hoşuma gitti yine de.
son olarak, beni en en çok duygulandıran ve ağlatan sahne; lotte'nin, wertherin intihar etmek için istediği silahları elleriyle ona yollaması -kendini öldüreceğini biliyordu- ve werther'in de bunu bilip ölümünün sevdiğinin elinden olmasına sevinmesi...
ah be werther keşke sonun böyle olmasaydı diyorum ve incelememi bitiriyorum.
teşekkürler
her kesin mutlaka okuması gerek diye düşündüğüm bir george orwell kitabı daha. 1984 kitabı gibi düşünebilirsiniz. çok benzerlikler var şöyle ki orwell'in 1984 kitabında da canlının baştan sona
kitap, aile fonunda ahlaki düşüncelere, aile kavramlarına ışık tutuyor.
aile başçısı ali rıza bey ahlaklı yaşamak, bunu çocuklarına öğretmek yolunda can koyuyor,buna rağmen yaptıkları beğenilmiyor. tam aksine gerikafalılıkta, kızlarını eve hapsetmekte onların özgürlüğünü ellerinden almada suçlanıyordu.
halbuki onun isteği ahlakla,namusla yaşamaktı. ne var ki bu zamanenin değişmesi, insanların artık ahlak hakkında farklı düşünmeleri yüzünden mümkün olmuyor.
ailesini dışarıdaki namussuzluktan korumak için elinden geleni yapar ama bu da yeterli olmaz çünkü kızları dışarıya can atar. aüslenmek, partilerde eğlenmek,diğer kızlar gibi yaşamak istiyorlar ve evet,sonunda istedikleri oluyor da.
ve normalde bunların hiçbirine katlanamayan ali rza bey de bir şey diyemiyor,çaresizlik yaşıyor.
resmen ali rza bey'in çöküşüydü benim için bu eser.
ve son olarak, çoğunlukla ali rza bey'e katıldığımı söyleyeceğim.
bu kadarr, teşekkürler
100/10...keşke defalarca beğenip defalarca puanlaya bilseydim. harika bir kitaptı çünkü..
öncelikle, kitap bir ailenin hayatını konu alıyor. a sıradan aile işte ne kadar dertleri,sorunları olabilir ki? ama öyle değil işte. her insan bu dünyada bir dünyadır.
hikaye bireylerinin dilinden teker teker anlatılıyor. yazarımızı tebrik ediyorum, öylesine güzel bir hikaye ortaya koymuş ki, neresinden baksanız birinin haklı olduğunu görürsünüz
.
önce nurten'i dinliyorsunuz mesela, yazık kadın da haklı ama. sonra sıra diğerlerine gelince, a bu da haklı dedirtiyor size. dedim ya, bu hikayede herkes haklı.
hayatta da öyle değil mi? herkesin her şeyde bir haklılık payı var. sadece biz olaylara, yaşananlara kendi açımızdan kendi hayatımızdan bakıyoruz. tabi başkasının gözüyle olaya bakıp onu tamamen anlamak da zor. (ama imkansız değill)
kitabın ister dili, ister anlatım biçimi, isterse de karakterlerin konuşma tarzı iyiydi. kitap bana çok samimi geldi, sanki arkadaşlar oturmuşlar da sıra sıra bana dert yanıyorlar ve hepsine de 'sen haklısın' diyorum çünkü öyle. bi yerde herkes kendince doğru bildiğini konuşuyor.
kitapta anlatılmak istenen şu aslında, kimse dertsiz değildir, şermin yaşar diliyle anlatalım:
"insan böyle bir şey. nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. yarasız, dertsiz, sırsız insan yok."
harbi öyle, insanları ilk bakışta kendimizce yargılamamalıyız. 'a bunun yaşı ne başı ne bi de derdim var diyor' dememeliyiz. çünkü kimse kimsenin neler yaşadığını, nelerle uğraştığını bilemez...
teşekkürler